|

ROMEO
& ROMEO

Kentte Teror (!)
1
Birkaç gün önce yemek esnasında, bir televizyon kanalının haber
bülteninde ilişti aşağıdaki haber gözüme. Yemekte bir arkadaşım
vardı. Sözünü keserek dikkatle izlemeye koyuldum. Ancak arkadaşım
söze yeniden başlamakta, dinletene kadar her yolu denemekte, ısrarla
dinlemiyorsanız tehdit etmekte, bunu da geçerseniz güzelliğinden
fazlasıyla emin olduğu vücudunu sergileyerek dikkatinizi ona yöneltmeyi
sağlamakta ustadır. Gösterdiğim bütün çabaya karşın, ancak atlamalı
olarak izleyebildim haberi. Bu nedenle habere konu olan kişinin
ismini anımsayamıyorum.

Haber özeti kısaca şöyleydi: E5 otoyolunda, özel otomobiliyle aşırı
hız yapan bir sürücü, kontrolünü kaybederek yol kenarında işe çıkan
bir travestiye çarpmış ve kaza sonucu yara alan travesti olay yerinde
hayatını kaybetmişti. Bunun üzerine kısacık bir zamanda oraya toparlanan
arkadaşları bir yandan yaşadıkları acı, bir yandan uğradıkları şok,
bir yandan olası "yarın"larına ilişkin bu fotoğrafın tetiklediği
dehşetle feryat ederek dertlerini anlatmaya, yardım
istemeye, sorumluları bulmaya çalışıyorlardı.

Atlamalarla montajlanan VTR görüntüleri bizi olayı tırmandıran nedenleri
tam olarak anlamaktan alıkoyuyordu. Ancak arkadaşlarının geçirdiği
kaza üzerine oraya toplanan travestilerde tansiyon giderek yükseliyor
ve bir çeşit isyan halini alıyordu. Bu isyan sisteme, onları ekmek
parası için bu otoyola süren kadere, yaşamak üzere doğulan yüzyılın
ahlakınaydı besbelli. Ancak bununla kalmayacaktı.

Çünkü birazdan arkadaşlarının cesedi başında şuursuzca ne yapmaları,
nasıl yapmaları gerektiğini düşünen bir grup insanın üzerine kendini
bilmezin biri, metalik gri otomobilini sürecek, bu beklenmedik ataktan
anlık reflekslerle kurtulan travestiler bir insanlık suçuna tanık
olarak bir kez daha isyanın eşiğine sürükleneceklerdi.

Evrimin garip bir oyunuyla sinir sisteminden arındırılmış şekilde
sosyalleşen bir canlının kullandığı bu otomobil, henüz yerde uzanmakta
olan cesedin üzerine doğru hızla sürülecek, ceset lastiklerin altına
girmek üzereyken hafif bir manevra ile yönü değiştirilecek, ancak
etraftaki birkaç lobutla birlikte yandan çarpılan ceset birkaç metre
savrulacak ve otomobil hızla oradan uzaklaşacaktı.

Geride çığlıklar, donakalma, öfke ve elbette ki isyan bırakacaktı.

Ertesi gün onlarca otomobile, partilerin seçim dönemlerinde mitinge
giden partililer gibi doluşmuş onlarca travesti -ve sanırım transseksüel-,
ellerinde pankartlarla bir önceki gece olayın gerçekleştiği noktaya
gelerek trafiği kesecek ve sloganlar atacaklardı. Trafiğin yoğun
olduğu böylesi bir saatte, eylem daha da büyük görünecek ve kısa
bir süre sonra polis olay yerine gelecekti.

Gösteriyi önlemeye çalışan polisle eylemciler arasındaki diyalog
çabası kısa sürede gergin bir ipe dönecek ve topluluğu zorla dağıtmaya
çalışan polisle küçük çaplı bir izdiham yaşanacaktı. Fakat bu izdiham,
gerek öğrenci dernekleri, gerek Cumartesi anneleri gibi politik
mücadele veren diğer gruplar ya da işçi sendikaları eylemlerinde
olduğundan biraz farklı yansıyacaktı ekranlara. Burada gözünü karartan
direnişçileri, polisten daha önce saldırıya geçmiş halde görecektik.
Tekme tokat polislere giren bazı eylemciler polisler tarafından
bile belli bir şaşkınlıkla izlenecekti.

Öfke gerçekti, istenen hak konusunda tartışmaya açık değillerdi:
İnsanca yaşama hakkı istiyorlardı. Bir haber kuşağında, akşamın
bir vaktinde kazara gözüme ilişen bu haber beni, bu topraklardaki
pek çok duruma ilişkin bir yığın gerçekle yeniden karşılaştırdı.

Her şeyden önce orada televizyon karşısında otururken, içimde birileri
ayağa kalkıp yüksek perdeden avuçları patlayıncaya kadar bu cesur
insanları alkışladı. Hayatın bu denli içinden gelen acıları, hayatın
bu denli içinden gelen ve bu nedenle de güçlü eylemleri karşısında
heyecan ve hayranlıktan kanım dondu.

Verdikleri mücadele ekmek parası kazanmak gibi, soluk alıp vermek
gibi yaşamsal bir noktadan kaynaklandığından, örgütlenme biçimlerinde
de daha çok bir kader birliği, bir yol arkadaşlığı durumu kendini
sezdiriyordu.

Bulabildikleri, akıl edebildikleri tek yoldan kendilerini ifade
etmeye çalışıyorlardı. Haklıydılar. Haklılıkları görünse de görünmese
de öyleydiler. Bundan eminlerdi ve bu değişmez inancın verdiği güç
ile ortadaydılar.

2
Metalik gri otomobilinin direksiyonunda psikolojik ve/veya
bedensel iktidarsızlığının ya da içindeki "öteki"ne karşı duyduğu
tahammülsüzlüğün motivasyonuyla otomobilini bir ceset üzerine sürecek,
bunu yaparken "kahraman"laştığını hissedecek yaratıklar üreten bir
toplumda yaşamak...

O
yaratığın, ayağını debriyajdan kaldırıp gazı köklediği o kısacık
zaman diliminde kesik soluğunu duymak... Bu solukla birlikte onu
oluşturan bütün bir geçmişin, bütün bir ülke panaromasının temsilini
görmek... Kendinden görmediği bir canlının yaşam hakkı bir yana
cansız bedenine bile saygı duymamak...

Bir
akşam yemeşi sırasında gözüme ilişti bu haber.

Birisi trafikte hayatını yitirmişti. Cesedin üzerine otomobil sürülmüş
ve ceset yolda sürüklenmişti.

Başka
bir televizyon kanalı bu haberi, travestilerin eylemlerini aşırı
bularak "kentte teror" gibi bir başlık altında duyuruyordu. Günler
geçmiş olmasına rağmen bu olanlar aklımdan bir türlü çıkmıyordu.
|