Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR






GLK Sinema




STONEWALL

Yöneten: Nigel Finch

Bugünlerde sıkça bahsettiğimiz, eşcinsel hareketin dönüm noktası olan ve adını New York, Greenwich Village mahallesinde bulunan Christopher Sokağı'ndaki Stonewall barından alan olaylar üzerine çekilmiş harika bir film!

Stonewall olaylarını barda çalışan bir travestinin gözünden anlatan film duygusal sahnelerle dolu. Eşcinsellik, travestilik, aktivizm, aşk, utanç, "closet", yasalar, polis ve saldırganlık üzerine bir film Stonewall. Eşcinsellerin kendi aralarında efemine olanlara ya da travestilere karşı yaptıkları ayrımcılıktan, homofobik polislere kadar 60'lı yılların sonundaki Amerika'yı anlatsa da, 2000'li yılların Türkiye'sini çok andırıyor.

Herkesin kendine ait bir Stonewall öyküsü vardır. Bu da o bardaki bir travestinin anlattığı öykü. Bir yandan bizden kimsenin böyle acı öyküler anlatmak zorunda kalmamasını dilerken öbür yandan da ihtiyacımız olan patlamayı acaba ancak bu şekilde mi yaşayacağız demekten alamıyorum kendimi.




Sakıncalı Film Dolabı / The Celluloid Closet
Yönetmen: Jeffrey Friedman, Robert Epstein

Bu yıl İstanbul Film Festivali'nde Nazi Almanyası'ndaki eşcinsel zulmünden bahseden bir belgesel vardı. Aynı ekibin hazırladığı ve yine ilk olarak birkaç yıl önceki festivalde izlediğimiz "The Celluloid Closet" Sakıncalı Film Dolabı DVD olarak da piyasaya çıktı.

Vito Russo'nun aynı adla yazdığı kitaptan yola çıkılarak hazırlanan filmde Hollywood'un ilk günlerinden itibaren eşcinselliğe bakışı ve eşcinsellerin perdede kendilerine nasıl bir yer bulduğu anlatılıyor. Ancak 90'ların başına kadar çekilmiş filmleri ele aldığı için son dönemlerde baş karakterin eşcinsel olduğu ya da gizliliğin olmadığı filmler belgeselin dışında kalıyor. O yüzden aslında filmin ikinci bölümü de çekilebilir.

Sinemanın yüz yıllık ömründe eşcinsellik nadiren beyaz perdeye yansıdı. Perdeye yansıdığında ise sadece gülünecek, acınacak ya da korkulacak bir şey olarak gösterildi. Bunlar hızla geçen ancak unutulmaz görüntülerdi ve hâlâ süren birer efsane gibiler. Büyük mit yaratıcısı Hollywood heteroseksüellere eşcinseller hakkında, eşcinsellere de kendileri hakkında ne düşünmeleri gerektiğini öğretti. Kimse bu etkiden kaçamadı.

İşte filmde bazı ünlü isimlerin söyledikleri;

Tony Curtis: Sinema benim hayatımın bir parçası. Herkesin yaşamının bir parçası. Yaşamı sinemada öğrendik. Cary Grant'ı izlemek bir kadına nasıl davranmam gerektiğini, gece bir yere giderken nasıl giyinmem gerektiğini, bir restorana gidip nasıl yemek sipariş verileceğini öğretti.

Armistead Maupin: Bunlar bizim hikâyelerimiz. Yaşamlarımızın dokusu. Bize, herkesin yaşadığı günlük deneyimler hakkında pırıltılı, trajik, harika ve eğlenceli ne varsa gösteriyorlar. Geyseniz ve sinemada kendi yaşamınızdan bir parça bulamıyorsanız bir şeylerin gerçekten yanlış olduğunu düşünmeye başlarsınız.

Susie Bright: Kendinizi görünmez hissedersiniz. Bir hayalet gibi, kimsenin varlığına inanmadığı bir hayalet gibi hissedersiniz. Bu bir dışlanma hissidir.

Whoopi Goldberg: Aramıza hoşgeldiniz! Bilirsiniz, perdede temsil edilmeyen büyük bir grup vardır.

Jan Oxenberg: Kendi görüntülerimizi perdede görmeye öyle açızdır ki. Bir arkadaşınız arar ve der ki "Ah, şöyle bir film var, mutlaka görmelisin, aynısı benim başıma geldi." Filmde inanılmaz bir lezbiyen ilişki var ve harika aşk sahneleri! Tamam, ne olmuş vampirlerse! Mutlaka görmelisin, harika!

Harvey Fierstein: Sanata birçok nedenden dolayı ihtiyacımız var. En önemlisi de kendi yaşamlarımızın, varlığımızın aynası olması. Küçükken yalnız olmadığımı görmek için perdede gey imgeler görmeye açlık duyardım.

Quentin Crisp: Annem beni gösterişli bir tevazu ruh haliyle sessiz filmlere götürürdü. Bunların gerçek hayatla ilgisi olmadığını ve asla inanmamam gerektiğini söylerdi. Ama yanılıyordu çünkü İngiltere'den Amerika'ya gelen ve dönen herkes aynı şeyi söylerdi. Hayal ettiğinizden çok daha fazla filmlere benziyor. Gerçekten de öyle.




GL KÜLTÜRÜ

GLK EDİTÖRÜ'NDEN

DERDİNİ SÖYLEMEYEN

EŞCİNSEL DEHALAR

TARİHİN PEMBE
SAYFALARI


ROMEO & ROMEO

JULIET & JULIET

KADIN KADINA

ERKEK ERKEĞE

CİNSİYYET
(GL haber)

MİTLER

GLK MÜZİK

GLK KİTAP

GLK SİNEMA

SAĞLIK

SÖZLÜK

CİNSEL BİLGİLER

MEKANLAR

Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 



Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla