Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR






ROMEO & ROMEO                         

Kent ışıkları- İzlenimler/6

"Lütfen parmağıma değil, işaret ettiğim yere bakın."

Baharın son günlerinde hayatımın geri kalan yıllarına ilişkin önemli bir şeyi keşfediyorum: Aşkı istememek gerek hayattan. Aşkın geleceği güne hazır olmaya, geldiği anda geldiği şekilde ona kapılmaya ve peşini bırakmamaya evet, ancak bir aşk beklentisiyle hayata bakmamak gerek. Çünkü beklentinin kozmik bir yönü var. Bir şeyi fazlası ile istemek koşullardan bağımsız bir biçimde o şeyi hayata çağırıyor. Bu "kendiliğinden" olmayan, ne pahasına olursa olsun dünyaya getirilmiş aşkın doğumsal anomalileri oluyor. Yeri, zamanı ve koşulları doğru olmadığı halde istenerek, sakat olarak dünyaya getirilen bir bebek gibi... Hiçbir zaman büyüyüp kendi hayatına kopup gidemeyecek, ya hep size bağımlı kalacak ya da vaktinden önce ölecek ve hiçbir zaman koşup oynayıp gelişip büyüyemeyecek bir çocuğa sahip olmak gibi... Aşk beklememek gerek. Çünkü yeterince derin bir yerden isterseniz bunu kayıp bir ruh mutlaka duyacak, bu kayıp ruh tıpkı yeniden bedenlenen bir zombi gibi bir gün karşınıza dikilecek ve size sizin sözcüklerinizi tekrar etmeye başlayacaktır. Sizse bir gün hayalini kurduğunuz o muhteşem aşkla karşı karşıya kaldığınızı düşünürken dokunduğunuz sadece çürüme ve aldanış olacaktır. Bu konuya döneceğim. Ancak her şeyin bir sırası olmalı. Bunun nedenini sormayacağınızı ümit ediyorum.

Hazırlık
Aşkın geleceği güne hazırlıklı olmalı insan. Aşka hazırlık, eğer insanlar bu konuda yeterince imkan ya da istek sahibi olsalardı dünyanın en derin dinî inanç sistemlerinden biri olabilirdi. Çünkü aşka hazırlık tanımı ilk anda yeni bir parfüm ya da iç çamaşırları almak, saçına başına özen göstermek, yeni ve moda giysiler edinmek gibi şeyleri çağrıştırsa da benim açımdan konunun bunlarla pek ilgisi yok. Aşka hazırlık daha çok hayat boyu süren bir şey. Bir gün karşılaştığında aşık olacağın adamda görmeyi umut ettiğin niteliklerle kendini donatmakla ilgili. Ruhunu ve beynini eğitmek, egolarınla yüzleşmek, kim olmadığını çok çok iyi bilmek, sabrı ve özveriyi keşfetmek... Bir gün bulmayı ümit ettiğin adama, bulmayı ümit ettiğin şeylerin vaadiyle gitmek... Fakat belki de en önemlisi "iyi" ve "kötü" kavramları için sağlam bir köşetaşı oluşturmak. Bu iyi ve kötü durumunu biraz açmak istiyorum. Geçenlerde Berna'nın evinde tanıştığım bir kadın sürekli şunları tekrar ediyordu "neyin yalan ve neyin doğru olduğunu hiçbir zaman anlayamıyorum". Konu o kadar çok bu eksende döndü ki sonunda dayanamayarak sordum. "Pardon, insanların size karşı ifadelerindeki samimiyetsizlikten mi söz ediyorsunuz? Yoksa yalan ve doğruya ilişkin başka bir durumdan mı, tam anlayamadım?" "Yo, hayır öyle değil. Söylemek istediğim daha çok kararlar alırken ya da birisine bir şeyleri açıklarken ağzımdan dökülüveren ya da aklımdan geçen şeylere gerçekten inanıyor muyum, yoksa aslında tam tersine inandığım halde bunları mı ifade ediyorum? Bundan bir türlü emin olamıyorum. Bu nedenle doğru ve yalan sürekli birbirine karışıyor." Kadının açıklamasından, ifadesindeki yetersizliğe karşın etkileniyorum. Yeni tanışmış olmamızdan ve de böylesi bir konuda konuşmanın yorucu ve gereksizliğinden dolayı konuyu nazikçe kapıyorum. Bir süre sonra aynı kadin aşka ilişkin bir klişeyi tekrarlıyor, "Aşk istiyorum, ancak bir türlü onu bulamıyorum." Fazlasıyla tüketilmiş bir söylem olmasına rağmen bu sözler kadının ağzında çok şey ifade edermiş gibi geliyor. Hiç şaşırtmıyor. Hatta bunları söylemeseydi de o kadın hakkında bu fikre ulaşabilirmişim gibi geliyor. Kadının ifadelerindeki her şey açık bir gerçeği gösteriyor. Kendi kendisiyle başbaşayken bile düşündüklerinden hangisinin doğru, hangisinin yalan olduğunu ayırd etmekte zorlanan birisi ciddi bir inanç problemi yaşamaktadır. İnançları konusunda net ve kararlı biri olmanın gerekliliğini vurgulamıyorum hayır. Kişi en azından nelere inanmadığını bilirse inanma ihtimali olan seçenekler arasında tercih kullanabilir ve bunları sınayabilir. İnancın olmadığı noktadaysa iyi ve kötü gibi iki kavramdan söz edilemez. İnanç yoksa bu ikisi kolayca yer değiştirebilir, birbirine dönüşebilir. Ancak inanç sayesinde bazı şeyleri iyi ve kötü olarak kategorize etmek mümkündür. (Burada toplumsal olarak faydalı ve faydasız ve/veya zararlı kavramlarından bağımsız bir biçimde konuşuyorum).

"İyi" ve "kötü" tümüyle rölativ iki kavramken aşk ilişkisindeki kişiler için oldukça netleşebilir. Birbiri için "diğerleri"nin olmadığı sınırlı bir uzay tanımlayan iki kişi, kendilerini ifade ederken tamamıyla kişisel hikayelerinden getirdikleri alışkanlıklar ve inançlarla bu iki kavramın sınırlarını belirli ölçüde tanımlarlar. Bu bilinçli ya da bilinçsiz olarak içinde aşkın geçtiği hemen tüm ilişkilerde böyledir. Çünkü kısa bir süre önce o kişinin hayatın bütün çirkinliklerine, başından geçen bütün olumsuz hikayelere rağmen masum olduğuna inanmışsınızdır. Hayatın bütün törpüleyici yanlarına, bu kötü olayların onun teninde bıraktığı yara izlerine rağmen darbelerin kalbine ulaşmadığını bilirsiniz. Bu nedenle o kişi masumdur. Hayata maruz kalan herkes kadar yaralanmış ve badirelerden onurlu bir biçimde çıkmıştır. Bir fahişe ya da jigolo da olsa masumdur. Masumiyetine inanmadığınız birine karşı hissettiginiz şey aşka ne kadar yaklaşsa da tutkuya her zaman daha yakın durur. Masumiyetten söz etmeye başladığınız anda aslında yeniden tanımlamanız gereken iyi ve kötüye gelip dayanmışsınızdır.

Bu iki kavram (iyi-kötü) yaşadığınız aşktaki tutkuya fazla bir şey katmayacaktır. Aşkın doğası gereği akıp giden, otonomi kazanmış hormonal, spirituel, ilahi ve organik kanalları vardır. Tutku ve aşk dendiğinde aklınıza geliveren tüm ritueller bu kanallar üzerinde yaşanacaktır. İyilik, kötülük ve masumiyet üçlemesi ise sizin iki durup bir durup işler karıştığında dönüp her şeyin yolunda olup olmadığını test edebileceğiniz bir kontrol çetelesi olarak işinize yarar. İyilik ve kötülük dengesi masumiyet aleyhine bozulmaya başladığında şansınız varsa tutkunun kanallarındaki debide de bir düşme vardır. Yok eğer tutku bütün gücüyle akan bir nehir gibi engel tanımazsa oldukça boktan bir şeyler sizi beklemektedir. Ve bir şarkı ismi hayatınızın bu boktan dönemini her şeyden daha iyi özetleyecektir:
WITH OR WITHOUT YOU ! ÇAĞIRIRSAN O GELİR
Ancak bazen kalp söz dinlemez. Ölümlü olma fikri o kadar yoğundur ki zamanın büyük bir hızla geçtiğinden daha net hiçbir şeyi hissedemezsiniz. Henüz yaşarken anlamanız, tatmanız, görmeniz, hissetmeniz gereken öyle çok şey ve o kadar az zaman vardır ki tamamlanmak istersiniz. İkinci bir hayat hikayesine daha sahip olmak. Bir başkasının gözleriyle de görmek, ikinci bir kalbi ve solumak için ikinci bir akciğeri istemek... Önüne konan küçücük bir mercekle birden bire bütün dünyayı netlikle görmeye başlayan bir miyop gibi onun gözlerinin gerisinden bakıldığında evren tümüyle anlaşılır müthiş bir bütün olarak serilir önünüze. Her şey birbiriyle kusursuz bir ilişki icinde devinmektedir ve bu liquid evren içinde her şeye evet diyebilirsiniz. Bunları yaşamak isteyen ruhunuz sayıklamaya başladığında, kozmosta bazı taşlar yerinden oynar ve kim bilir belki de çağrınızı bir vampir duyar.


Diğer yazılar için tıklayın




GL KÜLTÜRÜ

GLK EDİTÖRÜ'NDEN

DERDİNİ SÖYLEMEYEN

EŞCİNSEL DEHALAR

TARİHİN PEMBE
SAYFALARI


ROMEO & ROMEO

JULIET & JULIET

KADIN KADINA

ERKEK ERKEĞE

CİNSİYYET
(GL haber)

MİTLER

GLK MÜZİK

GLK KİTAP

GLK SİNEMA

SAĞLIK

SÖZLÜK

CİNSEL BİLGİLER

MEKANLAR

Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 



Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla