Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR






GLK Sinema


Akıl Oyunları
A Beautiful Mind bu yılın en öne çıkan filmlerinden biri. 8 dalda aday gösterildiği Oscar ödüllerinde, 13 dalda aday olan Yüzüklerin Efendisi'nin en ciddi rakibi. 4 dalda Altın Küre kazandı -ki Titanic dışında 4 Altın Küre'li bir başka film hatırlamıyorum, en azından son 15 yıl içerisinde. Son olarak kazandığı Yönetmenler Birliği ödülüyle de yarışta iyice avantaj kazandı. Peki bu başarının sırrı nedir?

Doğrusu, buna verebileceğim net bir cevap yok, çünkü ben bunca takdirin sebebini çok da anlayamadım. Film, evet, gayet eli yüzü düzgün bir film. Eğer John Nash'in hayatıyla ilgili saklanması tercih edilmiş bazı gerçekleri bilmesek (biseksüelliği ve Yahudi karşıtlığı), iyi bir biyografi olduğu da söylenebilir. Ama iyi bir televizyon filminden daha fazlası var mı acaba bu filmde?

Belki de haksızlık ediyorum. Aslında senaryoya söylenebilecek çok olumsuz bir lafım yok. Akiva Goldsman, Batman&Robin lekesini atmış oldu bu filmle. Nash'in kendisinin zaten sağladığı malzemeyi iyi değerlendirmiş. Paranoyak şizofrenisi, McCarthy dönemiyle örtüşüyor. Teorisi, özellikle serbest piyasa ekonomisiyle eşzamanlı olarak yeniden keşfediliyor, takdir görüyor ve daha geniş uygulama alanı buluyor. Ayrıca tüm görmezden gelen tavra rağmen, hayal arkadaşı Charles ve sürekli yinelenen D.H. Lawrence bahsi ile eşcinselliği de en azından ima ediliyor.

Savunma Bakanlığı için yaptığına inandığı çalışmalarda da milliyetçiliği ve ayrımcılığı seziliyor kanımca. Fakat Ron Howard'ın Amerikan Yönetmenler Birliğinden ikinci kez En İyi Yönetmen ödülünü alacak kadar iyi bir iş çıkarmış olduğu söylenebilir mi (Kendilerinin Howard'a karşı anlaşılmaz bir zaafı olduğu ortada, daha önce de bir diğer sıradan işi olan Apollo 13 ile kazanmıştı bu ödülü -sıradan olmayan bir filmi var mı zaten?)? Evet, Howard düzgün bir iş çıkarmış. Hatta kimi gerçekten iyi çekilmiş yerler olduğu bile söylenebilir. Muhakkak, bu onun en iyi filmi.

Ama gerçekten ortada yaratıcı, taze, yenilikçi bir iş olduğunu söylemek güç. Peter Jackson'ın, Baz Luhrmann'ın veya Christopher Nolan'ın çok daha zor işlerin altından kalkmış olduğunu ve gerçekten sinema tarihine geçecek, son derece heyecan verici işler çıkarttıklarını düşünüyorum. Bu filmin ise uzun vadede hatırlanmayacağı ortada. Zaten, biraz sonra da değineceğim gibi, filmi esas başarıya götüren Russell Crowe.
Ayrıca Howard'ın bazı seçimlerinin filme zarar verdiği kanısındayım. Film son kısımlarında oldukça sarkmaya başlıyor. Aslında öykü bir son içermiyor, bu yüzden filme karakterin hayatının doruk noktası sayılacak Nobel ödülüyle son verilmesine karar verilmiş. Bir biyografi için bu anlaşılabilecek bir seçim. Akiva Goldsman'ın senaryosu en azından bu giderek yaşlanma sürecinde düşülebilecek sorunları bertaraf etmeyi başarmış. Ama artık komik olana kadar tekrarlanan hayal arkadaşları meselesi ve makyaj zorunluluğu filme zarar veriyor.

Doğrusu daha önce çeşitli filmlerde karşımıza çıkmış benzerlerine nazaran yaşlandırma efekti oldukça başarılı. Yine de kabul etmeli ki, tek başına Russell Crowe'u izlerken makyajını ne kadar inandırıcı bulsak da, gerçek bir yaşlı oyuncunun yanında makyaj hemen sırıtıyor ve kendini hissettiriyor. Özellikle Jennifer Connelly'nin son sahnede tanınmayacak halde ve açıkçası komik olduğunu düşünüyorum. Bütün bunlar ister istemez oyuncuların inandırıcılıklarına da zarar veriyor.

