|

JULIET
& JULIET
Güncelleme:05.06.2001

Lezbiyen arkadaşlarım olsa!

Eşcinsel
olmak insana zahmet dolu bir hayat sunuyor, ama aynı zamanda
eğlenceli, açıcı yanları da olabiliyor bu hayatın. Öncelikle insan
kendisinin de aslında -ne kadar inkâr etse de- ister istemez önyargıyla
baktığı bir alanın tam ortasında olduğunu keşfetmesi ve bunu içinde
sindirebilmesi hiç de kolay bir süreç değil. Kendinle çok uğraşmak
zorunda kalıyorsun. Çevreden tepkiler alman da oldukça olası ve
bu süreci daha katlanılamaz hale getiriyor. Hem kendine hem çevrene
laf anlatmak zorunda kalıyorsun, büyük bir bölümü gerçekçi olan
paranoyak düşünceler eşliğinde.

Diğer
lezbiyenlerle tanışmak da kolay olmadığından insan zamanının
büyük bir kısmını tüm bunlarla tek başına boğuşmak zorunda kalarak
geçiriyor. Lezbiyenlerin birbirleriyle tanışabilecekleri yerler
yaygın değil, herkesin bildiği üzre. Ankara'da Kaos Kültür Merkezi,
İstanbul'da gey barlar ve Lambda toplantıları, bir kaç başka
şehirde de ara sıra açıldığını sonra da kapandığını duyduğumuz gey
barlar, vs. KAOS GL dergisi ise insanların birbirlerinin
fikirlerini okuyabileceği, süregiden tartışmaları takip edebileceği,
dünya lezbiyen ve gey tarihini, vs. okuyabileceği ve dilerse insanlarla
iletişim kurabileceği (iletişim sayfasını değil, derginin kendisiyle
iletişim kurmayı kasdediyorum, iletişim sayfası sayesinde insanlar
iletişim kurabiliyor mu bilmiyorum), varlığı için binlerce kez teşekkürler
ettiğim çok faydalı bir platform.

Bunların dışında ayrıca bir zamanların lezbiyen feminist
grubu sapphonun kızları'nın bir hizmet olarak internette
başlattığı ve üye sayısı 100'ü geçen "bilitis" mailing list'i
var (http://groups.yahoo.com/group/bilitis).
Tabii erkeklerle kadınların karışık olarak bulundukları bir çok
mailing list de mevcut. Üniversite öğrencilerine, kendi üniversitelerindeki
diğer lezbiyenlere ve geylere ulaşabileceği LEGATO mailing
list'lerini yahoogroups'dan (http://groups.yahoo.com/)
aramalarını öneriyorum! Neyse, lezbiyen arkadaşlığından bahsedecekken
nerelere geldim. Ama kendimi engellemeden yazdım bunları. Çünkü
belki de bunları bilmeyen biri okur bu sayfayı.

Bir
lezbiyen, önce kendisini dışarıda tutarak, sonra da gayet içinde
olduğunu fark ederek anlamaya çalışır eşcinselliğini. İnsandan insana
değişir bu aşamalar için gereken zaman. O dönemde lezbiyen bir kadının
en önemli ihtiyacı, lezbiyen arkadaşlardır. Kendisinin normal olduğunu
kendisine tekrarladığı gecelerde, yanında olup, bu tekrarlama işleminin
koro halinde yapılmasını sağladığı için, çok yararlı olur lezbiyen
arkadaşlar. Elbette bu bir ayine dönüşmez genelde. Başka bir kadının
kendisiyle benzer sancılarda bir geçmiş yaşadığını bilerek, onunla
havadan sudan sohbet etmek bile ne denli iç rahatlatıcı anlatamam.

Ama
lezbiyen arkadaşlığının kurulması da, insanın tek başına kabullenme
dönemini atlatması kadar zor olabilir. Öncelikle diğer lezbiyenlerin
nerede olduğunu bilemezsin. Sonra dergi, internet, konuşulan arkadaşların
tanıdıkları, vs. derken en azından gey mekanlarından (kültür merkezi,
bar, toplantı, vs.) haberdar olursun, ilk gidişinde kalbin heyecandan
pırpır eder, belki aşık olacağın bir kadınla karşılaşacaksın umudu
karnının ortasında top gibi dolanır durur. Ondan sonra da genelde
hayal kırıklığı. Çünkü gidilen yerde muhtemelen ya "hiç", ya da
"çok az" kadınla karşılaşılır. Eğer "hiç" yerine, "çok az" kadınla
karşılaştıysanız şanslısınız demektir. Çünkü haklı deyimin dediği
gibi, bu durum "hiç yoktan iyidir". Bu mekanlarda tanışan "çok az"
kadınlar bir de benim hâlâ olduğum gibi, yeni insanlarla tanışırken
çekingen davrananlardansa, artık aylar sürmesi muhtemel lezbiyen
arkadaşlar edinme sürecine başlamış olursunuz.

Lezbiyen
arkadaşlar çeşitli nedenlerden ötürü çok şaşırtıcı olurlar.
Bu nedenlerin arasında en önde geleni, hayatlarındaki tek benzerliğin
lezbiyenlik olmasıdır. Böylece, lezbiyen olmasanız tanışamayacağınız
çok farklı insanlarla karşılaşırsınız. Farklı yaş grupları, ekonomik
ve toplumsal sınıflar, ilgi alanları, meslek, yaşama tarzı, vs.
Tanımadığınız onlarca dünyadan sizinle arkadaş olmak için bekleyen
"çok az" kadın, hem de lezbiyen. Ne heyecan verici değil mi? Toplumda
güya farkında olup da, aslında derinlemesine hiçbir zaman öğrenemeyeceğiniz
farklı alanlar gözleriniz önüne serilir.

Bunu
özümsemek o kadar kolay olmaz. İnsan böyle bir çeşitliliğin
içinde yıllarca kaybolabilir. Farklı kelimeler, farklı tepkiler,
vs. Arkadaşlarınızla görüştüğünüz her gün, akşam uyumadan önce düşünülecek
binlerce konu birikir. "Aynı-arkadaşlarınızla birbirinize aynı şeylerin
tekrarından kolay çıkamaz ilişkiler"den çok farklıdır lezbiyen arkadaşlığı.
Etrafta sizi kolayca onaylayacak insanlar yoktur, aynı zamanda kendinizi
anlatmak zorunda kalırsınız. Kendinizi anlatırken yeni lezbiyen
arkadaşlarınızı şaşırttığınız kadar, buna siz de şaşarsınız. Çünkü
sizle ilgili çok doğalmış ve vasatmış gibi gelen herşey, aslında
ne kadar karışık ve de muhtemelen ne kadar da önemliymiş, bunu görürsünüz.

Lezbiyen
arkadaşlarınız size toplumdaki farklı yaşamları gösterirken,
bir yandan kendi dünyanızı yeniden izleme olanağı sunarlar. Bunun
içinde çok uzun süre kaybolunsa da, insan iyi değişir bu süreçte,
olumlu değişir; en azından bu süreç ben ve çevremdeki pek çok lezbiyen
kadın için bu şekilde gelişti.

Diğer
lezbiyen kadınlarla tanışmadan önce, herkesin kendince beklentileri
var elbet. Mesela ben, hemen hemen bütün lezbiyenlerin feminist
olacağını düşünmüştüm. Oysa lezbiyen olmak feminist olmayı getirmiyormuş
peşinden, bunu gördüm. Benim bu saf beklentimin yanısıra başka saf
ve karşılanmaması şaşırtıcı olmayan beklentiler de var. Örneğin
kadınların yumuşak, duygusal, başkalarını düşünen, iyiliksever olduklarını
düşünen ahlâkçı lezbiyen kadınlar, deyim yerindeyse camiayla tanıştıklarında,
hayal kırıklığına uğruyorlar ve kendilerinin lezbiyen olarak konumları
da sarsılıyor. Ne de olsa lezbiyen bir kadın başkalarıyla tanışmadan
önce kendini lezbiyen olmanın içinde görebilmeye başlamış olsa bile,
diğer kadınlarla tanıştığında gördüğü şey her ne olursa olsun lezbiyenlikle
özdeşleşiyor, ve klasik sonuç: bunlar lezbiyense ben değilim.

Böylece
lezbiyenlerin ahlâkçı olmaması gerektiğini düşünen biri, ahlâkçı
kadınlar ile karşılaşırsa (sevdim mi tam severim, sildim mi bir
kalemde; kadın duyarlılığı) kendi lezbiyenliğinden şüphe ediyor,
ahlâkçı biri şans eseri ahlâkçı olmayan lezbiyen kadınlarla tanıştığında
(poligami tartışmaları, aşk tartışmaları) bütün hayal dünyası yıkılabiliyor.
Aslında birbirlerini çok kolay anlayamıyor insanlar. Bunun için
epey zaman ve çaba gerekiyor.
Devamı

|