|
Kadın
Kadına Güncelleme:
04.09.2001

Bir
Lezbiyenin Güncesi 21
Silent Night, How Peaceful You Are ya da
Antidepresanların kuduruk lezbiyenler üzerindeki tuhaf etkileri

Sakin, çok sakin bir gece.. Ne dışarıda, ne de bende yaprak
kımıldamıyor. O kadar uzun zamandır yapmadığım kadar olağan bir
gün geçirdim ki bana acayip değişik geldi.

Örneğin televizyonda bir filmi ve bir diziyi yüz kere yerimden
kalkmadan başından sonuna seyrettim.

Buzdolabına taktım, oturup raflarından yumurta konan bölüme
kadar temizledim. İçindekileri kategorize edip ait oldukları yerlere
koydum. (Tamam, tamam obsesif-kompülsif bir durum). Tarihi geçmiş,
küflenmiş ve mahvolmuş herşeyi attım. (Biberler, domatesler, tavuk,
turşu, reçel, neyse...)

Kedileri fırçaladım. Bozuk paraları toparlayıp domuz şeklindeki
seramik naneyi bozuk paralık yaptım. Sadece diyet kola içtim. Şimdi
de oturmuş uzun zamandır ilk kez gününde yazımı yazıyorum. Hem de
farkındaysanız yazımda da oradan oraya zıplamadan belli bir rotada
sakin sakin ilerliyorum.

Birazdan fenalık geçirebilirsiniz. Bir daha hiç okumak istemeyebilirsiniz.
Beynime elektrik şoku filan verilmedi bildiğim kadarıyla. Ya bugün
teyzemi götürdüğüm MR merkezinde radyasyondan etkilendim, ya da
4 aydır canla başla kullandığım prozac denen o yeşil-beyaz kapsül
sonunda işe yaramaya karar verdi.

Tanıdığım
o kadar çok antidepresan kullanan eşcinsel var ki! Tabii bu
genellikle onların zeka fazlalığından, genel toplumun gerizekalılığıyla
uyum sağlayamamasından kaynaklanıyor. Bakıyorsun ki millet yerinde
sayarken sen koştura koştura gidiyorsun, "dur, at bir hap al bir
nefes" moduna giriyorsun. Şimdi, gerekli açıkları kapatalım da ne
olur ne olmaz.

Her
antidepresan kullanan zeki değildir, toplumda eşcinsel olmayan
herkes gerizekalı değildir, her eşcinsel de üstün zekalı değildir,
her eşcinsel antidepresan kullanmaz. Ya da tam tersi. Amaaan, sonuçta
bu prozac denen meret insanı biraz uyuzlaştırıyor ama birkaç ay
öncesine kadar körükle gittiğim yangınlardan daha faydalı şu anki
uyuzluğum.

Kendimi kızağa aldım. Gerçi libido düşürme dedikodusu benim
için henüz bir mit. (Şimdi, seks mi yapıyorsun ki libidon yerli
yerinde diyenler çıkar. Hayır efendim, maalesef, elimde olmayan
sebeplerden dolayı bir süredir seks yapamıyorum ve yapanları acayip
kıskanıyorum. Ama libido zirvede aynen duruyor. Ne yapalım yani?
Ha, ne yapalım? Ağaca mı çıkalım? Duvarlara mı tırmanalım? Kendi
yağımızda kavruluyoruz işte kuzu kuzu. İyi be!) Ama bundan bir kaç
ay öncesine kadar buzdolabını temizlemek te bir efsaneydi. Hele
hele bozuk paralar için özel bir kap yaratmak! Bu bağlamda incelenecek
olursa bendeki bu şansla tam bir sevgilim olur ya da bol bol one
night stand imkanları çıkar, salak prozac'ın libido düşürme etkinliği
paat diye devreye girer. Ben de psikiyatrımla ilaç firmasını mahkemeye
verir babayı alırım.

Bizim eve giden sokaklardan birinde bir duvarda aylardır
kırmızı yağlıboyayla "Minik Çinli kadın tutan seni görüyor" yazıyordu.
Sorarım size bu ne demektir? Minik Çinli kadın kimdir, onu kim tutar,
tutan biri midir, tutunca mı görür? Tutan bir şahıs ise cinsiyeti
nedir? Bugün baktım, yazının başka bir renk boyayla üstünden geçilmiş:
"Minik Çinli kadın tutan seni özlüyor."

Anlaşılan bu tutan her kimse Çinli miniği bir süredir pek
tutamıyor. Bu muammayı çözemiyorum ama minik Çinli kadın fikrine
sıcak bakıyorum. Aslında genellikle büyük gözlü ve esmer, dolayısıyla
Hintli, İranlı, Arap filan kadınları beğenirim sarı ırk pek çekmedi
bugüne kadar beni. Ama ben de ufkumu genişletmeye karar verdim.
Neden benim de minik Çinli bir sevgilim olmasın ki? (Sanki bugüne
kadar bir sürü Hintli, İranlı ve Arap sevgilim oldu da... Sanki
bu kültürlerin kadınlarından ve de uzakdoğulu kadınlardan bir sürü
"come out" etmiş lezbiyen çıkma olasılığı çok yüksek de! Neden İsveçlilere
filan bakmam ki? Gerçi İsveçli bir sevgilim olmuştu, pek kolaydı,
ben pek bir zoru sever oldum bu Meltem faciasından beri.)

Valla Çinli sevgili bulucam diye Pekin'e filan gidemem. Ama
belki Çin konsolosluğuna bir uğrarım. Amaan, nereden çıktı şimdi
durup dururken? Türkler torbaya mı girdi? Aslında son zamanlarda
biraz lezbiyenler turfanda durumu var. Gittiğim gay barlarda bile
eskisinden çok daha az görüyorum. Eskiden üç taneydiler, artık bir
taneler. O da benim. Bu saatten sonra da kendi kendimle tanışıp
kendi kendimi götürmek için türlü numaralar çekemiycem. Beni de
başkaları götürsün biraz.

Bu yazı gayet akıllı uslu başlamıştı ve aniden yine rota
değiştirip bilinmeyen sulara doğru yol almaya başladı. Olacaklardan
sorumlu değilim artık. Yeşil-beyaz kapsül de böyle dağınık bir beyni
ancak bu kadar toparlayabiliyor ne yapalım. Buzdolabı ve bozuk paraları
düzene sokmaya yetti beynimdeki yeni algılanmaya başlayan düzen
sendromu.

Yazıya gelince çuvalladık yine, zıp zıp zıpla çekirge olayı...
Aaa, bana gerçekten birşeyler oluyor, saat sadece bir ve uykum geldi.



Öpsün sizi yedi Çinli kadın...
Zeynep
Aksoy
Diğer yazılar için tıklayın
|