|
Kadın
Kadına Güncelleme:
31.10.2000

Bir
Lezbiyenin Güncesi
Bölüm 3


Bir
sevgili sahibi olmanın en güzel yanı bu kocaman ve boktan dünyada
yalnız olmadığımı bilmektir benim için. Sabahları uyandığımda, o
yanımda olmasa bile onun varolduğunu, bir yerlerde beni düşünüyor
olduğunu hatırlayarak onun boş yastığına sarılmak. O kahvede oturmuş
intikam planları yaparken bir anda bunu hatırladım. Ertesi sabah
uyandığımda yanımdaki boşluğun gerçek bir boşluk olduğunun farkına
varacaktım. Kolumu attığımda onu bulamayacaktım. Artık iyice dank
etmişti. O gece uyuyamazdım.

Böyle durumlarda en sağlıklısı derhal yakın dostları desteğe davet
etmektir. Ne olursa olsun yalnız kalınmamalı. Cep telefonuma sarıldım.
On dakika içinde Ali, Ercan ve Ayşe-Elif çiftinden oluşan en yakın
dert yanma gurubumu benle baş etmek üzere organize ettim. Henüz
eve girmek istemediğim için Ali'de toplandık. Arkadaşlarım hakkında
biraz bilgi vereyim önce: Ali bir üniversitede İngiliz edebiyatı
bölümünde araştırma görevlisi, gay ve bir yıldır sevgilisi yok.
Ercan tekstil pazarlamayla uğraşıyor, gay ve her ay değiştirdiği
bir sevgilisi oluyor. Ayşe'yle Elif bir yıldır beraber bir lezbiyen
çift. Ayşe resimlerini satmaya çalışıyor, Elif halkla ilişkilerle
uğraşıyor. Benim eski sevgilimle aynı firmada. Bizi tanıştıran da
o. Biralar alındı, mumlar ve tütsüler yakıldı. Kurultay toplandı.

Olağanüstü kurultayın uzun müzakerelerinden sonra oybirliğiyle şu
karar çıktı: Kesinlikle geri adım atılmayacak, Aylin (eski sevgilim)
unutulacak, yeni aşklar peşinde koşulacak. O kadar kolaydı sanki!
Bu arada ben 3 paket selpak ve 6 adet bira tükettim. Beni neşelendirmek
için ne numaralar yaptılar! Ali drag queen kılığına girip Grease
eşliğinde striptiz yaptı. Kızlar eskiden kadınlardan neler çektiklerini
anlattılar. Amaaaan! Hiç kimse değmez böyle üzülmeye.... Ben yine
de ağlayıp durdum.

Bu gece böyle geçemezdi tabii, olayı koparmak gerekiyordu biraz.
Sevgilim olduğundan beri gay barlara pek gitmez olmuştum. Lezbiyenler
böyle uyuzdurlar işte, bir sevgili bulurlar, sevgilileriyle eve
kapanırlar. Ama artık bekar ve mutsuz olduğuma göre bir büyük turu
hak etmiş sayılırdım. ( Büyük tur, Barbahçe, Neo ve Prive'den oluşan
en sevilen gay barları tavaf etme olayına aramızda verilen addır.)

Zaten zom bir vaziyette Barbahçe'ye
gidip birkaç bira daha devirdim. Mutsuzken şu kendime zarar verme
huyum yok mu! Oysa Aylin herhalde kırmızı saçlı cadısının kollarındaydı
o sırada. Ertesi gün sabahın köründe çalışacağım gerçeği umurumda
bile değildi. Az mı barlardan direk işe gittim sevgilisiz serseri
günlerimde. Büyük turu sabah saat 4'te tamamladık. Maalesef Tantan
sayesinde dörtten geç açık, pavyonlar dışında mekan kalmadı İstanbul'da.
Bu arada yeni potansiyel sevgililer için etrafı gözden geçirmeyi
ihmal etmemiştim ama o herhangi bir sair günde ne lezbiyen ne de
meraklı hetero kadın vardı ortalıkta. Bütün barlarda tesadüfen oralara
düşmüş orta yaşlı, tek gayler. Barları terk etme ve balkabağı olma
saati gelip çattığında arkadaşlarımın bütün tekliflerine rağmen
yalnız başıma eve gitmekte direttim. Bu acı gerçeğe alışmam gerekiyordu.

Sabahın beşinde Maria Callas'ın Medea orijinal kaydını koyup sonuna
kadar açtım. Ne zaman depresyona girsem yüksek sesle opera dinleyip
komşuları da depresyona sokarım. Böyle durumlarda insan en çok kendisine
kızıyor. Hatalı karşı taraf olduğuna göre kendi kendini mahvetmenin
ne gereği var? Ama gönül bu, ota boka konuyor ve genellikle boka
konduğunda yapışıp oradan bir türlü ayrılamıyor.

O kadar duygusal işkence ve biradan sonra, bir de yatağın artık
boş olan tarafını görünce zayıflık başlıyor. Hemen Aylin'e bir mesaj
gönderip onu ne kadar sevdiğimi ve her şeyi unutmaya hazır olduğumu
söylemek istedim. Mesajı yazdım, ama son anda alınan gayet yerinde
bir kararla Ayşe'ye gönderdim. Ayşe sabaha karşı ertesi gün Elif'le
büyük bir kavga etmelerine sebep olabilecek (benim numaram gizli
numara) şu mesajı aldı: "Sevgilim o kaltak karıyla olan önemsiz
ilişkin umurumda bile değil, bana dönmeni istiyorum."

Sürünerek ve yalpalayarak yatak odama gittiğimde mesaj makinesinin
ışığının yandığını gördüm. Tabii ki Aylin'in, ben kapıyı çarpıp
evden çıktıktan bir saat sonra bıraktığı bir mesajdı: "Deniz, sanırım
konuşmamız gerekiyor, yarın iş çıkışı beni ara."
Beni
ara, beni ara. Sanki bütün bunlara sebep olan, gayet güzel giden
bir ilişkiyi mahveden benmişim gibi bir de benim aramam gerekiyor!
Hava çok yağmurlu ve depresifti, tam ruh halime uygun. Yağmur damlaları
tepedeki buzlu camları kamçılıyor, doğanın bu vahşeti içimin fırtınasını
dindiriyordu adeta. İki kişilik yatağın sol tarafına iliştim. İşte
o hiç özlenmeyen yalnız geceler başlıyordu. Her şeye rağmen uyumayı
başarmışım. Sanırım rüyamda çocuk doğurduğumu gördüm.
Zeynep
Aksoy
Diğer yazılar için tıklayın
|