|
Kadın
Kadına Güncelleme:
14.02.2001

Bir
Lezbiyenin Güncesi 12
Sevgisizler gününün manasızlığı üzerine

Bunu yapmayacaktım. Kararım kesindi. Bu 14 Şubat sevgililer
gününde "sevgililer günü nefreti" yazısı yazmayacaktım. Kapitalist
düzenin ürettiği, orta sınıf heterosekseülleri mutlu etmeye ve hediye
piyasasının cebini doldurmaya yarayan bu anlamsız ve sinir bozucu
güne hayatımda ilk kez ılımlı yaklaşacak, sonra da sonunda demokratlığı
başardığım için renkli ziller takıp oynayacaktım, yine olmadı. 14
Şubat Radikal gazetesinin yaşam sayfasında bulabileceğiniz o mükemmel
anti-aşk/anti-sevgililer günü yazısının orijinalini The New York
Times Magazine'de okudum ve doldum çünkü. Bir de tabii geçmiş sevgililer
günlerini ve onların beni nasıl mutsuz ettiğini hatırladım. İyice
sinirlerim bozuldu. Şimdi sevgililer gününe olan bütün nefretimi
bu beyaz sayfaya kusmak üzere çalışmalarıma başladım. Oh olsun işte!

Benim hayatımda hiçbir sevgililer gününde bir sevgilim olmadı.
Bundan iki yıl önceki uzun ilişkim esnasında sevgililer günü
döneminde ilk kez 7 aydır beraber olduğum bir kadın var ve bu salak
gün diğer "normal" insanlar gibi baş başa yemekler, güller ve güzel
bir seks seansıyla geçecek diye hayal aleminde yaşarken sersem kız
arkadaşımla 13 Şubat'ta gırtlak gırtlağa geldik, o lanet gün dahil
olmak üzere tam bir ay ayrı kaldık. Ben de her 14 Şubat'ta yaptığım
gibi evde yalnız başıma oturup kaderime lanet ettim; sonra bir gay
bar'daki singles partisine gittim ve tabii elim boş döndüm. Sadece
annemden çiçek geldi. Zavallı kadın biliyor tabii kızının bahtsızlığını;
"bari en azından bir süre sevinsin" diye isimsiz bir çiçek gönderdi.
Tabii akıllım kendi çiçekçisinden gönderdiği için ondan olduğunu
anında anladım. Kadersizsen kadersizsin işte!

Geçen yıl 14 Şubat'ta bir barda dj'lik yapıyordum. Bir sürü
hetero tip çifter çifter geldi. Çifter çifter masalara oturdular.
Çifter çifter içki ve yemek ısmarlayıp bana "I will always love
you" tarzı geyikleri çalmamı arzulayan masum gözlerle baktılar.
Tabii ben inadımdan Pink Floyd, Queen, Björk filan çalıyordum. Onları
biraz seyrettim. Hiçbiri birbiriyle konuşmuyordu. Sırf zorunluluktan,
bir de komşular ne der diye çıkmışlardı bu soğuk gecede dışarı ve
tatminsizlikleriyle sıkıntıları her hallerinden okunuyordu. Adamlar
aldıkları iki gün sonra çöpe gidecek çiçeklere, pahalı hediyelere
ve bu akşam kıçlarına girecek hesaba kaptırdıkları paracıklarını,
kadınlar da herhalde Madonna'yı, Angelina Jolie'yi ya da başka taş
bir hatunu düşünüyorlardı. Hepsi çok mutsuzdu. En sonunda dayanamadım.
U2'dan With or Without You'yu koydum, mikrofonu elime aldım ve "sevgililer
gününde böyle mutsuz mutsuz oturduğunuza göre hepiniz gay olmalısınız.
İnşallah tez elden ayrılırsınız" diye bağırdım. Tabii o sevgililer
günü o bardaki son gecem oldu.

Ben bütün özel günlerden nefret ederim. Özel olacak diye kıçınızı
yırttığınız için hiçbir şeye benzemez doğum günleri, yılbaşları,
anneler babalar günü, sevgililer günü. İnsanlar kapitalizmin bu
oyunlarına nasıl körü körüne alet oluyorlar, anlamıyorum. Kardeşim
sevgilini bir gün mü seviyorsunuz yılda? O günlerde annesi, babası,
sevgilisi olmayanlar, doğum günü kimse tarafından hatırlanmayanlar,
yılbaşını yapayalnız geçirecek olanların halini düşünüyor musunuz
hiç? Platonik ve imkansız aşklar yaşayanları düşünüyor musunuz?
Allah kahretsin işte bunlar da var ve bunlar o salak günlerde birileri
para harcayacak ve sahtelik yapacak diye durup dururken acı çekiyorlar.

Dolayısıyla bu sevgisizler
gününü de protesto ederek geçirmeyi planlıyorum. Eylem olarak
bir sürü kırmızı kalp şeklinde balonu The Marmara'nın önünde patlatacak
sonra da vampir kılığıyla kral dairesine girip orada sevişmekte
olan çiftin ödünü koparacağım. Hımmm, şarkıcı Meltem'e kocaman,
isimsiz bir orkide yollamayacağım. Belki de isimle yollarım; hayır
olmaz çok banal. Peki, isimsiz yollayıp sonra benden geldiğini belirten
bir mesaj atarım. Oh, hayır hayır. Karşılıksız lezbiyen aşkların
yeri yok çünkü 14 Şubat'ta. Acaba bir anti-sevgililer günü şiiri
mi yazıp yollasam? Hayır, bu da çok agresif olur. Peki onun çıktığı
bara gitsem mi? Hayır bu da uzun vadede sinirimi bozar çünkü ya
şapşal sevgilisi de orda olur ya da o sahneden hetero çiftlere sarsak
yorumlar yaparak benim nevrimi döndürür. En iyisi evde oturup kitap
okumak ya da televizyondaki sevgisizler günü kutlamalarını izleyip
gıcık olmak. Tabii protesto eylemleri başarıyla tamamlandıktan sonra.
Ya da benim gibi single ve gay olan bir grup arkadaşımla takılabilirim
ama aksi gibi bu aralar etrafımdaki bütün gay ve lezbiyenlerin sevgilileri
var. Şu anda birden pek çekici gelen diğer bir seçenek te tabii
hoş bir gay singles partisine gitmek olabilir. Mesela Barbahçe'dekine.
Amaaaan, oraya da bir sürü erkek gelir şimdi! Ama hiç belli olmaz.
Belki bu yazıyı okuyan bazı single ya da sevgilisini aldatma yolunda
kadınlar da gelir ve sevgisizler gecesi birdenbire bir sevgi, ya
da en azından one-night stand seks gecesine dönüşür. Evet, yaşasın!
Bu en heyecanlı seçenek.

14 Şubatmış,
Hıh!

Günün selamı: Merhaba ben Ayşe (ya da isminiz her neyse),
bu göğüs ucu piercingim, bu da oral seks yapma yeteneğim, lalalalalal!

Günün yemeği: Ahtapot ve kalamar. (Belinize kuvvet olsun
diye)

Günün özdeyişi: Bir gayin halinden sadece gayler, lezbiyenler
ve orospular anlar.
Zeynep
Aksoy
Diğer yazılar için tıklayın
|