|
Kadın
Kadına Güncelleme:
06.03.2001

Bir
Lezbiyenin Güncesi 14
Bayramın umurumda bile olmaması ve
yazacak yokluğuna dair

Kurban bayramı hiçbir işe yaramaz. Özellikle de bir yere
gidecek paran ya da bir sevgilin yoksa. Paran olsa tek başına alır
başını Lesbos'a falan gidersin, oralarda bir gecelik maceralarla
adam gibi bir bayram geçirirsin. Sevgilin varsa da onunla yurt içinde
uzak bir yerlere kaçarsın ya da evinde sarılıp sarılıp yatarsın.
İkisinin de olmadığı durumlarda ise (Bkz. ben ve kendilerini bu
yazıları her hafta okumak zorunda hissedenler) sinirin bozulur,
bunalıma girersin, bunalımdan bütün bayram öküz gibi yiyip 8 kilo
alırsın. Sevgili ümitlerin yerle bir olur, her şey olduğundan daha
beter bir hal alır. İşte bu yüzden bayramlara kıl oluyorum.

Bu yazıda oradan oraya zıp zıp zıplamayı düşünüyorum çünkü
kafam çok çok dağınık ve bırakın konu bütünlüğünü bir cümle bütünlüğü
bile kuracak halde değilim. Geçenlerde kendini hetero zanneden iyi
ve saf bir gizli gay adamcağızla sohbet ediyorduk, adam lezbiyenlere
hep sorulan ve onları tek kelimeyle "hasta" eden o soruyu duramadı
sordu: "Karşına doğru erkek çıkmadığı için mi lezbiyen oldun?" "İmdaaaaaat
yangın var!" diye bağırmışım. Herkes bana baktı. Bu hıyar hetero
erkekler ne zaman aşağılık komplekslerinden kurtulup dünyadaki her
şeyin tek cevabının kendi çükleri ve tüm sorunların ona ulaşmayı
engelleyen çeşitli etkenler olduğuna inanmaktan vazgeçecekler? Kadınlar
bu kadar güzel, gizemli ve alımlı, onlarsa o kadar çirkin, kel,
şişko ve kıllıyken bir kadının kadınlardan hoşlanması kadar doğal
ne olabilir? Bana tuhaf geleni heteroseksüellik. Vallahi hiçbir
zaman anlayamayacağım onları. Şeytanın işi işte.

Neyse konudan konuya atlamaya devam: Canım en beğendiğim
Türk pop kadın şarkıcılarını saymak istedi, dün Kral TV ödülleri
verildi de. Acaba bütün lezbiyenler benim gibi çocukluklarından
beri Ajda ve Nilüfer hastası olup son zamanlarda Şebnem Ferah ve
Aylin Aslım'a mı tapmaktadırlar? Sıkı Sezen manyağı lezbiyenler
de tanıyorum ama zaten biz kendi içimizde Sezenci ve Ajdacı olarak
ikiye ayrılırız. Sezenci lezbiyenler genelde daha saf, tekeşliliğe
meyilli, uzun ilişkilerin kadınlarıdırlar ve teknik ya da bilimsel
işlerle uğraşırlar; tıp, mühendislik gibi. Ajdacılar ise daha "glam"
seven, sanatçı ruhlu, ağır sapık ve stalker potansiyeli olan kaçık
cinslerdendir. Bu benim teorim. İnanmayanlar denesin.

Bu bir günlük olduğu halde benim bu yazıda günlük durumumdan
hiç bahsetmememin ve sürekli geyik yapmamın tek sebebi günlük hayatımın
şu günlerde bir boka benzemediği ve otlayan bir inekten daha sıkıcı
bir hayat sürdüğümdür. Yani o kadar olaysız ki buraya yazıp karizmamı
sıfırlamaya çekiniyorum. Sadece şu kadarını söyleyebilirim, Meltem
takıntım bütün yoğunluğuyla devam ediyor, bana zarar veriyor ve
ben artık onun bana büyü yaptığına inanmaya başladım. "Arkadaş kalalım"
ayakları yemedi tabii, iki tane içince direk asılıyorum. O da idare
mi ediyor ne bok yiyor bilmiyorum ama hakikaten sıkıldım artık.
İşte param olsaydı şu salak bayramda ne güzel Lesbos'a gidip günümü
gün edecektim onu da unutacaktım. Allah bütün eşcinsellere bol
bol para nasip etsin der bayramda kurban kesmeyeceğinizi şiddetle
ümit ederek bitiririm.

Günün yemeği: Kuzu kol
(Aaay kurban kesmeyecektik!)
Günün şarkısı: Bütün bir yıl boyunca geçerli olmak üzere
Gülden Karaböcek "Sürünüyorum".
Günün atasözü: Sen soktun sen çıkar! (Bu atasözü değil ya
neyse)
Günün en sevilen aktivitesi: Ayılı pijamalarla battaniyenin
altına girip bir daha hiç çıkmamak.
Günün en güzel kadını: Gweneyth Paltrow ve şu anda karşıdaki
kaldırımdan yürüyen esmer, ufak tefek Türkan Şoray gözlü, mor etekli
hoş hatun.

Zeynep
Aksoy
Diğer yazılar için tıklayın
|