Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR






GLK Sinema

SEKSİ GLADYATÖR

Amerikan film endüstrisi çıkardığı işler için öyle ayrıntılı pazarlama stratejileri yaratmış ki, bazı filmlerin neden başarılı olmadığını gerçekten merak ediyorum. Filmlerin her türlü izleyiciye hitap etmesi için her kesime göre bir şeyler ekleniyor filmlere. Bu "ayarlama"lardan gey ve lezbiyenler de nasiplerini alıyor tabii. Örneğin Arnold Schwarzenegger'in vurdulu kırdılı bir filminde bir bakıyorsunuz sahnelerden biri gey barda geçiyor. Ya da bir filmdeki iki "heteroseksüel" erkek kahraman arasında anlamsız uzun bakışmalar geçiyor. Yani heteroseksüel çoğunluk için anlamsız.

Filmler vizyona çıkmadan önce farklı kesimlerden izleyici gruplarına gösterilir ve gelen tepkilere göre sahneler eklenir ya da çıkartılır. Sonuçta, sinema salonlarımızı ele geçirmiş Amerikalılar, eşcinsellerin oy potansiyelini fark ettikleri gibi sinemaya gittiklerini de fark etmiş! Dövüş Kulübü'nde Brad Pitt ve Edward Norton'ın oynadığı karakterler arasında yoğun bir homo-erotik gerilim hissediliyordu. Bu eminim hiçbir eşcinselin gözünden kaçmamıştır. Aslında sadece eşcinsellerin değil, hemen hemen hiçbir sinema yazarının kaçmamıştı ve Norton-Pitt ikilisi böyle bir şey olmadığı yolunda açıklama yapmak zorunda kalmıştı. Ama görünen köy kılavuz istemez.

Gladyatör filmine gelince, Russel Crowe'un birden geylerin en sevdiği aktör statüsüne çıkıvermesi hiç de rastlantı değil bence. Maximus giydiği kıyafetlerle doksanların derici geylerinin Roma çağı versiyonu sanki. Sert bakışları, erkeksi tavırları ve bacaklarını gösteren deri kıyafetleriyle tam bir gey ikonu. Kimbilir kaç geyin içini titretmiştir o bakışlarıyla. Filmdeki karakteri bir yandan da eşcinselliğin nedenleri arasında sayılan meşhur "zayıf baba figürü" teorisini de destekler gibi. Ailesine ve çocuğuna bağlı müşfik baba, ee tabii birçok gey yaşamında duyduğu baba eksikliği yüzünden Maximus'u beğenmek için bir neden daha bulmuş olmalı.

Gladyatör'de bol bol kas ve yarı çıplak erkek görüyoruz. O kadar kargaşa ve koşuşturmanın arasında bile gey gözlerden kaçmıyor bu. Araya serpiştirilmiş kötü kralın kız kardeşini de saymazsak tam bir erkek filmi. İçinde bu kadar erkek olan filme erkek eşcinseller gitmesin de kim gitsin? "Sahibi"nin Maximus'a kız mı oğlan mı istediğini sorduğu sahne benim favori sahnem. Sanki Maximus içinden "Şu an şöyle genç ve yakışıklı bir delikanlı olsa fena olmaz ama öldürmem gereken bir kral var, onu halledeyim de" der gibi. Roma'nın o döneminde aynen Antik Yunan'da olduğu gibi genç erkeklerle yatmak öyle büyük bir olay değil ve yaşamın bir parçası. Yapımcılar "eşcinsellere de hitap etmek" fikrini abartıp bir gey aşk hikayesi de serpiştiriverselerdi diye geçirdim içimden.

Böyle düşünürken bir şeyi atladığımın farkına vardım. Belki buna "öküz altında buzağı aramak" diyeceksiniz ama, Maximus'un hizmetçisine ne demeli! Böyle sadakat, böyle sevgi görülmemiş bir şey bence. Arena'da o dövüşürken onu izlemesi, bakışları ve o yaşına geldiği halde hizmetçinin ailesi, karısı, çocuğu gibi bir şeylerden bahsedilmiyor olması beni şüphelendirdi. Acaba hizmetçi, "Bazen istediğim, çoğu zaman da istemediğim şeyleri yaparım" demekle bir şey mi ima ediyordu? Yok yok, şüpheciliğin bu kadarı fazla. Ailelerini bile görmeyip iki yıldan daha uzun bir süreyi beraber, aynı çadırda geçiren iki adam arasında ne olabilir ki?

Filmin öteki ilgi çekici karakteri de tahtı bir cinayet işleyerek ele geçiren Caesar! Alın size bir "zayıf baba figürü" vakası daha. Aslında Hollywood'un yıllardır çizdiği ve yerleştirdiği ruhsal sorunları olan psikopat eşcinsel tipine cuk oturan bir karakter. Ama sanki orijinal senaryoda öyleymiş de son anda ufak bir rötuşla iktidarsız ve kız kardeşine göz koymuş bir ensest vakasına çevrilivermiş. "Celluloid Closet" (Sakıncalı Film Dolabı) isimli kitap ve de filmde Hollywood'daki birçok senaryo yazarının gey olduğundan, yazdıkları senaryolarda çoğu zaman eşcinsel karakterler bulunduğundan ama yapımcıların bunları başka şekillerde değiştirdiğinden bahsedilir. Neyse, zaten Caesar da sonunda hak ettiği cezayı görüyor. Eski Hollywood filmlerindeki her eşcinsel ya da psikopat gibi.

Diğer yazılar için tıklayın



GL KÜLTÜRÜ

GLK EDİTÖRÜ'NDEN

DERDİNİ SÖYLEMEYEN

EŞCİNSEL DEHALAR

TARİHİN PEMBE
SAYFALARI


ROMEO & ROMEO

JULIET & JULIET

KADIN KADINA

ERKEK ERKEĞE

CİNSİYYET
(GL haber)

MİTLER

GLK MÜZİK

GLK KİTAP

GLK SİNEMA

SAĞLIK

SÖZLÜK

CİNSEL BİLGİLER

MEKANLAR

Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 



Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla