|

JULIET
& JULIET
Güncelleme:12.
02. 2002

Hindistan'a Bir Geçit

Bombay. Siyaseten doğru olmak gerekirse: Mumbai. 15 milyonluk Hindistan
metropolü sömürge günlerinden kurtulunca eski adına kavuşmuş. Nem
ve sıcaklık dolayısıyla şehrin her köşesinde -trenlerde, bankalarda,
üniversitelerde, restoranlarda- karşılaştığım pervaneler gömüldü
zihnime, Sultanahmet eşdeğeri Colaba veya Gateway of India yerine.
Mumbai'de turistik olan, alt sınıf olan, orta sınıf olan herşey
kılık değiştirmiş bir İstanbul; birkaç rötuşla: Arap Denizi kaynıyor
ve buharlaşıyor gibi, İstanbul'daki gecekondular Mumbai'dekilerin
yanında villa kalıyor, gecekonduların önünden açıktan açığa kanalizasyon
akıyor çünkü, hemen hemen bütün kadınlar geleneksel kıyafetleri
sariler içinde... Neyse saymakla bitmez. Kısaca bir batılının doğuya
giderken görmeyi beklediği ve beklemediği her şey. Kendi ülkelerinin
kitapçıları yoga, meditasyon, feng shui, huzurlu ve mutlu yaşamanın
yollarını sergilerken doğuya dair, işin içindeyken göze en çok çarpan
şey sınıflararası tahammül edilemez uçurum, önemsenmeyen alt sınıf
sağlığı.

Bahsettiğim açıktan açığa akan kanalizasyonların sayısı küçümsenmeyecek
kadar fazla, eğer ki uçağınız yaklaşırken atmosfer şehri size gösterirse.
Gecekondu dediklerimin adı Türkçe'de gecekondu olmayabilir, şehrin
büyük çoğunluğu çadırda yaşıyor gibi. Sac, kağıt, kumaş, evleri
yapan malzemeler. (Bu gözlemler 7.9'luk depremden öncedir, zaten
Mumbai depremden etkilenmedi)

Şehrin ne kadarı, Hindistan'ın ne kadarı bu şartlar altında yaşıyor
bilmiyorum ama tüm bunların yanı sıra batılı benzeri bir yaşam süren
orta sınıf da mevcut elbette. Hindistan nüfusunun %1'ini oluşturan
9 milyon insanın HIV+ olması da ülkenin başka bir gerçeği. Günlük
hayatlarında üstü açık kanalizasyonlarla karşılaşmak zorunda olmayan
orta sınıf, HIV'in dolaştığı yerlerden kaçamıyor doğal olarak. Ciddi
boyutlardaki AIDS tehlikesi Hindistan'ın lezbiyen ve gey özgürleşme
hareketinde Türkiye'den farklılıklar yaratıyor.

Önce
benzerlikler. "Ne sevgilisi, biz lezbiyen miyiz ayol!" esprisi kendini
efemine erkek eşcinsel olarak algılayan insanlar arasında yaygın.
Türkiye'de gey camiada olup da bu şakayı duymayan var mı? Bir nevi
"...mi acaba?" Lubunyalar, Hindistan'da "khoti", laçolar "panti".
Bizim topraklarda duymadığım bir de "double" var. "Double"lığın
Hindistan topraklarında da pek kökeni olmadığı için herhalde kelime
İngilizce. "Khoti"den "gey"e geçerkenki süreç olsa gerek. "İnsanların
cinsel kimlikleri cinsel birleşme şekilleriyle biçimlensin mi, biçimlenmesin
mi" evresi. Benim bildiğim gey kelimesi, bırakın cinsel birleşim
şekillerini, cinsiyeti bile önemsemiyor. Önemsememe şekli de, yalan
söyleme ihtiyacı duymadan kendi cinsinden insanları kapsayan aşk
ve seks dünyaları olan bireylerde vücut bulması. Hindistan da, Türkiye
gibi bu kelimeyi batıdan ithal etmiş. Eskiden o topraklarda yazılmış
şiirlerde erkeklerarası aşk olağan. Tabi erkekliğe geçmek üzere
olan genç erkeği eğitmek için kullanıldığı takdirde. "Bombay Dost"
adlı gey dergisinin son sayısında (Haziran 2000) 17. yüzyıl şairlerinden
Ghalib'in şimdiki anlamda gey olduğunu tartışan bir yazı var. Çünkü
Ghalib şiirlerinde, sarhoşken yanında başka bir erkeği getiren aşığa
kapıyı açıyor. Yani erkeklerle yaşadığı aşk, yaşam tecrübesizi,
tüysüz, bebek yüzlü yarlarla değil, "erkeksi" kişilere karşı. Hatta
şiirlerinde sekste edilgen olduğunun izlerini bile görebiliyorsunuz,
görmek isterseniz.

