|

ROMEO
& ROMEO

Tek kişilik grup psikolojisi

Transvesti
avına çıkan insanlar yakalansalar bile paçalarını çok kolay kurtaracaklarını
biliyorlar

Öyle
"düzgün",
öyle "kusursuz", öyle "sistemli" ve "belirgin" bir toplum yaratmışız
ki, bu öve öve bitirilemeyen coğrafyada, düzeni bozan, sınırların
dışına çıkan hiçbir şeye katlanamıyoruz. Zenginimiz zengin, yoksulumuz
yoksul. Küçük Amerika modelimiz her ne kadar ani sosyal sıçramalara
izin veriyor olsa da eski yoksullar o "zengin" sınıfına uymuyor
ve orada sırıtıyorlar. İyimiz iyi, kötümüz kötü. Ve erkeğimiz erkek,
kadınımız kadın. Sınırlı cinsel terminolojimizde her şey bu iki
sözcükle ifade ediliyor. Zaman geliyor hayal gücü eksikliği yüzünden
cinsel yaşamı sokan-sokulana indirgenen insanlarımız bunun için
de kadın-erkek kavramlarını kullanıyor. Taraflar kadın ve erkek
olmasa da. Edilgen olan, yaşamın öteki alanlarında olduğu gibi yine
kadın. Siyah ve beyaza yoğunlaşıp, bunun dışına çıkan renkleri asla
algılayamayan beyinlerimiz cinsiyet mefhumunu "altüst" eden transvesti
ve transseksüellerle karşılaşınca kısa devre yapıyorlar.

Kadın kıyafeti içinde erkek, memeleri olan erkek, bacakları tıraşlı
erkek, makyajlı erkek. Ama bildiğiniz erkeklerden değil. Bu özelliklerin
hiçbiri gerçek "erkek"lere ait değil. Bunları düşünmek, transseksüel
seks işçileriyle yatan erkekleri rahatlatıyor, çünkü o zaman bu
insanlar kendi sınıflarından çıkıp, onların erkekliklerini tehdit
edici bir unsur haline gelmiyorlar. Bir erkek eşcinsel "erkek" görünümüyle
mevcut kriterlere göre "kadına mahsus" bir eylemde bulunduğu için
erkekliğin yüzkarası olurken ve erkekliği tehdit ederken, bu anlamda
bir transvesti belli belirsiz de olsa bir hoşgörüyle karşılanabiliyor.
Transvestiler çizilen sınırların içinde kalıp, mümkün olan iki rolden
birini tercih edip, zor da olsa, en azından görünümleriyle, karşı
tarafa geçtikleri için azılı heteroseksistleri rahatlatıyor. Bu
da eşcinselliği ancak "karşı cinse geçme eğilimi" olarak algılandığında
meşru kılıyor ve topluma püskürtülen tüm imgeler bu dayanak noktasından
hareketle ortaya çıkıyor.

Transvesti ve transseksüeller, sadece televizyonda görülen egzotik
birer "yaratık" olarak kaldıklarında birçok kişi için "ahlâksızlık"
yorumlarının malzemesi olmaktan öteye gitmiyor ve en azından fiziksel
şiddete uğramıyorlar. Ancak onlar için en büyük tehlike yakınlarında
olan ve onlarla beraber olan "müşterileri". İlk cinsel deneyimini
yaşayan erkek ve kadınların çoğu bu deneyim sonrasında bir pişmanlıkla
üzüntü karışımı hissederler ama bu duyguyu tam olarak da ifade edemezler.
Bunun nedeni, doğdukları andan itibaren cinselliğin "yasak", "kirli"
ve "utanılacak" bir konu olarak karşılarına çıkması değil mi?

Transvesti ve transeksüellerle beraber olan erkeklerin de sonraki
saldırgan davranışları böyle bir nedene dayanıyor. Cinsel arzunun
tatmin edilmesinin ardından, erkek, yaptığı işin zaten ayıp olan
cinselliğin ötesinde tüm kurallara aykırı ve öğrendiği yaşamsal
değerlere de ters olması yüzünden ne yapacağını bilemez. Hele bir
de transvesti seks işçilerinin çoğu zaman dile getirdiği gibi müşteri,
transvestilere kendini "düzdürmek" için gelen yüzde seksenlik dilime
dahilse bu pişmanlık bin kat artar. Erkeğin kendini bir "kadına"
düzdürmesi fikriyle meşruluk kazandırmaya çalıştığı eşcinsel eğilimleri
onun saldırganlığını yoğunlaştıran bir etkendir.

Eski müşteri, yeni düşman artık azılı bir "ibne" karşıtıdır. Hoş,
ayranı kabardığı zamanlar o yine müşteridir, ancak birkaç kadeh
içip, arkadaşlarıyla arabasına atlayıp hovardalığa çıktığında E-5
Karayolu transvesti Canavarı kimliğine bürünür. Karşısına çıkan
ilk "ibne"nin üzerine sürer arabasını. Zaten polisten kaçarken yolun
ortasına kaçmak zorunda kalan transvesti "açık-hedef"tir. Herhangi
bir aksilik olursa da pek öyle cezası olmayacak "bedava" öldürülecek
bir hedef hem de. Tam bir sürek avı. Transvesti canavarı çevik transvestilerden
avlayamazsa arabasını zaten başarılı bir avın kurbanı olmuş ve artık
bir "ceset" olan yerdeki transvestiye doğru sürer. Ne de olsa hareketsiz
hedefler bir avcı için daha kolay bir avdır.

Transvesti avına çıkan bu insanlar yakalanmayacaklarını, bir şekilde
yakalansalar bile paçalarını çok kolay kurtaracaklarını biliyorlar.
Grup psikolojisinde kişi tek başına yapmaya cesaret edemeyeceği
her şeyi yanındakilerden aldığı destekle yapar. Bu arabalı katiller
ise bir grup içinde olmadıkları halde yaşadıkları ortamın verdiği
güvenle cinayet işliyor ve cezalandırılmama garantisiyle daha da
cesaretleniyorlar. Cesaretlerinin kaynağı toplum dediğimiz o büyük
grup. Grup psikolojisini sonuna kadar yaşatan medya. Farklılıklara
geçit vermeyen, onları dünyanın renkleri olarak değil de birer tehdit
olarak gören insanlar. Artık E-5'teki cinayetlere bir son verilmeli.
Kimse cinsel kimliği yüzünden sarhoşların canlı hedef tahtaları
olmayı hak etmiyor!
Diğer
yazılar için tıklayın
|