|
Kadın
Kadına Güncelleme:
23.01.2001

Bir
Lezbiyenin Güncesi 10
Durumsuz aşklar, zorunlu heteroseksüeller
ve
bundan mustarip olanlar

Yapacağımı
yaptım... En lezbiyen ana damarımın en liberal, hoşgörülü ve
mantıklı kılcal damarımın üzerine binip onu mahvetmesine izin verdim.
Bu yıl zaten boktan girdi, bundan sonra kimse benden öyle eğlenceli,
dalga geçen yazılar beklemesin. Depresyonun en karanlık köşelerine
gitgide daha da gömüleceğim, çok geçmeden yazılarımı okuyanlar arasında
intihar vakaları başlayacak, her şey çok çok kötü olacak.

Bekleyin,
görün.
Güzel sesli kadın Meltem'le samimileşmiş, haftada bir-iki
gece bazı gece kuşu barlarına takılır olmuştuk; (ki ondandır iki
haftadır yazamadığım) çok iyi anlaşmaya başlıyor, yavaş yavaş bir
kadını tavlamanın ön koşulu olan "çok iyi dost-her zaman yanımda"
konumuna yaklaştığımı hissetmeye başlamıştım.

Yalnızdı,
anlatacak çok şeyi vardı, bana güveniyordu. Yönelimimi öğrenmiş
ve çok normal karşılamıştı. Yani her şey iyiye gidiyor gibi görünüyordu
ki bir erkek sevgili lafıdır çıkardı. Yok efendim aslında adamla
çok iyi arkadaşlarmış da, yok bizimki zaten seksten hoşlanmıyormuş
da, vs.vs.. Durum tuhaftı, benim gözümün önüne kendini bilmez bir
gay geldi bunun erkek arkadaşı olaraktan nedense; çeşitli sebepler
için gerekli bir tür penisi olan kalkan; onu kendi kuşkularından
ve çevrenin kötü bakışlarından koruyan. (Ne de olsa o gece yaşayan
bir kadın).

Gözlerimi yumdum, hadi Beyoğlu'na gidelim dedim. Sabaha kadar
açık küçük bir bar var aralarda bir yerde. İsmini sormayın, söylemiycem.
Orası bizim gizli yerimiz. Beyoğlu'ndaki size ismini söylemeyeceğim
o çok gizli barda bana önce, ben yine ona çeşitli kadın aşklarımı
anlattıktan sonra, "Ben heteroseksüelim" dedi. Çok duyduk bunu tabii,
ne kadar çok "heteroseksüel" kadın tanıdı bu masum lezbiyen! Bunlar
toplumun baskısıyla ve yetiştirilme tarzıyla ezilmiş, o kadar kendilerinin
farkına varmaktan korkan kadınlardır ki, yalarken "Ay valla ben
heteroyum" diye cıyaklarlar. Söyleyecek tek şey var ve ben affınıza
sığınarak diyorum ki "böyle heteroseksüelliğin içine sıçayım!"

Meltem ikinci rakıda gözlerini
süzdü, "pardon" dedi, "demin seni hâlâ çok iyi tanımadığımı
düşündüğüm için heteroseksüelim demiştim" (Tabii bu kadınlar için
heteroseksüellik her türlü zırhı, kalkanı ve eski Berlin duvarıyla
Çin Seddini de içinde barındıran çok kapsamlı bir kelimedir) ve
devam etti Madam Hetero: "Aslında herkesin içinde gaylik vardır,
tabii ki bende de var." Bak, bak, bak...Genellemeye göre oldukça
dürüst bir hatun... Sonra hep ben onun gözlerinin içine bakarken
o bir şeyler anlattı, ben dinledim. Yarım saatte bir sevgilim dediği
hıyar aradı. Bizimki telefonu kapatıp kapatıp ne kadar iyi dost
olduklarını anlattı külahım istikametinde. Külahımı çıkarıp masaya
koydum rahat rahat onu kandırmaya çalışması için. On dakika sonra
kapıdan Mr. Hıyar girdi...

Gay mey sayılmazdı hayalimde canlandırdığım gibi canım, herif
harbi tokmakçıydı. Yani travesti-gay barlardan çıkmayan ama poposunu
özenle korumaya çalışanlardan. Ben onları bir görüşte tanırım. Çünkü
midem gayri ihtiyari tepki veriyor onlara. "Yürü kızım yürrüüü"dedi,
"Bir dakika daha içkimiz var, oturmaz mısın?" dedim, "Ulan sen benim
sevgilimle aramı mı bozucaksın?" dedi ve Meltem'i sürükleyerek
götürdü.

Meltem sürüklenerek
götürülmeden önce Meltem'in gözlerinde hüzün diz boyu, Meltem
bana sarılıp bırakmıyor. Ama Meltem zorunlu heteroseksüellikten
tıpış tıpış gidiyor. Benimkisi de durumsuz aşk işte, durum, an tanımıyor.
Her durumda her "hetero" kadına aşık olabiliyor. Tabii üst üste
binlerce mesaj çektim ona o gece. O hıyara layık olmadığını, o beyaz,
orta sınıf, kendilerini heteroseksüel göstermek için ölen öküzlerin
çağlar boyu dinimizi s..tiğini yazdım. Sistemi itin poposuna soktum,
onu sevdiğimi yazdım. O öküzü döveceğimi ve ona gömeceğimi yazdım.
Yazdım da yazdım.

Hiç
cevap gelmedi. O şimdilik zorunlu bir heteroseksüel. Peki benim
bu durumsuz aşk halime bir çare bulunacak mı?
Zeynep
Aksoy
Diğer yazılar için tıklayın
|