|
Kadın
Kadına Güncelleme:
12.12.2000

Bir
Lezbiyenin Güncesi 7
Ana Kraliçe Karıncalar

Psikoloğumun dahiyane tavsiyesi sayesinde Allahın salı gecesi,
yani onunla pazartesi günkü seansımızın hemen ertesi, Ortaköy'deki
izbe bara şarkıcı aşkımı görmeye gittim. Kadere bakın ki benim takvimimde
hiç yeri olmayan Ramazan ayı başlamış ve her türlü eğlenceyle macera
bundan nasibini almış. Allahın cezası bar Ramazan dolayısıyla kapalıydı!
Bu nasıl bir çifte standarttır anlamam. Madem bir barsın, müslüman
filan değilsin demektir, içki satıyorsun ayol! Madem içki satıyorsun
ve Müslüman filan değilsin, niye Ramazan'da kapatırsın?

Şizofreniz
toplum olarak şizofren. Etrafımda nice alkolik ve uyuşturucu
bağımlısı gaylerin oruç tutmaya çalıştıklarını gördükçe bütün milleti
topluca bir akıl hastanesine kapatma fikrini hiç de faşistçe bulmamaya
başlıyorum. Hatta bütün ülkeyi bir akıl hastanesi ilan etmeli, Avrupa
Birliği'nden gardiyanlar getirmeli, herkese Zoloft'u ya da Prozac'ı
dayamalı. Bir boku yiyorsan sonuna kadar arkasında dur be kardeşim!
Neyse, tabii bütün sinirim Meltem'i görememiş olmaktan kaynaklanıyor.

Oraya bir bekçi dikmişlerdi, bara Ramazan'da uğrayan benim
gibi salakları uyarsın diye. Fakat bekçi oldukça kulağı delik ve
çenebaz bir şahıstı, hiç zorlanmadan sayın le Diva Meltem Hanım'ın
Ramazan'da barın kapalı olması dolayısıyla Kuşadası'na ekstraya
gittiğini öğrendim. Hemen ampüllerim yandı tabii. Oradan direk Varan'a
gitmek ve ilk otobüsle Kuşadası'na uzamak, sonra da bar bar dolaşıp
Meltem'i bulmaya çalışmak birden acayip cazip bir fikir gibi gözüktü
ki, aklıma ertesi gün işe gideceğim, 300 milyon lira kredi kartı
borcum olduğu, cüzdanımda beni üç gün idare etmesi gereken 10 milyon
lira gibi önemsiz ama hayati ufak ayrıntılar geldi. Lezbiyenler
asla yılmaz, eğer paraları varsa! Ama bende olmadığı için kös kös
ve üstelik otobüsle evime döndüm.

Evde şenlik vardı! Kapıyı
açtığımda kedim Pheadra'yı kapıda buldum. Genellikle beni karşılamaz.
İşin içinde bir iş olduğunu derhal anladım. İçeri girince salondaki
her koltukta bir kedi gördüm. Pheadra yokluğumdan istifade,
evimde parti veriyordu! Bütün arkadaşlarını davet etmişti; mahallenin
en azılı kedisinden yan komşunun kedisinin yavrusuna kadar. Bir
"Pheadra ne yapıyorsun sen akşam akşam?" diye bağırmamla
bütün konuklar balkon kapısından tüydüler. Pheadra gardrobun
arkasına saklandı. İnsanlardan çektiğim yetmiyormuş gibi bir de
kedimin arkadaşlarıyla uğraşmak zorundayım.

Yatağa ulaştığımda o gece yalnız yatacağımı sanarak çok aldandığımı
farkettim. Yatakta 20-30 adet kanatlı karınca fink atıyordu! Şeltoksu
bulup hepsini gebertip yatağı cesetlerden temizlediğim süre içinde
sürekli çığlık attım. Sonra durup düşündüm. Evin başka hiçbir yerinde
rastlamadığım bir sürü kanatlı karınca benim yatağımda ne arıyordu?
Kanatlı karınca nedir, kimdir, ne yapar? İnternet'e girip kanatlı
karınca araması yaptım. İşte bulduklarım:

Kanatlı karıncalar karınca
kolonilerinin ana kraliçeleridir. Sadece kraliçe olacak dişi karıncalar
kanatlı doğar ve küçük yaşta kolonilerinden bir takım karıncaları
başka bir koloni kurmak üzere ayartırlar, sonra kanatlarının yardımıyla
uçarak başka bir koloni kuracak uygun bir yer ararlar, ayarttıkları
da yayan onları takip eder. Bir yuvaya yerleştiklerinde kanatlı
karıncaların kanatları düşer ve o koloninin imparatoriçesi olurlar.
Yuva başına sadece bir adet kanatlı karınca vardır.

İşe bakar mısınız? Çeşitli koloniler kurmaya hazırlanan bir
sürü kanatlı karınca/imparatoriçe adayı Cihangir'de sevgilisinden
yeni ayrılmış ve bir şarkıcı kadına umutsuzca aşık olmuş sorunlu
bir lezbiyenin varlığından haberdar olmuşlar ve onu teselli etmek
üzere toplanıp yatağına gelmişler. Oysa o hain adi lezbiyen ne yaptı?
Hepsini şeltokslayıp gebertti! Onların niyetinin iyi olduğuna çok
emindim, büyük bir depresyona girdim. Ben işte hep böyle beni seven
ve bana iyilik etmek isteyen canlıların canına okurum ve nerede
umurunda bile olmadığım bir canlı varsa onu kafaya takarım. Gidip
kanatlı karınca cesetlerini çöpten çıkardım, hepsini tek tek tuvalet
kağıdına sarıp mumlar ve tütsüler eşliğinde, Jean Michel Jarre'ın
müziğiyle bahçeye gömdüm.

Radikal feminist bir karınca hareketini bizzat baltalamış
olduğum için kendimi ölene kadar affetmeyeceğim. Bu bir işaret,
derhal bir yerlerden para bulup hafta sonu için Kuşadası'na bilet
almalı!
Zeynep
Aksoy
Diğer yazılar için tıklayın
|