|

Sağlık Güncelleme:
19. 03. 2002
AIDS ile mücadelenin incelikleri
Demek yazının başlığında AIDS olduğu halde yazıyı okumakta
ısrar eden azınlıktasınız. Azınlıksınız, çünkü maalesef birçoğumuz
hâlâ korktuğumuz şeylerden korunmak için çocuklukta geliştirdiğimiz
taktikleri kullanıyor. Zannediyoruz ki, yorganı başımıza çekip de
korktuğumuz şeyi görmeyince bize zarar vermesine engel olabileceğiz.

AIDS tüm dünyayla birlikte Türkiye'de de 1980'lerden beri insanların
yaşama biçimlerini etkileyen bir hastalık. Hiçbir zaman sadece sağlık
sektörünün konusu olarak kalmadı. Bilinen ilk vakalar eşcinsel olduğu
için başlangıçta bir eşcinsel hastalığı olarak bilindi. Daha sonra
hastalığın yayılışı gösterdi ki, ne cinsel yönelim, ne cinsiyet,
ne ırk, ne din, ne de beslenme biçimi (hamsi filan) ayırdetmeden
herkese eşit davranan bir virüsle karşı karşıyayız.

Bunun üzerine o güne kadar fazlasıyla kayıtsız kalan bir çok devlet
bu konuda araştırmalar yapılması için büyük bütçeler tahsis ettiler,
kısa sürede nasıl bulaştığı, nasıl korunulacağı ile ilgili temel
bilgileri elde ettik, hatta tedavisinde de çok hızlı gelişmeler
oldu.

AIDS ile başa çıkmanın tek yolu bugün için korunmak.

Bunu insanlara anlatmak, eğitim verip davranışlarında değişiklikler
yapmalarını sağlamak amacıyla kurulmuş bir çok dernek ve vakıf var.
Türkiye'de bunlar maalesef ağırlıklı olarak sağlık personeli, akademisyen.
Henüz burada konunun herkesi ilgilendirdiği, anlamak ve anlatmak,
önlemeye çalışmak için tıp bilgisi olması gerekmediği anlaşılamadı.
O zaman da, AIDS ile mücadele denen şey kurum olarak tıbbın, kişi
olarak da doktorların hakimiyeti altına girmiş oluyor, onların boruları
ötüyor.

Bu
yazıda daha çok Türkiye'de AIDS ile mücadele edenlerin homofobik
yaklaşımlarından bahsetmeye çalışacağım. Dışarda bu konularda yapılanları
takip eden birisi bilir ki, eşcinsellerin bu konuda çalışan birçok
örgütü vardır ve de eşcinseller bu konuda çalışmalarda önemli bir
yer tutarlar. Bizde ise henüz böyle bir hareket yok. Yani bu konuda
söz hakkı heteroseksüellerin. Birinin doktor ya da AIDS ile ilgili
çalışan biri olduğu için homofobik olmadığını varsaymak büyük saflıktır.

Doktorlara bununla ilgili bir eğitim verilmez o uzun yıllar boyunca,
hatta tersi bile verilir. Eminim bugün doktorların büyük bir çoğunluğu
eşcinselliği hâlâ bir hastalık olarak görüyordur (toplumun geneli
gibi). Bunun AIDS ile uğraşanlarda da böyle olduğunu görmek hiç
zor değil. Açık açık "AIDS eşcinsel hastalığıdır" diyenler var,
burdan hareketle AIDS ile mücadelesine eşcinsellikle mücadeleyi
de ekleyen, bunu da aradan çıkarırız diye düşünenler var.

Birçoğu AIDS'in hikayesini eşcinsellerden başlatır, onlardan biseksüellere,
onlardan da kadın ve çocuklara geçtiğini söyler (iddia etmez, pek
bilimsel bilimsel açıklar), sanki bu kanıtlanmış bir gerçekmiş gibi.
Gerçekte elde olan tek bilgi ilk teşhis edilen hastaların eşcinsel
erkek olmaları değilmiş gibi. Böylece satır arasında hastalığın
kaynağı olarak eşcinseller gösterilir.

Eşcinseller risk grubudur derler sonra. Bu başka bir ülkede artık
tarihi değeri olan bir iddiadır. Çünkü bu hastalık için risk gruplarından
değil de, riskli davranışlardan bahsedilir.

Yüksek riskli davranışlardan biri korunmadan cinsel ilişkiye girmektir.

Ama bu eşcinseller için olduğu kadar heteroseksüeller için de gerçerlidir.
Değiştirilmesi gereken davranıştır. Kişinin eşcinselliği ya da heteroseksüelliği
değil.

Cinsel ilişkilerin de riskleri boy boydur, en riskli olanı anal,
sonra vajinal sonra oral ilişki. Birçok AIDS mücadelecisi için bunun
anlamı basit: Risk = Anal ilişki = Eşcinsellik. Çünkü anal ilişkinin
heteroseksüeller tarafından da yapıldığı, eşcinsellerin tek cinsel
ilişki biçimi olmadığı, her eşcinselin anal ilişkide bulunmadığı,
nihayet anal ilişkide korunduktan (yani kondom kullandıktan) sonra
bir eşcinsel ile heteroseksüel arasında risk açısından bir fark
olmadığını bilmezden geliyorlar.

Cinsel yolla bulaşan bir hastalıktan (mesela AIDS'ten) korunmanın
en kökten yolu hiç cinsel ilişki kurmamaktır. Bunu ciddiye alıp
hiçbir heteroseksüle önermezlerken, birçoğunun dillerinden, broşür
ve kitapçıklarından, web sayfasından "homoseksüel ilişkiden kaçın!"
önerisi eksik olmaz. Tabii eşcinsellik öylesine sapkın bir fantazi
ya, iradeni kullan vazgeç! Sigara gibi, bilmem ne bilmem ne AIDS
ile Savaşım Derneği önerisiyle sağlığa zararlıdır.

Burdan tek kaybeden biz değiliz, buraya dikkat eden heteroseksüeller
şöyle bir rahatlıyorlar, yayılıyorlar oturdukları yerde, baksana
ilk önerilerini yerine getiriyorum diye, sonra kondom, önlem hak
getire.

Bu mücadelecilerin önemli bir sorunu da çoğunun akademisyen olması
bence. O zaman bir takım kariyer kaygıları giriyor işin içine ve
en çok işe yarayacaktansa en çok ses getirecek olanı yapmayı tercih
ediyorlar. Onca anlatılır kondom kullan diye, hâlâ kondoma ulaşmak
kolay değil, kondommatik denen her köşebaşında erişilebilir kondomu
sağlayan aletler için yeterince uğraşılmaz. Kayganlaştırıcı su bazlı
olmalı mutlaka, vazelin vs. kesinlikle kullanılmamalı derler, ama
Türkiye'de su bazlı kayganlaştırıcı her yerde satılmaz (Büyük şehirlerde
birkaç eczanede var sadece, o da fahiş).

Yani konuşmak bilinçlendirmek dışında korunmayı yaşama geçirmeyi
kolaylaştıracak hiçbir şey yapılmaz. Bir tabeladan ibaret o kadar
çok dernek vardır ki bu alanda, hepsinin başkanı, yönetim kurulu
filan vardır, ama kendilerine bir sıfat daha eklemek dışında kimsenin
bir işine yaramaz. Bu kuruluşlar eşcinsellikle ilgili herhangi bir
araştırma yapmayı, söz söylemeyi, eşcinsellere özgü korunma önerilerinden
bahsetmeyi, AIDS ve eşcinsellikle ilgili önyargıları yıkmaya yönelik
birşeyler yapmayı alınlarına sürülecek leke gibi algılarlar. Tabii
bunun tek sorumlusu onlar değil, bir şeyin gönüllüsü olmayan bir
yerde, gönüllü yapılması gereken bu gibi işleri bunu iş edinmiş
birileri yapıyor.

Yine de belirtmek isterim ki, eşcinsellerle birlikte çalışmalar
yapan dernekler (İstanbul AIDS ile Savaşım Derneği gibi), kendilerini
önyargılarından arındırmış dernek çalışanları da var. Ama maalesef
onlar da azınlıkta, ya da çok sesleri çıkmıyor. Artık eşcinsellerin
AIDS'ten bahsedildiğinde "AIDS bir eşcinsel hastalığı değildir"
dışında da diyecek birşeyleri olmalı.

Şimdiye kadar kurulmuş olan bu derneklerle ilişkiye girilmeli, üye
olunmalı, aktif rol oynanıp karar mekanizmalarına dahil olunmalı
(bir nevi ıslah edilmeliler), ya da bunların alternatifleri kurulmalı,
ya da bu görevi gay ve lezbiyen grupları üstlenmeli.

KEREM
KAOS GL dergisinden alınmıştır.

|