|
Kadın
Kadına Güncelleme:
15.05.2001

Bir
Lezbiyenin Güncesi 19
Depresif kuyulardan yeni gezegenlere uçuş

Evet, evet üç haftadır yazmıyorum işte. Ayrıca demin bitirdiğim
yazıyı birdenbire kaybettim ve şu anda sinir krizi geçiriyorum.
Ne de güzel olmuştu! Hayatta hiçbir şeyi "save" etmeme gibi bir
huyun varsa olacağı budur işte. Yazamıyordum, çünkü depresyon denen
o dipsiz ve lacivert kuyunun derinliklerinde debelenmekteydim. Şimdi,
yukarıya doğru ilerlerken, kuyunun ağzına yakın bir yerlerde bulduğum
bu internetli bilgisayarı görünce, dayanamadım. Yazdım, bitti, kuyuya
düştü. Neyse, bunu düşürmeden bitirmeye kararlıyım.

Depresyon illetimin sebebi tabii ki o manasız zorunlu hetero
kadına duyduğum manasız aşk. Yeryüzünde az bulunan bir insan tipi
vardır ki bunlar genellikle koç burcu olurlar, istedikleri her şeyi
dişleri ve tırnaklarıyla kazıya kazıya elde etmeye o kadar alışmışlardır
ki "imkansız" sözcüğünü sözlüklerinden çıkarmışlardır ve de "imkansız"
gibi görünen her şeyin peşinden sonsuza kadar at koştururlar. Daha
doğrusu kuyuya düşene kadar. Ha, o kuyudan çıkarlar, koşturmaya
devam ederler ve yeni bir kuyuya düşerler, o ayrı..

Hani Meltem yazmayacaktım ben? Yazmıycam işte. Bir dostumun
bana söylediğini alıntılayarak bu konudan zıplıyorum. Dedi ki: "Hayatta
ölmeden en çok görmek istediğim şey senin bir gay kadına aşık olman"
Peki ben ne cevap verdim? "Benim de hayatta en çok istediğim şey
yeryüzünde kendini hetero zanneden bütün kadınların azılı lezbiyenlere
dönüşüp beni paralayarak öldürmeleri." Hadi buyrun, iflah olur muyum
ben! Yediğim dayak bir kadının gerçekten hak ederek yediği tek dayaktı
dünya tarihinde. (Şaka şaka, sadece ısırdı ve morarttı.)

Eveet, hazır mıyız? Zıplıyoruz. Bir fark ettim ki Baharankara'dan
beri yazmıyormuşum. Baharankara tek kelimeyle muhteşemdi. Ben Ankara'ya
hayatında ilk kez ayak basan bir salaktım gerçi ama orada tanıştığım
bütün dostlar ve gösterdikleri yakınlık, samimiyet, sıcaklık, öküz
gibi içilen o kadınlar partisinin güzelliği, hiçbiri unutulmaz.
Haahaha, 17 (rakam tam bu muydu?) tane gay kadın bir araya gelince
böyle olur işte. Yani, harika bir şey olur.

Depresyonumun bulanık sularında boğulmamaya çalışırken ne
istediğimi düşündüm. Aşktan, sevgiliden, sevgili arayışından ne
istiyoruz? Kadın bedenlerinden, göğüslerden ve vajinalardan ne istiyoruz?
Bu sorunun cevabı tabii ki tam olarak verilemez, (eğer verebilseydim
erer, Nirvana'ya ulaşır, Hindistan'da gurulaşırdım ve o bayıldığım
Hintli kadınlardan bir haremim olurdu elbette!), ama yüzde onluk
bir cevap, sevilmeyi istediğimiz. Sevgi arsızıyız çünkü ve lezbiyen
kadınlar olarak önce kendimizi yok saymayı, sonra yok sayılmayı,
görülmemeyi ve kaale alınmamayı o kadar çok yaşıyoruz ki rüzgarda
uçup gitmemek için bulduğumuz ve adına aşk dediğimiz bütün dallara,
her ne kadar ince, kırılgan, zayıf ya da ulaşılamaz olsalar da,
sımsıkı sarılmaya çalışıyoruz. İşte şu anda uydurduğum gelmiş geçmiş
en başarılı "lezbiyenlikte obsesiflik" açıklaması. Buyurun buradan
yakın!

Doğduğum günden beri, (abartmıyorum gerçekten de) çektiğim
bütün acıların duyarsız, ikiyüzlü, angut, kültürsüz, beyinsiz, zevzek,
ileri derecede aptal ve miyop ve de uyuşmuş insanlık denen o koskoca
et yığınıyla bir türlü güzellik uykusundan uyanamayan evren denen
şu mekanda beraber yaşamak zorunda kalmaktan kaynaklandığını artık
biliyorum. Suçlular ben ve benim gezegenimden gelen o bir avuç güzel
insan değil. (Tabii ki o gezegen de Venüs değil.) Ama bir şekilde
fırlatılmışız bu sevgisizlik ve idiotluk çölüne, belki gelirken
gemimiz filan bozulmuştur ya da gezegenimizde çok yaramazlık yapmışızdır,
bilemiycem, ve burada daha Neandartal dönemini yaşayan bir sürü
"yarı-atıkla" beraber varolmaya çalışıyoruz.

Deli miyiz neyiz! Ben, gemimi kaybettiğim için o gelip beni
bulup ait olduğum yere geri götürünceye kadar kendi gezegenimin
o güzel insanlarıyla evren üzerinde benzer bir cennet mekan inşa
etmeye karar verdim.

Geleniniz
var mı?


Zeynep
Aksoy
Diğer yazılar için tıklayın
|