|

Sözlük Güncelleme:
12. 06. 2001
Dark
room
Türkçe
meali "karanlık oda" olan bu kavram henüz Türkiye'deki barlarda
pek bilinen bir şey değil. Dark room Avrupa'nın ve Amerika'nın
büyük şehirlerindeki bazı barların vazgeçilmez parçalarıdır. Hatta
bar kısmı boş olup, dark room kısmı dolup taşan mekânlar
vardır.
Karanlık oda, tahmin edilebileceği gibi, kimsenin kimseyi
görmediği ama dokunarak hissettiği, sadece cinsel aktivite için
kullanılan mekânlar. Duygusal, cinsel ve etik açıdan ne kadar makûldür
tartışılabilir ama felsefesinin özünde hoşgörü ve özgürlük yatan
eşcinsel kültür için "dark room" çok da yadırganacak bir olgu değil.
Sonuçta oraya girmekte ya da dışında kalmakta özgürsünüz!



Penetrasyon Güncelleme:
22. 05. 2001
En
basit anlamıyla "giriş-çıkış". Henüz yabancı bir sözcük olduğu için
Türk Dil Kurumu'nun sözlüğünde yer almayan "penetrasyon" için Longman-Metro
İngilizce-Türkçe sözlük şöyle yazıyor:
"1. İçine girme, içe işleme, nüfuz, delip geçme
2. Cinsel birleşme sırasında erkeğin cinsel organının kadının cinsel
organına girişi."
Penetrasyon, yani giriş-çıkış Doğu toplumlarında -ki buna
biz de dahiliz- "seks"le eş anlamlıdır. Hatta içinde penetrasyon
olmayan bir cinsel ilişki "gerçek" bir cinsel ilişki sayılmaz. (Bkz.
Mitler Bölümü) Doyurucu bir cinsel ilişkide penetrasyon çoğunlukla
"final" olarak gerçekleşirken cinsel yönden deneyimsiz ya da bilgisiz
birçok kişi tarafından seks, sadece penetrasyona indirgeniyor.



Sazo-Mazoşizm Güncelleme:
27.03.2001
Sado-mazoşizm'in
içinde iki sözcük var. Sadizm ve Mazoşizm. Türk Dil Kurumu'nun sözlüğünde
şöyle tanımlanıyor bu sözcükler:
Sadizm: Başkalarına acı çektirme yoluyla cinsi doyum sağlama
biçiminde kendini gösteren bir tür sapıklık, sadistlik.
Mazoşizm: Eziyet ve acı ile cinsel zevk alma eğilimi, özezerlik.

Tanımda
her ne kadar sapıklık diye bahsedilse de, sapıklığın tanımı iki
taraftan birinin rızası olmadan zorlayarak bir ilişki gerçekleşmesidir.
Bu durumda "sıradan" bir cinsel ilişki bir tecavüzse sapıklıktır.
Ancak partnerlerden her ikisi (ya da üçü, dördü...) de kendi rızasıyla
sado-mazo bir ilişkiye giriyorsa bu tamamen kişilerin kendi bileceği
iştir.

Acı vermekten ve acı verilmekten cinsel zevk almanın altında çok
derin bir psikoloji yatar. Bu eğilim birçok kitaba da konu olmuştur.
En meşhuru ise eğilime adını veren Marquis de Sade'ın yazdığı
Justine'dir. Mazoşizmden zevk alan kişi için "cezalandırılma"
ve "kölelik" fikri tahrik edicidir. Sadizmden hoşlanan kişi için
ise "kontrol etme" ve "efendilik" gibi güç sahibi olma durumları
cinsel doyum içerir. Dom (Dominant) ve Sub (Submissive),
Master (ya da Mistress) ve Slave gibi ezen-ezilen
ilişkisi içeren bu tür cinsellik çoğu zaman deri kıyafet, kırbaç
ve mum gibi aksesuarlarla tam bir fanteziye dönüştürülür. Yurt dışında
geylerin ya da heteroseksüellerin SM kulüpleri vardır ve buralarda
SM partileri düzenlenir.



Cinsel
Azınlık Güncelleme:
09. 01. 2001
Cinsel azınlık tanımı toplumun talep ettiği cinsiyet rollerine ve
cinsel ilişki kalıplarına uymayan kişiler için kullanılır. Gey,
lezbiyen, biseksüel olmak aynı cinsten başka bir kişiye karşı sevgi
ve şefkat hissetmek ya da onu cinsel olarak çekici bulmak şeklinde
hissedilebilir. Kişi aynı cinsten birine aşık olabilir ve hislerini
cinsel olarak da ifade etmek isteyebilir. Kişi kendini gey, lezbiyen,
biseksüel, eşcinsel gibi sözcüklerle tanımlayabilir.

Transvesti ya da transseksüel olmak ise kişinin, toplumun kendisinden
beklediği rolden rahatsız olduğunu ya da karşı cinsten biriymiş
gibi davranmak ya da o cinse geçmek istediğini fark etmesiyle başlar.
Transvestiler karşı cinsin kıyafetini giymekten hoşlanır. Transseksüeller
ise tıbbi bir müdahaleyle cinsiyetlerini değiştirmiş olan kişilerdir.
Bazı transseksüeller heteroseksüel, bazıları biseksüel bazıları
da gey ya da lezbiyen olabilir.
Kaynak:
Some Questios and Answers About Sexual Minorities-International
Gay and Lesbian Human Rights Commission


Güncelleme:
31. 10. 2000
Tanımlamalar
Eşcinsel,
biseksüel, heteroseksüel bu tanımlamalar, 19. yüzyıldan itibaren
oluşturulagelen tıbbi kavramlardır. Bu kavramlar, sadece davranışları
değil, kişiliği de tanımlar. Yani karşı cinsten hoşlanmakla birlikte
hiç cinsel ilişkiye girmemiş bir insan yine de heteroseksüel olarak
tanımlanır. Bu ayrımın tercih edilen cinsel ilişki yöntemiyle de
ilişkisi yoktur. İster asıl zevki öpüşmekten ve el tutmaktan alsın,
ister anal ilişkiden hoşlanıp aktif ya da pasif durumda olsun, eğer
bir erkek cinsel ilişki için başka bir erkeği tercih ediyorsa, eşcinsel
sayılır. Biseksüeller ise iki cinsi de çekici bulurlar. Bütün umutları
ve aşkları kadınlara yönelik olan bir erkek için, istisnai bir durumda
bir erkekle cinsel ilişkiye girerse eşcinsel ya da biseksüel dendiği
olur. Bütün bakışları, umutları, aşkları erkeklere yönelik bir erkek
ara sıra kadınlarla cinsel ilişki kursa ve evli olsa bile eşcinsel
olarak tanımlanabilir. Ya da tam tersi, tanımlanmayabilirler! Çünkü
bütün bu ayrımların keyfi ve belli bir amaca yönelik, doğal olmayan
bir yanı vardır. İnsanlar arasında ayrım yapmak istersek binlerce
sıfat bulabiliriz. Burnu küçük ya da büyük olanlar, solak ya da
sağak olanlar, ıspanak sevenler veya sevmeyenler ve Türkiye'de olduğu
gibi cinsel ilişki sırasında 'giren' ve 'girilen' ayrımlarını yapabiliriz.
Elbette ki bu ayrımlara verilen önem toplum yapısına ve o yapıdan
kaynaklanan ahlak anlayışına bağlıdır. Bireye göre bile değişir.
Birisi umursamazken, diğeri için çok önemli olabilir. Cinsel yönelimlerin
belli ayrımlara tabi tutulması, heteroseksüel ilişki biçimini mutlak
sayan heteroseksist toplum düzeninin bir sonucudur. Oysa insan doğası,
bu tip mutlak ayrımlara gelmez. Hiçbir insanı, kesin olarak eşcinsel,
biseksüel, heteroseksüel diye tanımlayamayız. Tanımlasak bile, bu
hiçbir zaman gerçekteki durumla örtüşmeyecektir. Olsa olsa, heteroseksizmin
baskın olduğu, ataerkil yapıya sahip düzenin varoluşunu sürdürmesine
ve insanoğlunun doğasından uzak kalışının sürekliliğine katkı sağlamış
oluruz.

Cinsel
gereksinim ne kötüdür ne de iyidir, sadece doğaldır. Bunu karşılamaya
çalışmak da doğaldır ve herkesin hakkıdır. Ahlakın konusu, seçtiğimiz
insanın cinsiyeti ya da sevişme biçimi değil, cinselliğimizi sorumlu
ve karşılıklı saygıya dayandırarak yaşamak ya da yaşamamak olabilir
ancak. İster AIDS konusunda olsun, ister bütün yaşam alanlarında
olsun sorumlu ve mutlu yaşayabilmek için kendimizi ve duygularımızı
kabullenmemiz, varoluşumuzu değerli bulmamız ve kendimizle barışık
olmamız önkoşuldur. Hem başka insanları varoluş biçimleriyle kabul
etme hem de kendi varoluş biçimimizi başkalarına kabul ettirme gücünü
ancak bu sayede bulabiliriz. Sadece sekste değil, yaşamın her alanında
yaşayabilmek ve yapıcı olabilmek için büyük bir adım atmak istiyorsak,
kendimize ve başkalarına karşı dürüst olmak zorundayız.
Lambda
İstanbul, WHO ve AIDS Savaşım Derneği'nin ortak hazırladığı AIDS
HAKKINDA BİLMEK İSTEMEDİĞİNİZ HER ŞEY adlı kitapçıktan.



Biseksüellik
 
İnsanların cinselliği deneyimleyebilecekleri oldukça çok miktarda
açı vardır. Heteroseksüellik ve eşcinsellik etrafı
sularla çevrili birer ada değildir. Bazı bölgeleri ortak
olan ve sınırları tam çizilmemiş bölgelerdir. Ve ortak bölgeler
de biseksüelliktir. İnsanlar erotik eğilimlerini harita üzerinde
farklı yerlerde gösterir. Bazılarının bu süreçte gösterdiği yerler
oldukça esnektir. Zaman içinde insanlar değişir ve haritadaki bölgeleri
de farklılık gösterebilir.

Bu da bazı politik sorulara neden olur. Gey ve "straight"
olguları insanları bir tarafa ait olma konusunda tatmin edip rahatlatırken,
iki taraftan birinde kesinlik kazanmış olanlar ötekilere yani "biseksüellere"
nasıl hissetmeleri gerektiğini söyleyebilirler.

Ancak eşcinsellik ve heteroseksüellik bölgelerinin
sınırları birbirine kayabildiği için, kişi ortak bölgelerde
daha mutlu olabilir. Önemli olan öteki cinsel yönelimlerde olduğu
gibi kişinin bunu bir sorun yapmaması ve benimsemesi. Ancak
biseksüellerin işi çoğu zaman eşcinsellerden daha zor olabiliyor.
Çünkü eşcinsel ve heteroseksüel topluluklarda biseksüelleri dışlama
eğilimine sıkça rastlanıyor.

Bir yandan da biseksüeller "heteroseksüel" taraflarını toplumda
rahat yaşamak için kullanabiliyorlar. Bu da onların avantajı
olsa gerek. Türkiye'de yaşanan biseksüellik ise bilinçli
bir cinsel yönelimden çoğu zaman çok uzak. İki
erkek ya da iki kadın olsa bile çiftlerden biri karşı cinsle de
düzenli ilişki kuruyorsa kendini erkekse erkek, kadınsa kadın rolüne
iyice oturtuyor ve cinsel eylem sınırlarını aşıp kimlik haline
gelemeyen bir biseksüellik yaşıyor.

Biseksüelliğin bir geçiş aşaması, farklılık arayışı gibi
eğilimler olduğunun söylenmesi ise eşcinsellik için "bir gün
geçer" mantığının yürütülmesi gibi bir şey. Ancak yine de insan
ruhunun değişme kabiliyetini unutmamak lazım.
|