Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR









GLK Kitap

Romantik, Esrik, İsyankar, Duygusal
O. Çakmakçı - Radikal:
Beat Kuşağı kendisini dört figür çerçevesinde ortaya koyar:
Jack Kerouac, Allen Ginsberg, William S. Burroughs ve
yarı tanrı Neal Cassady

Beat Kuşağı'nın isim babası ve önde gelen ismi Jack Kerouac'ın başyapıtı Yolda'nın (On the Road) eksiksiz, sansürsüz, tam da Kerouac'ın yazdığı haliyle, yayımlanışının ellinci yılında bu yıl ABD'de yeniden yayımlanacak olması bu 'rahatsız' sanatçılar topluluğunun dünyada yeniden gündeme gelmesini sağladı. Peki gündemden düşmüşler miydi ki? Bu sanat akımının kendisinden sonraki kuşakları ne kadar derinden etkilediği, birçok sanat akımının doğmasına yol açtığı düşünülürse, neredeyse ABD'de kendisinden sonraki bütün isyankâr 'underground' akımları doğurduğu göz önüne alınırsa her zaman alttan alta kendisini sürdürdüğü, her yeni akımla birlikte öne çıktığını söylemek yanlış olmaz. Zira Beat Kuşağı Amerikan rock'ın da, psychedelic müziğin de tohumlarını içinde taşır, ki kendisi nasıl cazdan, doğaçlama müzikten, soyut dışavurumcu resimden, tinsel arayış ihtiyacından hız almışsa.

Bu kuşağın Amerika'da etkileri çok büyük ve çok yaygın olmuştur. Örnek mi? İşte. Tinsel özgürleşme, cinsel 'devrim' ve 'serbestleşme' (eşcinsellerin özgürleşmesi gibi) siyah hareketin özgürleşmesi, sansüre karşı mücadele, haşhaş ve diğer uyuşturucuların çevresinde örülen suç ve mistik karanlık perdenin aydınlatılması, 'rhythm and blues'un yüksek ve kabul edilen bir müzik olmasına yapılan katkı, özellikle Gary Snyder ve Michael McClure vasıtasıyla çevre bilincinin gelişmesine katkı, Kerouac ve Gary Snyder'ın etkilemesiyle Doğu dinlerine ilgi duyulması, bütün bunlar bu kuşağın etkileridir.

Beat: Evet, isyan!
Beat Kuşağı esas olarak kendisini dört figür çerçevesinde ortaya koyar. Bu isimler Jack Kerouac, Allen Ginsberg, William S. Burroughs ve bu kuşağı oluşturan isimlerin neredeyse tapındığı yarı insan-yarı tanrı Neal Cassady.
(Cassady yazar filan değildir. O, part-time işlerde çalışarak çoğu zamanını aylak aylak Amerikan yollarında, çaldığı arabalarla dolaşarak gezen, esrar ve marihuanayla hayali dünyaların peşinde koşan, şiir gibi konuşan, geveze, ama sahip olduğu bir o kadar etkileyici kişiliği ve sıra dışı spontan yaşamıyla bütün bu saydığımız isimleri etkileyen biridir.) Bu kuşağı, temel kitapları ise Kerouac'ın Yolda romanı, Ginsberg'in (birkaç parçası dışında dilimize çevrilmeyi bekleyen) Howl (Uluma) şiir kitabı, Burroughs'un Naked Lunch (Çıplak Şölen) adlı romanıdır. Bu üç kitabın çevresinde daha sonra bir kült eserler dizisi yükselmiştir.

Beat Kuşağı, İkinci Dünya Savaşı sonrası ABD toplumunun hijyenik ve puriten dünyasına ve yaşam tarzına duyulan köklü nefretin ve isyanın ürünüdür diyebiliriz. Savaş sonrası egemen kültür planlı, baskıcı ve geometrik bir düzen sunuyordu (savaşın etkisiyle ahlaki baskılar yoğundu), ama alttan alta doğaçlamayı, kendiliğindenliği savunan, psikolojik baskıya bir son vermeyi hedefleyen entelektüel bir alt akım vardı.

Kaotik, Diyonizyak bir varoluşa yönelik romantik bir arzu duyuluyordu. Beat Kuşağı işte bu arayışların kendisini dışa vurduğu bir tür sanatsal ve hatta toplumsal manifestoydu. Ama tabii çağın ruhunu yansıtmalarına karşın kendinden önceki isyan hareketlerinden de ilham alıyordu. Kerouac'ın 'doğaçlama nesir' dediği yazma tarzı -ki bu neredeyse 'otomatik yazı' diyebileceğimiz üslup bütün Beat yazarlarında temeldir; tabii bir de daha çok Burroughs'un kullandığı cut-up (kes-yapıştır) üslubu- o sırada özellikle caz müziğin emprovizyonel öğelerinde, öz kontrolü ortadan kaldırarak kendini olduğu gibi ifade etme arayışında karşılığını buluyordu.

Dadacılar ve Beat Ağırlıklı olarak Burroughs'un kullandığı cut-up yönteminin kökleri ta Dadacı şair Tristan Tzara'ya kadar uzanır;
ki Tzara kestiği kelimeleri bir torbaya doldurup daha sonra rasgele torbadan çekerek şiir yazmayı öneriyordu. Dadacılığın ve Gerçeküstücülüğün Beat üzerindeki etkileri büyüktür. Antonin Artaud ve Andre Breton'un Ginsberg üzerinde doğrudan etkisi vardır (örneğin Kaddish şiiri). Gerçeküstücülük 50'lerde hâlâ önemli bir akımdı ve Beatlerin birçok Gerçeküstücüyle ilişkisinin olması doğaldı. Kenneth Rexroth, Ferlinghetti gibi birçok Beat Fransız şiirinden çeviriler yapıyordu. Gerçeküstücü çevrelere girmiş Beat yazarları vardı; örneğin Philip Lamantia Breton'la yakın ilişki içindeydi ve Gerçeküstücü şiiri Beatlere aslında o tanıtmıştı. Gregory Corso'nun şiirlerinde bu etki çok açık olarak görülebilir, ama özellikle Ginsberg'in şiiri bu etkilere çok şey borçludur. (Efsaneye göre Marcel Duchamp'la karşılaştıklarında Ginsberg onun ayakkabısını öpmüş, Corso ise kravatını keserek almıştır.)


1950'li yılların Fransız yazarlarının özellikle Louis-Ferdinand Celine ile Jean Genet'nin etkisi büyüktür. Apollinaire gibi daha eski yazarlarla, Arthur Rimbaud ve Charles Baudelaire gibi sembolist şairlerin ruhları da Beatlerde yaşıyordu. Beatler gibi Romantikler de savaşa karşı bir tepkiden oluşmuşlardı. Ve birçok yönden 1950'lerin Amerikası'nın Romantiklerin mücadele ettikleri Aydınlanma değerleriyle benzerliği vardı. Eğer edebiyat Romantik ve Aydınlanma değerleri arasında basit bir salınma olarak görülebilirse, Beat Kuşağı Romantikler tarafındadır. Ancak Romantikliğin ötesinde Beatler ağırlıklı olarak Gerçeküstücülerden, onların hiçlik temalarından, biçim, yapı ve sentakslarından etkilendiler. 1950'lerde Beat Kuşağı Amerikan banliyö sınıfının kural ve değerlerine karşı çıkıyor ve Gerçeküstücülerle Romantiklerin serbest ve kontrolsüz şiir biçimlerinden esinleniyorlardı.

Bu yazıda kuşağın daha çok düşünsel ve sanatsal kökenlerine eğilmemizin nedeni bu kuşağı oluşturan şairlerin, sanatçıların o dönemde 'cahil' olmakla suçlanmaları ve oluşturdukları hareketin gelip geçici bir moda olarak görülmüş olmasıdır. Ancak Beat Kuşağı yazarları insanın insan olmakla karşı karşıya kaldığı varoluşsal sorunlara, çepeçevre çevrelendiği konformist değer ve yaşam biçimlerine, puriten ahlaki değerlere, tesadüfün yaşanmasına ve dolayısıyla özgürlüğe kast eden katı geometrik, faydacı, ilerlemeci toplumsal düzene ve yararcı, dünyevi Amerikan ahlakına karşı çok insani ve iç yakıcı bir çığlıktı ve bu çığlık günümüzde dâhi hâlâ duyuluyor. Duymak isteyen duyuyor.

Neal Cassady
Beat Kuşağı'nın neredeyse tek tanrısı Neal Cassady 1947'de sahneye çıkıyor. Beatlerin birçoğu onun büyüsüne kapılmıştır.
Part-time işlerde çalışarak, çaldığı arabalarla Amerika'nın yollarında turlayarak sürten bu yakışıklı adam, Beat Kuşağı'nın gözünde spontan yaşamın, özgürlüğün, uyuşturucunun, cinselliğin simgesiydi. Ginsberg'in onunla gönül ilişkisi olmuştu, ayrıca Cassady'ye yazmasında hocalık yapıyordu. Kerouac'ın 1940'ların sonunda Cassady ile yaptığı yolculuklar başyapıtı On the Road'un (Yolda) odak noktasını oluşturur. Yaşam biçimi, ipe sapa gelmez gevezelikleri ve konuşma biçimi, nerede akşam orada sabah yaşayışı daha sonra beatnik'lerin özelliği haline gelmiştir.
Kendisi bir yazar değildi (ama daha sonra One Third [dilimize Üçün Biri adıyla çevrilmiştir] adlı bir roman yazmıştır) ama buna rağmen Beat Kuşağı'nın çekirdeğini oluşturan yazarlar onun konuşurken
ve mektuplarında kullandığı serbest ve akıcı üslubundan çok etkilenmişlerdir. Öyle ki Kerouac kitaplarında kullandığı doğaçlama nesir üslubunu (caz müziğinin emprovize sololarının yanı sıra) onun yazdıklarından aldığını söylemiştir. Bu üslupla yazılan
On the Road'da Cassady 'Dean Moriarty' adıyla kültürel bir ikona dönüşmüştür: Hiper vahşi bir adam, sık sık işsiz ve beş parasız, kadından kadına, arabadan arabaya, kentten kente savrulan, çoğunlukla yerleşik ahlakın dışında, ama delicesine yaşama bağlı bir adam.

Beat kuşağı yazarları
Jack Kerouac, Allen Ginsberg, William S. Burroughs, Gary Snyder, Philip Whalen, Lawrence Ferlinghetti, Michael McClure, Philip Lamantia, Gregory Corso, Richard Brautigan, Robert Creeley, Diane di Prima, Robert Duncan, William Everson, John Clellon Holmes, Ken Kesey, Denise Levertov,Kenneth Patchen, Peter Orlovsky, Anne Waldman...





GL KÜLTÜRÜ

GLK EDİTÖRÜ'NDEN

DERDİNİ SÖYLEMEYEN

EŞCİNSEL DEHALAR

TARİHİN PEMBE
SAYFALARI


ROMEO & ROMEO

JULIET & JULIET

KADIN KADINA

ERKEK ERKEĞE

CİNSİYYET
(GL haber)

MİTLER

GLK MÜZİK

GLK KİTAP

GLK SİNEMA

SAĞLIK

SÖZLÜK

CİNSEL BİLGİLER

MEKANLAR

Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 



Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla