|
Kadın
Kadına Güncelleme:
24.12.2000

Bir
Lezbiyenin Güncesi 8
Sevgilisizliğin faydaları

Berbat bir yağmur yağıyor. İşi kırdım, evdeyim. Yağmur yağdığı
zamanlar genellikle işi kırmak için başarılı bahaneler bulmak konusunda
çok başarılı oluyorum.

Şarkıcı
Meltem'i uzun bir zamandır düşünmüyorum, sanırım bu gözden ırak
gönülden ırak meselesi işe yarayan bir mesele. Ama bayramda yine
de gidilecek o bara, o allahın emri. Neyse, berbat yağmurların yağdığı
depresif bir günde evde pineklemenin keyfini yaşıyorum.

Tabii insan hayal kurmadan edemiyor; şimdi bir sevgilim olsaydı,
o da bana uyup işini kırsaydı, çırılçıplak soyunup yorganlara sarınsaydık
ve yağmur damlaları buzlu camlarda hoş takırtılar çıkartırken akşama
kadar yataktan çıkmasaydık. Fakat ilk bakışta çok ideal gibi gözüken
bu durum daha detaylı incelemeye tabi tutulduğunda hiç de göründüğü
gibi olmadığını ele veriyor.

Demek istiyorum ki, bu
duruma kavuşamadığım ve bu Allahın belası ülkede bütün karılar kendilerini
hetero zanneder ve salak salak adamlarla evlenirlerken benim bir
sevgili bulma şansım sıfırın altında gözüktüğü için ben de yağmurlu
bir iş kırma gününü sıcacık yatakta çıplak bir kadınla geçirmenin
kötü yönlerini bulup çıkarmak zorundayım. Hıh!

Bir yağmurlu iş kırma gününü evde yalnız geçirmek neden bir
sevgiliyle geçirmekten daha iyidir?

1) Üç gündür üzerimden çıkarmadığım,
çorba, peynir, reçel gibi çeşitli yiyecek artıklarıyla süslü pijamamı
çıkarmamaya devam edebilirim. Sevgili için saklanan saten pijama
da yeniliğini korur.

2)
Boyası akmasın diye 4 gündür yıkamadığım saçlarımı yine yıkamayabilirim,
böylece boya daha uzun dayanır ve kuaför masrafım azalır. Üstelik
kafamı utanmadan istediğim kadar kaşıyabilir, kulaklarımı serçe
parmağımla temizleyebilir ve burnumu da dilediğimce karıştırabilirim.

3) Televizyonun karşısında karnıbahar pozisyonuna geçip geri
zekalı bir eski Yeşilçam filmini ya da Foxkids'de bir çizgi filmi
canımın istediği gibi, zevk alarak izleyebilirim. Bir sevgilim olsaydı
bundan sıkılır ve onunla ilgilenmemi isterdi.

4) Evdeki hazır çorbalar ve grissinilerle beslenebilirim.
Sevgilim olsaydı artistik olsun diye evde geçireceğimiz bu günde
ballı somon kanepecikleri ya da avokado suflesi filan yapmaya kalkardım.

5) Kimse tarafından deli olduğum düşünülmeden kendi kendime
konuşabilir, gülebilir ve tırnaklarımı dişlerimle kopararak manikür
yapabilirim.

6) Lenslerimi çıkarıp tek saplı iğrenç gözlüğümle birilerine
moron gibi görünme kaygısı taşımadan dolaşabilirim.

7) Bütün porno dergilerimi yeniden inceleyebilir, bütün porno
kasetlerimi bir kez daha seyredebilir, sadece kendi canım istediğinde,
kendimin belirlediği süreler boyunca mastürbasyon yapabilirim.

8) Şakır şakır bir kadınla sevişiyor olduğu halde "Ben lezbiyen
değilim! Ben lezbiyen değilim, sadece merakımdan deniyorum" diye
zırvalayan bir kadına bunların ne kadar saçma zırvalar olduğunu
anlatmaya çalışarak ömrümü ve nefesimi tüketmek zorunda kalmam.

9) Tüylerimi almadan günler boyu Amazon Ormanları gibi dolaşabilirim.

10)
Ona bir şeyler ısmarlama derdi olmadığı için param bana kalır.

Yani,
düşününce sevgilisizliğin ne kadar özgürleştirici, sağlığa ve keseye
yararlı ve anlamlı olduğunu anlıyor insan. Sürekli birini aramamak
ya da mesaj yollamamak için kendimi zor tutma durumları yok, benle
olmadığı her saniyeyi acaba şimdi ne yapıyordur diye paranoyak komplo
teorileri kurarak geçirmek yok, aşk hastalığının anormal ve tüketici
sendromları yok, daha ne ister şu deli gönül! Oooh, canıma değsin,
memleketimin lezbiyen olmaya aday kızları ve kadınları daha çok
beklerler, ben bir süre daha sevgilisizliğin keyfini çıkartacağım!
Zeynep
Aksoy
Diğer yazılar için tıklayın
|