
GLK
Kitap

Eşcinsel
Erkekler
Yirmi
Beş Tanıklık
Murat Hocaoğlu
Metis Yayınları / Siyahbeyaz Dizisi
Murat Hocaoğlu'nun Metis Yayınları'nın Siyah Beyaz Güncel Serisi'nden
çıkan "25 Eşcinsel Tanıklık" adlı kitabı, son iki akşamımı yüksek
kalp atışlarıyla, adrenalin zenginliği halinde geçirmeme neden oldu.
Biraz geç kalmış bir okuma bu... Ha bire ertelenmiş, bu yüzden de
"bela" gibi gelen bir okuma. "İste seni böyle hazırlıksız yakalarım,
seni böyle rezil rüsva ederim" diyor kitap. "Hazır seni elime geçirmişken"
diyor. "Hazır sen şu Alaska soğukları nedeniyle sosyal canavar rolünü
üstlenemeyecek, insan minsan göremeyecek haldeyken" diyor. İşte
kıskıvrak böyle yakalanır insan.

Bir aile albümünü karıştırmaya oturup da içinden çıkamamak vardır
o albümün. Takılıp kalmak vardır hani. "Kim kimdi, o kimin nesiydi,
sen daha pek küçük değil miydin o zaman, sen daha doğmamışken ölmemiş
miydi o? Annem burada ne kadar genç ve güzel görünüyor di mi?" Tanıdık
tanımadık ama ismini bildik, bir yerden iletişildik isimler geçidi,
kitapta böyle bağlıyorlar sizi...

Çok sevgili Uğur Alper, en son sayfalar dolusunu anketini
doldurduğum Sevgili Murat Yalçınkaya, yazdığı en küçük paragrafa
bile kaşeli imzalı katılma arzusu duyduğum Mustafa Konur,
işte bu röportajıyla biraz olsun şefkat beslemeyi başarabileceğiniz
post-medyatik Umut Koray -ki kendisi bu kez katlanılabilir
şeyler söylüyor-, Yeşil Bizans yerine Yeşil Osmanlı sıfatıyla sayın
İbrahim Eren -ki kendisi Avrupalılara Türkiye kapısı kapatılsın,
onlar geldi güzelim topraklarımızda eşcinsellik bitti diyor- herkes
ama herkes bu kitaptalar.

Bu 25+1 eşcinsel tanıklık, 250X1000 kadar çoklar bu sayfalarda.
Söyledikleri ve anlattıklarıyla kocamanlar, öyküleri ve yaşadıklarıyla
çok ama çok zenginler. Hem çok tanıdık, hem de hiç değiller. Hem
ortak bir kaderin hem de ortak bir diyalektiğin eseriler. Eşcinsel
cinayetlerinden gasp olaylarına -ki bence bu topraklarda asil aktivizm
bunlarla savaşabilmektedir-, eşcinsel oluşumlardan eşcinsel politikalara,
aşklardan saklı hayatlara, kocaman, ama kocaman bir dünya... Proust
ya da Gide'i okur gibi, uzak ya da yakın, tanımadık ve belki de
bu yüzden çok tanıdık hayatların öykülerini okur
gibi okudum hepsinin söylediklerini. İyi ki aile albümünde yerleri
oluşmuş hepsinin. İyi ki dile gelmişler hepsi.

Elbette tüm fotoğraflar, ancak sarardıktan sonra anlaşılacaklar.
Bu kitapta konuşan herkese, bir okuyucu olarak teşekkür ederim.
Evren Eren


Erkek
Aşkının Ötesinde
Rönesanstan Günümüze Kadınlar Arasında Romantik Dostluk ve Aşk
/ Lilian Faderman
Lilian
Faderman'ın bu kitabı Zuhal Kılıç'ın çevirisiyle Göçebe
Yayınları'nın araştırma dizisinden 1997 yılında çıkmış. Kitap tek
cümleyle özetlenecek olursa: "Kadınların tutkulu dostluklarının
kültürel tarihçesi" denebilir. Lilian Faderman romanları,
dava tutanakları, aşk mektupları ve pornografi yazını gibi çok çeşitli
kaynaklara dayanarak, yüzyıllar boyunca kadınların konumunda ve
kadınlar arası aşkta meydana gelen değişimleri çarpıcı biçimde sergilemektedir.
Yazar, kadınların aynı-cins aşkı ile kadın cinselliği konusunda
sürekli değişen kurumlar arasındaki o parmak basılması güç ilişkiyi
araştırıyor. Ayrıca, yeni gelişmeye başlayan feminist değerlerin,
kadınların birbirine tutkularında ve erkeklerin bunlara gösterdiği-küçümsemeden
hayranlığa ve sonra tiksintiye uzanan- tepkilerinde her zaman önemli
bir rol oynadıklarını gösteriyor. "Erkek Aşkının Ötesinde"
gürültüsüz bir devrim yapmış, ilk baskısından bu yana bu konudaki
bütün çalışmalara temel oluşturmuş. Kitap, tarihin
unutulmuş ve göz ardı edilmiş parçacıklarından parlak bir bütün
örmekte. Kadın ya da erkek bu çalışmayı okuyan kimse, kitabın duyarlılıklarının
etkisinden kaçamayacaktır.

Eşcinsel Bir Rahibin İtirafları
Marco Politi 
Tabii,
bir eşcinsel iseniz itiraf edecek çok şeyiniz olur. Ne de olsa bu
bir suçtur, gizlidir, saklıdır, ayıptır günahtır. Hele bir de rahipseniz,
yani din görevlisiyseniz, dinin en büyük tabularından birine "içeriden"
saldırmış olursunuz. İşte İtalyan gazeteci Marco Politi'nin
İtalya'da büyük yankı uyandıran kitabı Eşcinsel Bir Rahibin İtirafları,
eşcinsel bir rahibin yaşam öyküsünü anlatıyor. Kitap, rahibin küçüklüğünde
yaşadıkları, annesi, babası, çevresi, okuduğu okullar, din adamı
olmaya karar verişi ve tüm bunların arasında eşcinsel olduğuna yönelik
ipuçları veren olaylar ve ayrıntıları aktarıyor. Rahip, eşcinselliğini
otuz dört yaşında keşfediyor ve kabulleniyor. Geceleri sokaklara
çıkıyor, birer gecelik ilişkiler yaşıyor. Hatta bekaretini başka
bir rahiple kaybediyor. Tüm bu yaşadıkları içinde, rahip ve eşcinsel
kimliğini, kiliseye olan bağlılığını ve eşcinselliğin dinsel ve
toplumsal konumunu sorguluyor. Kitapta ayrıca, geniş bir eşcinsel
din adamı ağının varlığından ve bu ağı oluşturan toplulukların düzenlediği
yerel ve ulusal toplantılar aktarılıyor.

Kitap
ismi itibariyle bizi rahatsız etse de içerik olarak sansasyondan
uzak ve bir eşcinselin iç dünyasına dair ipuçları veriyor. Marco
Politi'nin kitabını eşcinsellik üzerine çıkmış olumlu kitaplar
arasında sayabiliriz.


Oscar
Wilde'in Son Vasiyeti
Peter Ackroyd
Can Yayınları / Çağdaş Dünya Yazarları Dizisi
İngiltere'de
1983 yılında yayınlanan "Oscar Wilde'ın Son Vasiyeti"nde,
yazar Peter Ackroyd Oscar Wilde'ın ağzından Oscar Wilde'ı
anlatıyor: "Lord Alfred Douglas'a duyduğum sevgi, erkeklerarası
aşka, İngilizlerin tüylerini diken diken eden bir güzellik ve soyluluk
katıyordu: Beni hapse yollamalarının nedeni bıuydu. İstesem istediğimi
para karşılığında tutabilirdim, hepsi elimin altındaydı, benden
tek beklenen solgun bedenlerine karşılık onları bozuk para yağmuruna
tutmamdı. Zaten kapitalist kuramın özü bu. Ama ben gözümü daha büyük,
eşitliğe dayalı bir aşka dikmişsem -o olmazdı işte, beni bağışlamaları
sözkonusu değildi. Bu tür aşk Shakespeare, Hafız ve Virgilius'ca
kutsanmışsa da adını esirger, çünkü adı yoktur. Onu dile getirmek
lanetlenmek demektir." Kitap İrlandalı yazarın eşcinselliği
nedeniyle yargılanıp hapsedilmesinden sonra Fransa'ya gidişini,
orada yalnız ve yoksulluk içinde geçen son günlerini anlatıyor.
Wilde'ın aşk, sanat ve hayat üzerine görüşlerini olduğu kadar
yirminci yüzyıl başının Batı kültür yaşamı hakkındaki yorumlarını
da çarpıcı bir dille yansıtan romanın İngiltere'de birçok kez yeni
basımı da yapılmış. Din, toplum, ahlâk, sanat, bilim ve her türlü
klişeleşmiş düşünce kalıplarına alaylı bir dille yaklaşıyor Oscar
Wilde: "Bana ne Din, ne Ahlak, ne de Mantık yardım edebilir.
Ahlakın bana yararı yok. Ben doğuştan ahlakçılığa karşı biriyim.
Kurallara değil, istisnalara göre yaratılmış insanlardanım. Sanata
ilişkin hiçbir çabam yoktu: Sevgililerin başındaki menekşeli taç,
bana şairin defneli tacından daha üstün geliyor. Aşk ruh halini
körüklüyor ama açıklama isteğini susturuyor."
Bu kadar önemli bir eseri dilimize kazandıran insan ise Türk Edebiyatının
en önemli, saygıdeğer kalemlerinden bir olan Tomris Uyar.
|