|

JULIET
& JULIET
heteroseksüellik
bir cinsel tercihtir (Devamı)

hayaller… hayaller…. ne komikmişim. bir kadınla nasıl sevgili olunabileceğini
düşünemiyordum ki ben. hayal kurmak mı??!! sadece hayal kuruyordum.
hayali bile nasıl kurulur bilmiyordum. evet, kesinlikle kadınlara
olan hislerimi arkadaşlarımla paylaşmaktan korkuyordum, çünkü bir
kadın sevgilim olmayacağı çok aşikardı. nereden kendime bir kadın
sevgili bulabilirdim ki. offf. nereden çıktı bu eşcinsellik.

sonra… uzun cesaret toplama dönemlerinden sonra arkadaşlarıma açılmaya
başladım, kaos'la tanıştım. taşra-büyükşehir karmaşasının dışında
yeni bir psikolojik-sosyolojik gözlem alanı, başka insanların heteroseksüelliği
tercih etmeme ve eşcinselliği keşfetme anılarını dinledim. o kadar
çok insanınkini dinledim ki, kendiminkine sahip çıkamaz oldum. kendiminki
eşcinsellere kendilerinin garip, anormal olmadıklarını, heteroseksüllere
de bizim garip, anormal olmadığımızı anlatmak için kullandığım kamuya
ait bir hikaye oluverdi. tabular mı? ohooo.. onlar yıkılalı o kadar
çok olmuştu ki, bahse bile değmez! kişisel tarihim kalmadı, sadece
ezberlediğim bir anlatıya dönüştü, bundan boğulmaya başlamıştım,
ama beni boğan şeyin ne olduğunu farkedemiyordum bile. artık farkettim
sanırım. ama farkeder mi bilmiyorum, başka insanların eşcinselliklerinde
kendilerini rahat hissetmeleri adına etrafa fütursuzca sarfettiğim
kişisel tarihimin bunca benden uzaklaşmış olması, kendimi inandırmaya
çalıştığım gerçeklik hissimi törpülemişti. amanın… benim en çok
ona ihtiyacım vardı, ne yapıyordum ben. ne olduğu belirsiz bir gerçeklik
hissi. oluşturup oluşturup, yitirdiğim gerçeklik hissi.

aşk ne, eşcinsellik ne, arkadaşlık ne, feminizm ne, ne için bu kadar
çok çene yoruyoruz ki, herşey birbirine girdi. bilebildiğim tek
şey kaldı. bu yazıyı bu bilebildiğim tek şeyi sizinle paylaşabilmek
için yazdım. o tek şey: heteroseksüellik bir cinsel tercihtir. insanların
birbirlerine açık olmaları gerektiği sanımla, kişisel tarihini kamusallaştırmış
biri olarak, geriye tek bir gerçeklik hissi bırakabildim: heteroseksüellik
bir cinsel tercihtir. eşcinsellik ise keşif. "benim eşcinsellikle
ne ilgim olabilir" yıllarımın üzerinden uzun zaman geçti, kendim
dışımda tanıdığım tek bir eşcinsel bile olmamasının üzerinden yıllar
geçti, yaşadığımız üçüncü dünya ülkesinde, adına eşcinsel hareket
denen birşeyler başladı (bu yazıyı okuyor olmanız bile onun eseri),
"amanın hareketimiz de hareketimiz" derken ne olaylar yaşandı insanlarla.
eşcinsellik o kadar olağan birşey oldu ki yaşamımda, insanların
eşcinsel olduğumu öğrendiklerinde şaşırmalarına şaşırmaya başladım.

kişisel tarihimi kamusallaştırmaktan şikayet ettiğim bir yazıda,
yine onu kamusallaştırmış olma kısır döngüsü içinde, aslında eşcinselliğimle
artık rahat olduğumu, ama bunu başarmış olmama rağmen hayatla rahat
olmayı başaramamış olmama olan hayretimi göstermek istiyorum. "hareketimiz
de hareketimiz". bunda yanlış birşeyler var. bunu bulacağıma inanmak
istiyorum.

aranızda eşcinselliği hayatında olağanlaştırmış olanlarınız "ne
saçmalamış bu yazısında" diyeceksiniz, olağanlaştıramamış olanlar
ise belki kendilerinden birşeyler bulacaklar (yine onlar için kamusallaş
yeşim, kamusallaş, hareketimiz de hareketimiz). bilmiyorum. önemli
de değil galiba. bunu da bilmiyorum. kişinin hayatında eşcinselliği
olağanlaştırmış olması, heteroseksüelliği tercih etmemiş olması
da yetmiyor tabuları yıkmaya. bunu biliyorum. herkes birilerine
yardım etmeli, diye düşünürken, şimdi bana kim yardım edecek?

büyükşehirlerimizde, lezbiyen ve gey cemaat genişledi son yıllarda,
insanlar gruplarda, mekanlarda birbirleriyle tanışmaya başladılar.
başta üniversiteler olmak üzere silme heteroseksüel olan bazı yaşam
alanlarında, insanlar herkesin heteroseksüel olamayacağını gördü,
şu tarihi kısa lezbiyen ve gey hareketi sayesinde. sürekli yeni
birileriyle tanışıldı, onlara gruplar tanıtıldı, insanın kimliğiyle
barışık olabileceği, olması gerektiği, yalnız olmadıkları anlatıldı
defalarca. kimleri anladı, çoğunluk ise hâlâ aynı. hareketin değiştirebildiği
insan sayısı bu kadar çabadan sonra beklediğimden az. hâlâ çok fazla
korkak insan var aramızda. korkaklıkları gizlenmek istemelerinden
değil, gizlenme isteğini doğal karşılıyorum. kimliklerini oturtmaya
korkuyor insanlar. heteroseksüelliği tercih etmemiş olma cesareti
bile, herşey için yeterli olmuyor. insanlar "sistem içi, sistem
dışı" tartışıyorlar, şaşırıyorum. sistem senin kimliğini kabul etmezken,
sen istemesen de dışındasın zaten, daha hangi iç çatışma. heralde
kişiler kendi iç çatışmalarından dolayı, sistemle de iç çatışmak
istiyorlar. lezbiyenler ve geyler olarak, belirsiz bir dönemindeyiz
ülke tarihimizin. herşey çok çabuk değişiyor. herkes kimliğinin,
ilişkilerinin, cinselliğinin ergenliğinde. kafalarımızdakini oturtmaya
zorlanıyoruz, herşey ergenlikte, hareketimiz de öyle. o da ergenliğinde.
fazla sayıda insan öğütülüyor, hareket de hareket derken. nasıl
bir tarz oluşturacağız ki, ne lazım ki, diye düşünürken insanlar
kendilerini konumlandırmakta, beklentilerini oluşturmakta güçlük
çekiyor. ne çok şey deneniyor, çoğu da sökmüyor. kaos'un yemeğinde
bir avuç insan vardı, daha gelebilecek insan varken.. şaşırıyorum.
birbirimizi yiyoruz, heteroseksüellerin beyinlerini yememiz gerekirken.
kendimize yazık ediyoruz. bireylerin kendine güveni olsa bile, kendine
güvenli bireyler birarada durarak kendisine güvenli bir grup haline
gelemiyoruz. grup sorunları yaşanıyor ve herkes benimkine benzer
zorlu kişisel tarihinin dikenli yollarında bırakmış olduğu için
şimdi ihtiyaç duyduğu enerjiyi, etrafı değiştirme hırsını, kimse
olayların dışına çıkıp bakamıyor, sorunları şöyle alt alta yazıp,
tahlil edip, çözüm yöntemleri geliştirmiyor. bunu yapmamız gerektiğini
düşünüyorum. zihnim berrak değil, ben de yapamıyorum. ama grup sorunlarını
çözebilmek için akl-ı selim olmamız gerekiyor. ne çok karıştırdım
değil mi? hayat öyle de ondan, hoşgörürsünüz heralde. iç çatışmalarımızı
çözmeliyiz ki, dış çatışmalarda birbirimizin sırtına dayanabilelim,
kolkola girebilelim, sorunları konuşalım ki, çözebilelim.

bu yazıyı da, çözmem gereken sorunlarımı anlama çabası olarak değerlendirin
artık, bilmiyorum. dedim ya tek bildiğim: heteroseksüellik bir cinsel
tercihtir. bundan sonrasına devam etmek bizim sorumluluğumuz. heteroseksüelliği
tercih etmedik, evet. heteroseksüelliğimizi tercih etmememizin arkasında
duruyoruz, evet. sonrası.. başkalarına da bunu anlatabilmeliyiz,
bu bizim sorumluluğumuz.. herkes heteroseksüelliği tercih etmek
zorunda değildir. kendimizi, birbirimizi değil, heteroseksistlerin
beyinlerini yemeliyiz. hadi daha berrak zihinlere…
Başa dönmek için tıklayınız
(Bu
yazı daha önce KAOS GL dergisinde yayınlanmıştır.)

Yeşim
Başaran
|