|
Üniversiteler,
Eşcinseller, Hayatım

Okullar
açıldı! Bütün yazı evlerinde ense yaparak geçiren öğrenciler etrafa
saçıldı. Okul demek binlerce anlama geliyor, dersler, sınavlar,
arkadaşlar, kopya… Tabii bir de eşcinsel örgütlenmeleri var! Bir
BÜ-LEGATO katılımcısı olarak üniversitelerdeki eşcinsel örgütlenmelerinin
benim için ne ifade ettiğini anlatmak istiyorum size. Aşağıdaki
yazıyı 8 Aralık 2006 Cuma günü Bilgi Üniversitesi'nin Gepgenç
Festival'inde "Üniversitelerde Cinsel Kimlikler" başlıklı
bir toplantıda sunmuştum.

"Üniversitelerdeki eşcinsel örgütlenmelerine çok şey borçlu bir
insan olarak böyle bir toplantıda böyle bir sunum yapmak benim için
oldukça değerli, önemli, anlamlı. Bu etkinliğin Bilgi Üniversitesi
çatısı altında olması da ayrı bir tesadüf, çünkü üniversitelerdeki
eşcinsel örgütlenmelerinden belki de en ünlüsü olan LEGATO'yu (üniversiteler
arası lezbiyen gey topluluğu) temsilen katıldığım ilk etkinlik yine
bu kurumun çatısı altında gerçekleşmişti. 2002 yılında 7. sosyoloji
öğrencileri kongresi yapılmıştı Kuştepe'de. Biz de birkaç arkadaşımla
LEGATO adına bir stant açmıştık. O standın açılmasının üzerinden
4 yılı aşkın süre geçti. Pek çok stant açıldı, kapandı. Pek çok
farklı etkinlik yapıldı. Ben okulu bitirdim. Yeni bir okula başladım.
Şimdi Boğaziçi Üniversitesi'nde okuyorum. Bugün burada da -belki
broşürlere göz atanlarınız vardır- Boğaziçi Üniversitesi Lezbiyen
Gey Araştırmaları Topluluğu'nu (BÜ-LEGATO) temsilen bulunuyorum.
Üyesi bulunduğum bu grubu tanıtmadan önce üniversitelerdeki eşcinsel
örgütlenmelerinin bana neler kattığını anlatayım size.
Örneğin
üç buçuk yılı aşkın bir süredir birlikte olduğum sevgilimle üniversitelerdeki
eşcinsel örgütlenmelerinin tartışıldığı bir toplantıda tanışmıştım
ilk kez. Daha sonra, o zamanlar Mimar Sinan'da okuyordum, oradaki
grubun toplantılarına gelip gitmeye başlamıştı ve biz de muhabbeti
koyultmuştuk. Sevgilim olacak insanla bir arkadaş ortamında tanışıp
birlikte uzun süre konuşa/anlaşa bir şeylere başlamayı önemseyen
bir insanım. Bu yüzden bana böyle bir imkânı sağladığı için, karşıma
sevgilim olma potansiyeline sahip, pek çok anlamda anlaşabileceğim
insanlar çıkardığı için, karşıma üç buçuk yılımı beraber geçirdiğim
insanı çıkardığı için üniversitelerdeki eşcinsel harekete şükranlarımı
sunuyorum. Biraz daha geri gideceğim şimdi. 2001 yılının sonuna
tekabül ediyor eşcinsel gruplara girişim. Ve bu girdiğim grupların
ilki olan Mimar Sinan Legato'sunda, geçen birkaç ayı küs geçirdiğimizi
hesaba katmazsam, hali hazırda en yakın arkadaşım olan insanı tanıdım.
Aynı okulda okuyorduk. Hayata yeni yeni atılan iki gençtik, heyecanlıydık.
Birbirimizden güç alarak, birbirimize destek olarak pek çok şeyi
başardık. O benim kardeşim yaşında, bazen kardeşimden yakın, kardeşten
öte gördüğüm bir insan oldu. Üniversitelerdeki eşcinsel örgütlenmelerine
en yakın arkadaşımla beni bir araya getirdiği için de tekrar şükranlarımı
sunuyorum.
Sonra okuma toplantıları, sonra yaz kapları, sonra toplanıp pikniğe,
adaya gitmeler, sonra birlikte metin üretmeler, sonra aşklar, sevişmeler,
sonra ufak sürtüşmeler... Pek çok şey. Yine, aklıma geldi, LEGATO
sayesinde tanıştığım bir insanla sırt sırta verip bir kitap hazırlamıştık.
Tek başımıza asla kotaramayacağımız, bir araya gelince de tam anlamda
kotaramadığımız ama önceki örnekler gibi yine birlikteliğe, birliktelikten
doğan güce, bu gücün ne kadar sağaltıcı ve çoğaltıcı bir güç olduğuna
işaret ediyor bu da.
Sanırım yapayalnız geçen ilk gençliğimin yaralarını sarmama yardım
etti en çok. Aynı yaşta, aynı eğitim düzeyinde, aşağı yukarı benzer
kültür ve birikimde insanlar olarak, birbirini yıllarca aramış ve
bulduğu anda kenetlenmiş insanlar olarak, genelde daha iyinin, daha
güzelin izini sürdük; birlikte. Pek çok şeyi öğrendim. Pek çok şeyin;
acının, neşenin, aşkın ne denli ortak olduğunu ve aslında sandığım
kadar yalnız olmadığımı gördüm.
Tabii bu kadar içe dönük değildi hiçbir şey. Birlikten doğan kuvvet
kampuslarda bir şeylerin mücadelesini vermemizin de önünü açtı.
Çoğaldıkça dışarıya çevirdik yüzümüzü. Güçlüydük, bir aradaydık.
2002 yılında bir anket yapalım dedik. Kampuslarda eşcinsellere ve
eşcinselliğe yönelik önyargıları ortaya çıkarmaya yönelik. Tüm korkularımızı,
tüm deneyimlerimizi ve tüm umutlarımızı o anketin sorularına akıttık.
Kampus kampus gezip sorular sorduk, cevaplar aldık. Ne oldu bilmiyorum,
nerede o anketler ama yüzlerce anket doldurulmuştu. Çok farklı okullarda.
Yaklaşık 40 - 50 kişi bilfiil bu süreçte yer almıştı. Belki bilimsel
değildi, belki o veriler pek bir şey ifade etmiyordu ama o anket
"biz varız," demekti, "buradayız," demekti. O anket, o anketi uyguladığımız
ve bizden, diğerlerinden haberi olmayan eşcinsellere "yalnız değilsiniz,"
demekti. Çok temel, hatta pek çok muhalif hareket için artık çok
ilkel bir mesaj "biz varız", oysa pek çok eşcinsel için halen geçerli
bu. Yalnız olmadığını, başkalarının da olduğunu bilmek için yanıp
kavrulan pek çok eşcinsel var halen sanırım.
Neyse işte, tüm bu birikim ve deneyimle Boğaziçi'nde yüksek lisans
yapmaya başlar başlamaz bir şeyleri yeniden ama sil baştan değil,
tüm bu birikim ve deneyim üzerine elimizden geldiğince inşa etmek
üzere iki üç arkadaş yola çıktık. İlk haftalar oldukça cılız iki
üç kişilik toplantılarımız oldu. Ama emek vermeden ve sabretmeden
kazanmanın kolay olmadığını bilmek gerekiyordu, bildik galiba. Bekledik.
Oldu!
Bilmem bilenleriniz var mı? Boğaziçi Üniversitesi'ndeki eşcinsel
örgütlenmesinin çok faal olduğu bir dönem vardır. 2000 - 2001 dönemi.
Hatta 2001 yılında Hürriyet Gazetesi yaptığı bir röportaja "Boğaziçi'nde
1000 Eşcinsel Var" diye başlık atmıştı. O derece bir örgütlenme
değildi tabii. Muhtemelen doğruydu başlık, Boğaziçi'nde bin tane
eşcinsel vardır tahminimce, ama o dönem 30 - 40 kişilik bir grup
vardı ki bu da azımsanmayacak bir rakam. Ama bu tür grupların bir
gelenek ve bilgiyi yeni nesle aktarma sorunu olabiliyor ve bu sebeple
2000 - 2001 yıllarında toplanan arkadaşlar mezun olunca hareket
de sekteye uğramıştı. Derken işte 2005 yılında bizler bir şeyler
yapmaya giriştik. Şu an okulda pek çok kişinin bildiği bir grup
var. 32 üyesi olan bir grup bu. Haftalık, içe dönük toplantılar
yapıyor. Toplantılarda genelde kısa filmler izleyip üzerine konuşuyor,
bazı ufak, eğlenceli oyunlar oynuyoruz. Tüm bu oyun ve gösterimler
açılma, kimlik, homofobi, cinsellik, aşk ve benzeri konularda tartışmaların
önünü açmaya yönelik. Bunun dışında dışa dönük pek çok etkinlik
de yapıyoruz, yapacağız.
Bu
dönem iki panel gerçekleştirdik okulda EBTT (eşcinsel, biseksüel,
travesti, transseksüel) var oluşu ile ilgili. Bunun yanında okulun
film merkezinde gösterimler yapıyoruz. İkinci dönem bir haftalık
bir film gösterim programımız olacak. Farklı kulüplerin yayınlarında
yer almaya okul gazetesinde gündemimize dair bir şey yayınlatmaya
çalışıyoruz. Ya da tam tersi o kulüpler ya da gruplar bize gelip
bir şeyler yapmak istiyor. Tabii bu işin bir boyutu. Sunumumun başında
da dediğim gibi, bu tür gruplar kişinin kendine ve topluma ve eşcinselliğe
ve heteroseksüelliğe dair bakışında önemli ve olumlu farklılaşmalar
yaratıyor. Bu bende ve gözlemlediğim pek çok insanda böyle oldu
en azından. Kendimle tanışmam değil ama barışmam bu tür gruplar
sayesinde hızlandı. Pek çok sosyalleşmemin önünü açtı bu grupların
varlığı. Dönüp bakınca beş yılı aşkın bir süreç var nerde ise. Tüm
bu süreci benimle paylaşan, yanımda yakınımda yer alan, bu grupların
var olabilmesi için emek veren herkese tekrar ve tekrar ve tekrar
ve tekrar şükranlarımı sunarım."


Önceki
yazıları için tıklayınız
|