|

ROMEO
& ROMEO
Güncelleme:03.10.2000


Pembe Olimpiyatlar
İnsanların
fiziksel sınırlarını ne kadar zorlayabileceğinin bir toplu denemesi
olan olimpiyatlar Eski Yunanistan'da Olimpia bölgesinde Zeus
onuruna düzenlenen spor oyunlarından yana çok değişti. Yunanistan'da
olimpiyatlar boyunca barış ilan edilir ve Olimpia'ya
silah sokulmazdı. 1896'dan bu yana düzenlenen modern olimpiyatların
amacı ise dünyanın farklı uluslarını birbirine yakınlaştırıp,
insanları ırk, din ve siyasal görüş gözetmeden bir araya getirmek
olarak tanımlanmıştı.

Günümüzde olimpiyatlar ulusları yakınlaştırmaktan çok "kim daha
iyi" yarışına dönüştü. Ayrım gözetmeden insanları birleştirmek,
dostluk, dayanışma gibi kavramlar ise sadece tanıtım
broşürlerinde ve açılış konuşmalarında kaldı. Sydney'deki devasa
organizasyon içinde pek dikkat çekmeyen, televizyonlarda görmediğimiz
başka bir tanıtım çalışması da devam ediyor. 1982'den beri, aynen
olimpiyatlar gibi dört yılda bir düzenlenen Gay Games
- Eşcinsel Olimpiyatları, 2002 yılında Sydney'de
yapılacak. Cinsel yönelim gözetmeksizin herkese açık olan
Gay Games'in olimpiyatlar çerçevesinde tanıtımı yapılması
oldukça ironik çünkü Gay Games olimpiyatlara tepki olarak
doğmuş bir spor oyunları organizasyonu.

Dr.
Tom Waddell Mexico'daki olimpiyatlara bir dekatlon yarışçısı
olarak katıldıktan sonra olimpiyat organizasyonunun başındakilerin
tutumunu ve oyunların içerdiği yoğun milliyetçi duyguları
sporun saf ruhu'ndan çok uzak bulur. Bu güdüyle 1980'de San
Francisco Arts and Athletics'i (SFAA) kurar. Amaç, olimpiyatlara
alternatif bir spor organizasyonu yaratmak ve bireysel
özgürlüğü, ayrımcılık karşıtlığını, gerçek anlamda
dayanışmayı vurgulamaktır. Adı ilk başta Gay Olympic Games
-Eşcinsel Olimpiyat Oyunları olarak belirlenen organizasyona Olimpiyat
Komitesi "olimpiyat" sözcüğünü kullanma izni vermez. Eşcinsel olimpiyatlarının
adı zorunlu olarak Gay Games olarak değiştirilir.

İlk
oyunlar 1982'de San Francisco'da düzenlendi. 1350
sporcunun katılımıyla 17 spor dalında gerçekleşen
oyunlar dışında, kültür etkinliklere 400 kişi katıldı. Bütçe 350.000
dolardı. Açılış töreninin yıldızı Tina Turner bir konser
verdi. 1986'da ikinci Gay Games de San Francisco'da
düzenlendi. Bu kez katılımcı sayısı 3.482 idi. Üçüncü
oyunlar yine Amerika kıtasında, Kanada'nın Vancouver şehrinde
yapıldı. Bu kez 23 spor dalında 7.500 sporcu
vardı ve kültürel etkinliklerdeki katılımcı sayısı 1.200
idi. 1994'deki 45 ülkenin temsil edildiği ve oyunların adının en
çok duyulduğu New York Dördüncü Eşcinsel Oyunları oldukça
gösterişliydi. Katılımcı sayısı 13.500'dü.

1998'deki Amsterdam Eşcinsel Oyunları'nın önemi büyüktü
çünkü oyunlar ilk kez Amerika kıtasının dışına çıkıyordu. Amsterdam
Beşinci Eşcinsel Oyunları'nın ana teması "Kültür ve Spor
Aracılığıyla DOSTLUK" olarak belirlenmişti. Sanırım amacına
da ulaştı. 7 milyon dolarlık bütçesi, 12.500 sporcu ve 2.500
kültür etkinlikleri katılımcısıyla en büyük Gay Games
gerçekleşti. Gay Games boyunca Amsterdam'da 400.000 gey ve
lezbiyen turist vardı. Oyunlarda temsil edilen ülkeler arasında
Türkiye de vardı. Kültürel etkinlikler kısmında politik bir eşcinsel
grubu olan Lambdaİstanbul'dan giden beş temsilci vardı. Amsterdamlıların
çok övündükleri Arena stadyumundaki açılış ve kapanış törenlerindeki
geçitte Türk Bayrağı da öteki bayrakların arasında yerini almıştı.

2002 yılında Sydney'de gerçekleşecek Altıncı Eşcinsel
Oyunları'nın teması "Yeni Gökler Altında". Amsterdamlıların
umutları, yaşamları tamamen birbirinden uzaklaşan eşcinselleri ve
toplumun geri kalanını Gay Games ile yakınlaştırabilmekti.
Çünkü Hollanda'nın büyük hoşgörüsü aslında "bana ne" hoşgörüsü ve
herkes kimsenin ne yaptığına aldırmadan yaşıyor. Ancak Gay
Games sırasında Amsterdam'da heteroseksüellerin nadiren ortalıkta
göründüğünü düşünürsek bunda ne kadar başarılı oldular tartışılabilir.
Avustralya'da da eşcinsellere karşı yoğun bir hoşgörü olduğu biliniyor
ve Sydney Eşcinsel Olimpiyatları merakla bekleniyor. Ancak
Avustralya'nın dünyanın öteki ucu olması nedeniyle katılımın düşük
olacağı endişesi de yaygın.

Gay
Games'e katılmak için mutlaka eşcinsel olmak gerekmiyor. Ama
yine de katılımcıların yüzde doksan beşi eşcinsel. Oyunlardaki
spor karşılaşmalarında yer almak için herhangi bir ön eleme yapılmıyor.
Çoğunlukla başvuran herkes kabul ediliyor. Bir şehri, bir ülkeyi
temsilen katılabildiğiniz gibi, bireysel bir katılımcı da olabiliyorsunuz.
İçlerinde profesyonel sporcular olduğu gibi, amatörlerin de bulunması,
oyunların sert bir rekabet havasından çok bir "eğlence"
biçiminde geçmesine yol açıyor. En çok izleyici toplayan dallar
ise vücut geliştirme ve yüzme müsabakaları.

Spor oyunları dışında Gay Games'in kültürel etkinlikler alanında
da önemi büyük. Uluslararası Af Örgütü'nün düzenlediği toplantılar,
sendika toplantıları gibi etkinlikler dünyanın dört bir yanından
aktivistleri bir araya getiriyor ve fikir alış verişi yapılıyor.
Mülteci haklarından tutun da örgütlenme stratejilerine kadar birçok
konuda çalışmalar yapılıyor. Gay Games eşcinsellerin doyasıya
eğlenip, hoplayıp zıpladığı, partiler yaptığı boş bir on gün olarak
kalmıyor. Dünyanın hemen hemen her yerinden gelen eşcinsel hakları
savunucuları ortak bir bildiri yayınlıyorlar. 1998'de Amsterdam'daki
Eşcinsel Olimpiyatları'ndan sonra, tüm dünyaya yayılmış eşcinsel
ağı daha da güçlendi. Örneğin Romanya'da olan bir eşcinsel hakları
ihlaline Avrupa'nın her yerinden, Amerika'dan ve hatta Japonya'dan
bile protesto faksları geliyor. Azınlık dayanışmasının en güçlüsü
eşcinseller arasında.

2002 Sydney Gay Games olimpiyatlar kadar gösterişli olacak
mı? Acaba Türkiye'de bundan haberimiz olacak mı? Çok renkli haftalık
dergilerimizin kapağında renkli spor kıyafetleri içinde birbirine
yakın durmuş hafif "kırık" iki erkeğin resmi altında "yumuşak olimpiyatlar"
gibi bir başlık görecek miyiz? İki yıl sonra bakalım hâlâ aynı yerde
mi olacağız...
Diğer
yazılar için tıklayın
|