



Ana
Sayfa
Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı
Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle İletişim Dünyası
Farklı Renkler, Farklı Kültürler
Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü
Diğer
Minidev'de yazmak ister misiniz?
Reklamlarınız İçin
İletişim
YAZARLAR
|

Kadın Kadına

KILL ME OR I WILL KILL YOU, BECAUSE BABY, I AM LESBIAN YA DA KATİL
LEZBİYEN İMAJLARI ÜZERİNE
BİR DENEME

Geçenlerde büyük gazetelerden birinde (ya Hürriyet
ya da Sabah'tı),
bir üçüncü sayfa haberi vardı. Başlık:
Katil lezbiyenler. Haberde, para için 4 yıllık sevgilisini
öldüren bir kadından bahsediliyordu. Resimlerden, olayın vuku bulduğu
semtten (İstanbul'un bir varoşu) belli ki gelir düzeyi düşük kesimden
bir çiftti bu kadınlar.

Gazetelerin üçüncü
sayfalarında böyle varoşlarda karı koca katli haberlerine
çok rastlanır. Ancak bu haberin şekli, dili, sunuş biçimi o kadar
homofobik
ve anti-lezbiyendi
ki şöyle düşünmeden edemedim: Bu bir cinayet
haberi olduğu için değil, bir "lezbiyen
cinayeti" olduğu için haber oldu. Medyada lezbiyen temsili
söz konusu olduğunda, bu temsiller genellikle suç
olgusuyla birleştirilerek yapılır. Lezbiyenler haber olacaksa,
ortada hemen her zaman bir kriminalite
vardır (ya cinayet, ya köy usulü kız kaçırma).

Sinemada ise, içinde lezbiyen bulunan filmlerde mutlaka
ölümün de olması neredeyse bir gelenek.
Aklıma ilk önce 70ler ve 80lerin lezbiyen
vampir filmleri geliyor: Countess
Dracula, The Velvet Empire, The Hunger, House of Dark Shadows.
Sonra da aslında lezbiyenler tarafından yapılan ama yine de ölümle
son bulan 3 yeni film: Boys
Don't Cry (evet gerçek bir öykü ama neden lezbiyen gerçek
öykülerinin de hep acıklıları sinema olur?), Aimee
ve Jaguar, High Art. Sanki lezbiyen yönetmenler de toplumun
kendilerine layık gördüğü ölümü benimserler ve başka son bulamazlar
filmlerine.

İki travmatik ama en azından ölüm içermeyen lezbiyen filmi geliyor
sadece aklıma: Biri hetero bir erkek olan Kevin
Smith'in Chasing
Amy'si (Pazar günü Kanal E'de oynadı!), diğeri ise When
the Night Falls. Bu kadar negatif örneğin içinde 2 tane
pozitif örnek biraz az bence. Lezbiyenler neden hep ölür ya da öldürürler?
Toplumun lezbiyenlere bakış açısı, gay erkeklere olandan farklı olarak
korku
yüklüdür. Gay erkekler neredeyse hiçbir zaman tehdit
unsuru olarak görülmezler (sadece amiyane tabiriyle götünü
kaptırmaktan korkan güya hetero, aslında gizli eşcinsel erkekler korkar
gaylerden).

Ama lezbiyenlik toplumda erkeksi
kadını, yani içinde erkeğe ait vahşi yanı da barındıran kadını simgelediği
için, cinayet
ve her türlü şiddet onların başının altından çıkabilir.
Geçenlerde bir tanıdığım kadın "ben
lezbiyenlerden çok korkarım" dedi. Sonra düzeltti kendince:
"Yani entellektüel
olanlarından değil, varoş
lezbiyenlerinden." Şimdi, onun kendi tabiriyle bir "varoş
lezbiyeni" tarafından herhangi bir şekilde taciz edilmiş
ya da tecavüze uğramış olma ihtimali, birden çok fazla varoş hetero
erkeği tarafından taciz edilmiş ya da tecavüze uğramış olma ihtimalinden
bin beşyüz
kat daha az değil mi? Hetero erkekler tahminen her allahın
günü taciz ediyorlar onu yollarda. Peki o acaba hayatında kaç tane
varoş lezbiyeni ya da herhangi bir lezbiyen tanıyor? Büyük bir ihtimalle
hiç. O zaman bu kadının neden lezbiyenlerden
ödü patlıyor? Çünkü medya ve sinema ona bombardıman halinde
sürekli şu mesajı yolluyor:
Kız seni yerler yerler, seni ham yapar bu lezbiyenler.

Medyada ve sinemada lezbiyen temsilleri pozitifleşmediği
sürece heteroseksüel kesimin lezbiyenlere bırakın hoşgörüyle, korkmadan
bile bakması mümkün değildir. Nereden bilecek insanlar iki
kadının aşkının ne kadar özel, ne kadar sevgi dolu ve gerçek
olduğunu lezbiyenler sürekli olarak
katil kimliğiyle gündeme getirilirse? Burada özellikle
lezbiyen -ya da eşcinsel- sinemacılara büyük ödev düşüyor: Bari siz
filmlerinizde kendi yaşamınızın pozitif
yönlerini yansıtın. Bir lezbiyen ilişkinin ne kadar tutkulu,
aşklı ve sevgi dolu yaşanabileceğini göremeyenler lezbiyenlerden korkmaya
devam edecekler. İşin daha da kötüsü, bu ihtimali bilmeyen kadınlar,
içlerinde olsa bile hiçbir zaman "coming
out"a cesaret edemeyecekler. Etraf hep böyle kurak kalacak.
|
|



GL KÜLTÜRÜ

GLK EDİTÖRÜ'NDEN

DERDİNİ SÖYLEMEYEN

EŞCİNSEL DEHALAR

TARİHİN
PEMBE
SAYFALARI

ROMEO
& ROMEO

JULIET
& JULIET

KADIN
KADINA

ERKEK
ERKEĞE

CİNSİYYET
(GL haber)

MİTLER

GLK MÜZİK

GLK KİTAP

GLK SİNEMA

SAĞLIK

SÖZLÜK

CİNSEL
BİLGİLER

MEKANLAR
Yazarlar

Merih
Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı
 
Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin
Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol
Yurderi
Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?

Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin

miniDEV'i
Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın
|