Bombay Dost, Mumbai'nin arkadaş dergisi. Hindi dilindeki "dost"
kelimesi, Türkçe'de de aynı anlamı taşıyor. Lonely Planet'in lezbiyen
ve gey gezginlere önerdiği üzere Bombay Dost dergisini aramaya başlıyorum.
Gazete, dergi, kitap satan heryere soruyorum. Garip ifadelerle gülümseyerek
satmadıklarını söylüyorlar. Bir seri denemeden sonra bir kitapçıda
buluyorum. 50 rupee, Arambol'de iki kişilik odamız için verdiğimiz
ücret. Dergi, kapakları dahil 28 sayfa. Son sayısı, geçen yıl çıkmış,
yaklaşmakta olan Millennium'dan bahsediyor. Kendisiyle görüştüğüm
Bay Ashok derginin yeni sayısını çıkarmak üzere olduklarını belirtiyor.
Derginin bağlı olduğu sivil toplum kuruluşu, Humsafar Trust'ı bana
gezdiren Ashok'la sohbet ediyoruz. Humsafar Trust 1990 yılında üç
geyin cafe sohbetleriyle yolculuğuna başlamış, 1994'de devlete kaydolmuş
ve bir mekan sahibi olmuş. Parasal desteğin büyük kısmı devletten
geliyor. Çükü Humsafar Trust'ın amacı "güvenli seks konusunda toplumu
eğitmek ve cesaretlendirmek". Hedef kitlesi ise gey ve MSM gruplar
(men-who-have-sex-with-men). %1 HIV+ nüfusa sahip Hindistan'da hükümet,
gey hareketi bu şekilde destekliyor. İşte bu Hindistan gey mücadelesinin
Türkiye'den farklı yüzü. Ashok'a göre Hint toplumu eşcinsel düşmanı.
Aslında en yaygın din olan Hindu dininin yarısı erkek yarısı kadın
olan dans ve yaratıcılık tanrıçası Ardhanarishwar'ı yeniden düşünseler,
dinlerinin eşcinsel düşmanı olmadığını farkedeceklerini söylüyor.
Din çerçevesinde eşcinselliğin yasaklandığının aşikar olmadığını
belirtiyor. Bu konuyu o kadar vurguluyor ki, Humsafar Trust'ın gey
mücadelesinin "biz de aynı tanrının kullarıyız, bizi kabul etmelisiniz"
söylemiyle olduğunu anlıyorum.

Devlet ve batılı kurumlardan aldığı parasal destekle kurulmuş olan
Humsafar Trust'da pazar hariç hergün geylere telefon desteği veriliyor.
Günde yaklaşık 15 kişinin aradığını söylüyor Ashok. Haftada iki
gün, merkezde cinsel yollarla bulaşan hastalıklar ve HIV testi ücretsiz
yaptırılabiliyor. Sonucun pozitif çıkması durumunda Humsafar Trust
ücretsiz olarak size yol gösteriyor. Ek olarak haftada iki gün ücretsiz
danışmanlık hizmeti veriliyor. Gerekirse terapi sürecine girilebiliyor.
Kütüphanesi ve cruising alanlarında dağıttığı ücretsiz prezervatifler
de diğer hizmetlerinden.

Büyük gazetelerin ilan sayfalarında dinini, dilini, etnik geçmişini,
görüntüsünü, mesleğini belirtmiş kadınlar ve erkekler, dinini, dilini,
etnik geçmişini, mesleğini, görüntüsünü tarif ettikleri erkekler
ve kadınlar arıyorlar. Evlilik çağı gelen kızlarına koca bulmaktan
sorumlu ailelerin ilanlarına da rastlanıyor. Bu ailelerin içinde
müslüman ailelere rastlamak mümkün. Bombay Dost'un iki sayfalık
ilan bölümünde bu hizmet paralı veriliyor. 10 rupee. Bu bölümün,
büyük gazetelerdeki benzerlerinden iki farkı var: Evlilikten bahseden
yok ve hiçbir aile kız çocuğuna kadın sevgili aramıyor.

Bombay'da bir çok gey bar var (gitmesem de, görmesem de). Aynı şekilde
Hindistan'ın büyük şehirlerinde gey gruplarına ve gey barlara rastlamak
mümkün. Ancak Hindistan orta sınıf hayatı ve AIDS'in yaygınlığı
büyük şehirlerde geylere eli açık davranırken, aynı şey lezbiyenlere
sunmuyor. Dinlerine açıkça bağlı Hint toplumu, gelenekleri ile kadını
ikinci sınıf vatandaş olarak görüyor ve bu da lezbiyen kadınların
kendilerini ve birbirlerini bulmalarını zorlaştırıyor. Birbirinden
farklı dinlere mensup insanlar barış içinde yaşarken (hindu, müslüman,
hristiyan), her yerde dinin izlerini görmek mümkün. Özellikle hindu
dininin. Önlerinde çiçekten süsler, tanrıların resimleri her yerde.
Bombay Hastanesinin girişinde (devlet hastanesi), evleri kötü güçlerden
koruyan, fil kafalı Ganej, Humsafar Trust'da ise anne olarak gördükleri
tanrıça Yallama. Yani bazı açılardan Türkiye'den önde olan lezbiyen
ve gey özgürleşme hareketi, özellikle din yüzünden bazı açılardan
bizlerle aynı şanslara sahip değil. Sonuç olarak bizden çok uzakta
ya da çok yakında bilmediğimiz hayatlar yaşanıp gidiyor, onları
görme fırsatımız olmasa bile tahmin edebilmek bizim elimizde.
KAOS
GL'nin Bahar 2001 sayısından alınmıştır.
Yeşim
Başaran
|