Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR






Kadın Kadına                        Güncelleme: 21.08.2001

Bir Lezbiyenin Güncesi 20

Sazlıklardan havalanan bir ördek gibi sesin

Bir insan aylardır her hafta yaptığı şeyi yapmaktan vazgeçmişse, aylardır aklına yazacak bir tek kelime bile gelmiyorsa, bir insan aylardır yazamadığı için IQ'sunda önlenemez bir düşüş olduğuna inanıp iyice bunalıyorsa, kesinlikle ve kesinlikle manasız, gereksiz, özyıkıcı bir aşk yaşıyor demektir. Ve o insan Ağustos ayının rüzgârlı (kendi bulunduğu yere göre elbet) bir pazar öğleden sonrasında 'heheyt be heheyt!' nidalarıyla laptop'unu açıp tuşların yaratacağı kelimelerin bilinmeyen büyüsüne yeniden kapılmaya karar verdiğinde onu hasta eden o havasız aşk ininden sonsuza kadar çıkmış demektir! Aylardır girişi aşılamaz örümcek ağlarıyla örülü korkunç bir inde yaşıyordum, orada bilgisayar yoktu. Zaten artık bir ilk insanım. Hayatımı temel içgüdülerim yönlendiriyor: Yemek, içmek, seks, (bu aralar sadece hayallerde) ve uyku.

Ben meğer bunlar için yaşarmışım! Medeniyetin nimetleri beni mutlu etmiyor. Homo sapiens, I celebrate your lifestyle forever!

Hani şu ağzıma sıçan, beni depresyonların en derin mağaralarında süründüren, aylarca oyalayan Meltem vardı ya, hani mahvolmuştum sayesinde, şu cüce şişman seksi şarkıcı! Sonunda o benim müdavimi olduğum çalıştığı bardan ayrıldı. Hem de sayemde. Çünkü o sevgilisi olacak kıro maganda herifi bardan kovdum. Herkesin gözü önünde. Ne yapalım o da bana bu hakkı vermişti! Sonuç olarak rezil oldu, benden kurtulmak için oradan ayrıldı ve yaşayabileceği güzellikleri teperek kırosuyla kıro hayatına geri döndü.

Böylece aşk nefrete dönüştü, dönüşür dönüşmez de bitti. Aşk bitti. (Burada Bülent Ortaçgil'in o şarkısı yazıya eşlik eder) Özgürüm sayın seyirciler! Siz siz olun heteroseksüel ayaklarıyla etrafınızda kedi gibi dolanan kadınlara yüz vermeyin. Onlar sizin dürüstlüğünüzü ve acılarınızı hak etmiyor. Hetero hetero otursunlar. Eşcinsellik cesaret ister. Onların neyine!

Neyse, yazdıkça sinirlerim bozuluyor o yüzden bu konuyu geçiyorum. Yeni bir yazar keşfettim. O tabii ki yeni değil de ben cehaletimden mi, salaklığımdan mı ne, yeni keşfettim. Marguarite Yourcenar. Bugünkü Radikal'de Mine Kırıkkanat da bahsediyor ama ben keşfedeli bir ay filan oldu. Dünyanın en muhteşem lezbiyen yazarı o.

Âşık oluyor, sevgilisi onu terkediyor (herhalde Meltem gibi biriydi, salak!) ve kadın oturup Ateşler diye bir kitap yazıyor ki yüz kere okusanız da doyamazsınız. Türkçede bir sürü kitabı yayınlandı: Hadrianus'un Anıları, Ateşler, Alexis, Doğu Öyküleri... Ona düz yazının şairi diyebiliriz. Okumadıysanız mutlaka mutlaka okuyun...

Gelelim yeni takıntıma. Heteroseksüel erkeklere tahammül etme sınırlarımı ölçmek durumunda kaldım son birkaç haftadır. Hiç tercihim olmadığı halde, bir takım mecburi durumlardan bir takım hetero heriflerle zaman geçirdim. Açıklıyorum: 30 saniye. Hepsinin IQ'sunun 60 civarında seyrettiğini anlamak için bu bile fazla ya neyse. Tanrım sana şükürler olsun ki bu yarattığın cinsin ne kadar sıkıcı, aptal ve tekdüze olduğunu hemen anlayıp bir kısmını eşcinsel yaparak durumu kurtarmışsın. Ya, kadınlar bunlara nasıl katlanıyor? Deli mi bu kadınlar? Sıkılmaktan, fenalık geçirmekten neden bu kadar zevk alıyorlar? Neden kalkıp bir de onlarla evleniyor ve çocuk doğuruyorlar? Hayatında 30 saniyede insanın içini baymayan bir hetero erkek tanıdığı olan varsa ya yalan söylüyordur ya da o erkek ayan beyan gizli eşcinseldir. İşte bu kadar.

Şimdi bu dal dal gezinen yazıyla başlığın ne alâkası var demeyin. Aylardır yazmıyoruz, pas tuttuk. Başlıkla yazının hiçbir alâkası yok. O öyle, genel. Bir bağlantı kurabilen de kursun karışmam.

Ben bir adadayım. Bu yaz sık sık buraya gelip gidiyorum. Burayı çok seviyorum. Bağlar içindeyim. Yakın bir gelecekte burada sevgilimle olmayı hayal ediyorum. Ama şimdilik beni mahveden o manyak aşktan kurtulduğuma o kadar seviniyorum ki kendimle olmanın, boşalmış kafamı güzel şeylerle doldurmanın ve kendi kendime kendimi eylemenin keyfini çıkarmak istiyorum.

Yaşasın! Hoppala hoppa yaşasın zıp zıp.

And the Emperor Striked Back. Geri döndüm. Buradayım. Beni okumaya kaldığınız yerden devam edin.

Aylarımın şarkısı: İşte kuzu budu geldi..
Günün yemeği: Rejimi bozana kadar haşlanmış tavuk, rejimin bozulduğu geceyarısı sularında suyuna pişirilmiş bol tereyağlı pilav.
Günün özlü sözü: Başkası olma kendin ol, tercihen kuzu budu ol.

Ay, ay, bitiremiyorum, bitiremiyorum, bitti, tamam, tamam, frenin yerini unutmuşum, bitti....



Zeynep Aksoy


Diğer yazılar için tıklayın

 



GL KÜLTÜRÜ

GLK EDİTÖRÜ'NDEN

DERDİNİ SÖYLEMEYEN

EŞCİNSEL DEHALAR

TARİHİN PEMBE
SAYFALARI


ROMEO & ROMEO

JULIET & JULIET

KADIN KADINA

ERKEK ERKEĞE

CİNSİYYET
(GL haber)

MİTLER

GLK MÜZİK

GLK KİTAP

GLK SİNEMA

SAĞLIK

SÖZLÜK

CİNSEL BİLGİLER

MEKANLAR

Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 



Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla