|
Kadın
Kadına Güncelleme:
20.03.2001

Bir
Lezbiyenin Güncesi 15
A benim avanak, arızalı, arsız gönlüm ve
neden bu aralar gay ve lezbiyenlerin başına tuhaf şeyler geliyor?

Son iki haftadır eşcinsellerin koruyucu meleği tatile çıkmış
olmalı çünkü tanıdığım bütün eşcinsellerin başına çok garip kazalar
ve şanssızlıklar gelip duruyor; tanımadıklarımın da. Biri durup
dururken ishal olup bir hafta yattı, biri bir gece tek kulağından
sağır oldu. Başka bir lezbiyen arkadaşım düşüp kafasını patlattı
(peki peki onunki alkolle daha çok bağlantılı) bir gay arkadaşım
da düşüp kafasını patlattı (onunki de direk alkol bağlantılı), birisi
dayak yiyip kaburgalarını kırdı, bir diğeri ayağının tarak kemiğini.
Gay cinayetleri arttı, zavallı Fatih Ürek kokainle yakalanıp bir
kriminalmiş gibi muamele gördü. Hepsi son iki hafta içinde...

Neler oluyor? Acaba gay insanlar uğraşmak zorunda kaldıkları
günlük saçmalıklar yüzünden kafaları dağınık dolaşmaya, çektikleri
aşk acıları yüzünden de içip içip dengelerini yitirmeye daha mı
meyilliler? Özyıkıcı davranışlara aşırı meyil birçok gayin ortak
özelliğidir. Atilla İlhan yeryüzünde çok az içki ve sigara
içmeyen lezbiyen olduğunu söyler örneğin. Ne yazık ki bu gaylerin
biraz daha akıllı ve biraz daha kendileriyle hesaplaşmaya açık olduklarından
etraflarındaki insanların at gözlülüğünü ve şapşallığını kabullenememelerinden
kaynaklanıyor. Dünyayı değiştiremeyince özyıkıma yöneliyorlar. Zavallı
Fatih Ürek gay olmasaydı, örneğin kokainle yakalanan Sibel
Can olsaydı bu kadar mı afişe edilirdi olay? Sanki müzik ve
gece hayatı dünyasında tek kokain kullanan varlık Fatih Ürek
ve sanki kokain kullanmak suç. Madem kullanılmasını istemiyorsunuz
o zaman sattırmayın kardeşim... Ikiyüzlüler...

Buradan sırıkla atlayarak yazının öbür başlığına geçiyorum:
Ah biz lezbiyenlerin avanak, arızalı, arsız ve her cins otla boka,
özellikle de kendilerini hetero zanneden klasik bir takım kadınlara
konan manasız gönülleri...

Birçok lezbiyen tanıdım ki (önde gideni me, myself and I), hayatlarını
bir takım sınıf ve eğitim sorunu olan kadınlara kafayı takıp onları
ıslah etmeye adarlar. Bayılırız böyle kadınlara biz, ne kadar basit
olurlarsa o kadar iyi. Onlara önce platonik aşık oluruz, sonra ilan-ı
aşk ederiz, bu onları önce şaşırtır, sonra acayip hoşlarına gider.
Onlar ya evlidirler zaten ya da erkek sevgilileri vardır. Hayatlarını
bir erkeğin varlığı olmadan geçirme düşüncesi ilk kez yanlarından
geçer. Genellikle bir kadının ilgisinden son derece memnun olup
onu kaybetmemek adına bize hep iyi davranır, az buçuk da pas verirler.
Biz iyice coşarız. Onlara en sevdiğimiz kitapları hediye eder, feminizm
filan anlatırız. Vız gelir tırıs gider. Bunlar genellikle uzun bir
çalışma sonrasında bizimle beraber de olurlar. Çoğunlukla panik
atakla geçen, hiç de umulduğu gibi olmayan berbat bir yatak deneyimidir
aylar, yıllar süren bekleyişten sonra gerçekleşen. Ve tabii devamı
gelmez. Daha o gece nasıl büyük bir hata yapmış olduklarını size
iyice anlatır, pişmanlık kusar ve arkadaş kalmak isterler. Sonra
aynı şeyi birkaç defa daha tekrarlarlar mutlaka, her seferinde "ben
bir heteroseksüelim ama herkesin içinde vardır" nidalarıyla. Aslında
biz sinirimizden çıldırırız çünkü onların bu işten gayet zevk aldıklarını
da hıyar olmadığımız için anlarız. Ayrıca onlar bizim doktora tezi
misali projelerimizdir, çok emek harcarız. (bkz. My Fair Lady ).

Ama sonunda bunlarla hiçbir
zaman uzun süreli ve gerçek bir ilişki kuramaz, kendimizden
verdiklerimizle, takıntılarımızla ve terk edilmenin acısıyla tam
anlamıyla g.. gibi kalırız. Bir daha asla bu kadınlara bulaşmama
yemini edip ilk fırsatta yine aynı şeyi yaparız. Bu bir kısır döngü
ve birçok kadın, lezbiyen aşkın heteroseksüel aşka hiç benzemeyen
o yoğun tutkusunu kaldıracak ve karşılık verecek açık yüreklilik
ve cesaretle donanmamıştır. Kahpe kader ve nedamet!

Sevgili
Sappho, hepimize o kadınlardan uzak duracak ileri görüşlülüğü
ve iradeyi bağışla! O zaman daha az üzülücez. Kendini hetero zanneden
basit kadınsız günler dilerim.

Günün
şarkısı: Beni Affet (Rafet El Roman-cinsiyetsiz yazılmış tam
bir gay şarkısı, yeni takıntım)
Günün yemeği: Salatalık söğüş (yaz geliyor ve rejimdeyiz)
Günün Özlü Sözü: Kim ki evli kadınların peşinden koşturmuş
sonunda düşüp kafasını yarmış ve alkol komasına girmiş.
Günün Filmi: Doktor T ve Kadınlar (Kadınları çok iyi göstermiyor
ama lezbiyenliği bu kadar olumlaması ve Liv Taylor'ın muhteşemliği
açısından değer!)

Zeynep
Aksoy
Diğer yazılar için tıklayın
|