Russell Crowe, gerçekten ikinci bir Oscar'ı hak eden, üstün bir oyunculuk sergiliyor. Bütün filmi omuzlarında taşıyor ve gerçekten son dönemin en yetenekli oyuncularından biri olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Jennifer Connelly de gerçekten çok iyi. Fakat bu yıl "kazanacağı" Oscar, biraz da geçen yıl Requiem For A Dream (Bir Rüya İçin Ağıt)'deki performansıyla aday bile gösterilmemiş olmasının etkisini taşıyor. O filmde, burada olduğundan çok daha zor bir rolde, çok daha etkileyici bir oyun vermişti.

Sonuç olarak, ortada şüphesiz iyi bir film var. Ancak doğrusu hak ettiğinden daha büyük bir başarı bahşedildi bu filme. Yılın en iyi filmi kesinlikle değil, her ne kadar Akademi öyle düşünmeyecek gibiyse de. Bu filmle ilgili zihinlerde kalacak tek unsur ise Russell Crowe'un oyunculuğu.

Ali Ercivan



KAOS GL Kültür Merkezi'nde Şubat Filmleri - Ankara

Tatlı Sürpriz-The Next Best Thing
Yön: John Schlesinger, Oynayanlar: Madonna, Rupert Everett 1999, ABD, 103'
20 Şubat Çarşamba; 19:00
Belki de çok şey anlatmaya çalışması nedeniyle pek başarılı olamamış Bir film. Ama çocuk sahibi olmaktan evliliğe, arkadaşlıktan cinselliğe, homofobiden homoseksistliğe bir yığın konuda düşünmeye davet eden bir film. Madonna ve Rupert Everett ise filmin artıları...

GIA
Yön: Michael Cristofer, Oyuncular: Angelina Jolie, Elizabeth Mitchell 1997, ABD, 120'
6 Şubat Çarşamba; 19:00 - 17 Şubat Pazar; 17:00
Gia; Amerika'nın ilk süper modeli... Aslında o her zaman "sokak"a ait biri. Saplantısı sevilmek. O, herkesi seviyor, herkesle yatabilir, ama kalbinde tek bir kişi var, bir kadın... Bir yükseliş ve düşüş hikayesi. 26 yıllık bir yaşantıya ne çok sevgi, ne çok düşkırıklığı ve acının sığdırıldığına şaşıracaksınız

Buz Fırtınası - The Ice Storm
Yön: Ang Lee, Oyuncular: Kevin Kline, Joan Allen, Sigourney Weaver 1997, ABD, 110'
10 Şubat Pazar; 17:00 - 27 Şubat Çarşamba; 19:00
Bir aile filmi. Ama pop-corn eşliğinde tüketilen aile filmlerinden değil! Mideye oturan cinsten... Bir "ailede ölmek" filmi. Kar ve buzun beyazlığında yaşanan bir ruh üşümesi. Oyuncular muhteşem!


Hayat Güzeldir - La Vita É Bellaa
Yön: Roberto Benigni, Oyuncular: Roberto Benigni, Nicoletta Braschi 1997, İtalya, 112'
13 Şubat Çarşamba; - 19:00 24 Şubat Pazar; 17:00
"Masallarda ne kadar hüzün varsa en az o kadar hüzünlü ve masallar kadar coşkulu bir hikaye." 30'u aşkın ödüllü bu film sizi hayata bağlayacak...

Selanik Caddesi, No:48/8 Kızılay/ANKARA
Tel&Fax:(312) 418 87 15
www.kaosgl.com








GL KÜLTÜRÜ

GLK EDİTÖRÜ'NDEN

DERDİNİ SÖYLEMEYEN

EŞCİNSEL DEHALAR

TARİHİN PEMBE
SAYFALARI


ROMEO & ROMEO

JULIET & JULIET

KADIN KADINA

ERKEK ERKEĞE

CİNSİYYET
(GL haber)

MİTLER

GLK MÜZİK

GLK KİTAP

GLK SİNEMA

SAĞLIK

SÖZLÜK

CİNSEL BİLGİLER

MEKANLAR

Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 



Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla