|

ROMEO
& ROMEO

Ufuk
Kuzey'den sahne sahne kent yaşamı,
Sapmalar, saptamalar, sapıtmalar / 2
Topshop'ta
histeri
Cem
Uğur'la yattı
Uğur Murat'a aşıktı
Murat ara sıra Ahmet'le sevişti
Kerem'in kalbi Tarkan'daydı
Tarkan her gece bir başka erkeğin erkeğiydi
Çekiciydi, mümkünse orji tercih ederdi
Hayatta ne istediğini hiç bilemedi
Liste uzadı gitti. Böyle bir şeydi. Kimse kaybetmeyi aklına
pek getirmedi.

Bir gün elinde radyoaktif ışıltılar saçan güllerle 22 yaşlarında
dünya güzeli bir oğlan çıkageldi. Bir başka dünyadan geliyordu.
Oğlanın güzel bir boynu, güzel bacakları, geniş omuzları, müthiş
bir gülüşü ve hipnotize edici bakışları vardı. 180'e 140 tansiyonla
yaşıyordu. Boynunda atan damarın belirsiz hareketi çevredeki diğer
tüm hareketleri fark edilmez kılıyordu. Oğlan elindeki gülleri verecek
birini arıyordu. Oğlanın elindeki güllerden başka verecek bir şeyi
yoktu. Henüz 22 yaşında aynaya bakarken "kaybedecek hiçbir şeyim
yok" demişti. Sonra yüzünde şeytani bir gülümsemeyle ellerine bakmıştı.
Sıkı sıkı tuttuğu güllerin dikenlerinden hafif hafif kan sızıyordu.

Kan
görmek kadınları ve gayleri tutar. Sinema perdesinde olmadığı
sürece tabii. Sinema perdesindeyse birbiriyle dövüşen, kan revan
içinde kalan erkekler her iki grubu da etkiler. Kadınlar, kendileri
için dövüşen erkekler fikrinden etkilenirken erkekler birbirleriyle
mücadele eden erkeklerin erk savaşını kendi hayatlarına benzetir.
Her ikisi de pamuk ve tentürdiyot yakınlığında olmadığı sürece kana
karşı toleranslıdır. Söz konusu yakınlıkta kadınlar bağırabilir,
bayılabilir, oradan kaçmak isteyebilir. Gayler ise bu yakınlıkta
bir kanama karşısında durumu idealize ederek formatlar ve kanama
bölgesinde bir boşluk görmeyi becerebilir.
Tıpkı Cem gibi, Tarkan, Ahmet, Kerem ya da Uğur gibi...
Onlar da bu çocuğun ellerindeki yaralarla bir kez karşılaştıktan
sonra bunu öyle bir biçimde soyutladılar ki oğlanın ellerinin olması
gereken yerlerde boşluklar oluştu ve oğlana baktıklarında ellerinin
olması gereken yerler karanlık kanatlarla tamamlanıyordu. Onlar
oğlanın elindeki güllerden hep habersiz kalacaktı.

Murat'ı
kan tutmazdı. Bu yüzden oğlanı, ellerinin durumunu, elindeki
tuhaf gülleri ilk anda gördü ve gördüklerini bir daha hiç unutmadı.

Oğlan kentin dışında bir başka dünyada doğup büyümüş ve büyüdükçe
iki dünya arasında mekik dokumaya başlamıştı. Onun geçerek geldiği
yollarda yağmur yağıyordu. Kentin ışıkları uzak, gizemli ve nefes
kesici bir sis örtüsünün gerisinde ağır ağır hareket ediyordu. Onun
geçerek geldiği yollarda heyecandan soluğu kesiliyordu. Onun geçtiği
yollarda otoyol tabelaları hep "şehir merkezi"ni gösteriyordu.

Bundan sadece 3 gece sonra Tarkan, Uğur'la birlikte cumartesi
gecesi giyecek yeni bir şeyler almak için Topshop'taydı. 2 gün önce
daha tanıştıkları gece bir kokain partisinde grup seks yaptığı oğlanın
olmayan ellerinden ve geniş karanlık kanatlarından fazlasıyla etkilenmişti.
Ancak ona her sarıldığında canını acıtan şey nedeniyle mutsuzdu.
Sonunda üzerine denediği oranj body'nin bir eşi de onun üzerindeyken
14'de bir gece bile geçiremeyecek olmaları fikri o denli ağır geldi
ki kendini daha fazla tutamadı ve kabinde hıçkırarak ağlamaya başladı.
Uğur, panik içinde kabine girdiğinde arkadaşını ağlamaktan kızarmış
bir suratla buldu. Onu yatıştırmak için aklına ilk gelen şeyleri
büyük bir içtenlikle söyledi, "Tarkan çok touchy bi günündesin,
kendini böyle üzmeni istemiyorum annıyomussun? Biraz daha ağlarsan
göz altların erkenden kırışacak. Pardon, arkadaşım fenalaştı bir
Akmina getirsenize lütfen o iyi değil!"

Tarkan kısa bir süre sonra sakinleşti. Çünkü olayı farkeden
servis elemanları kabine doluşmuştu ve Tarkan kendisine kağıt mendil
ve Akmina uzatan yakışıklı servis elemanıyla arasında tuhaf bir
gerilim oluştuğunu düşünmeye başlamıştı.

Tarkan farketmese de onu ağlatan şey oğlanın elindeki güllerdi
ve bu güllerden yayılan radyoaktif ışıma. Kucağında güllerle bir
kaç gün önce kendi yolundan anlattığım dünyaya gelen oğlanın karşı
şeridinde o gece Murat amaçsızca yol alıyordu. Yağmur, altında kalan
herkesi ve her şeyi birbirine eşitliyordu. Yağmurun sınıfsız toplumundan
sadece hayaller kaçabiliyordu. Hayallerimizde sınıflar vardı. Olmak
istediğimiz ve hiç olmayı düşünmediğimiz yerler, birlikte olmak
istediğimiz ve sonsuza dek karşılaşmak istemediğimiz kişiler...
Yaşamak istediğimiz anlar ve yaşarsak ne yapacağımızı kestiremediğimiz
anlar. Hayallerimizde toplum kastlara bölünmüştü ve hayalimizdeki
sınırlar en az gerçekte olduğu kadar zorlayıcıydı. En azından o
gece kucağında güllerle yol alan yolcu için bunlar fazlasıyla gerçekti.

Karşı şeritte Murat otomobiliyle hız yapıyordu. Yağmur ve
sisle perdelenen kent ışıkları giderek geride kalıyordu. Murat'ın
gittiği yolda otoyol tabelaları Kent Merkezi'nin aksi yönünü gösteriyordu.
Murat'ın geçtiği yollarda tabelalarda tek yön vardı ve hepsi "aşk"
ı gösteriyordu. Murat, bu yağmurlu gecede kentin kılcal damarlarına
doğru hız yapıyordu. Radyo fg kelimenin gerçek anlamıyla kopmuştu.

Sanırım
lafı yine fazla uzattım. Burada kessem hiç fena olmayacak. Bundan
sonrasını yazmak gelecek haftaya kalacak. Çünkü şimdi çıkıp bir
film görmek istiyorum. Yakışıklı ve hassas oğlanların oynadığı keyifli
bir film izlesem... Acaba ne görsem?
Diğer
yazılar için tıklayın
|