Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





GEY SÖZÜ
SERDAR SOYDAN

Güncelleme: 22. 09. 2007



Üniversiteler, Eşcinseller, Hayatım



Okullar açıldı! Bütün yazı evlerinde ense yaparak geçiren öğrenciler etrafa saçıldı. Okul demek binlerce anlama geliyor, dersler, sınavlar, arkadaşlar, kopya… Tabii bir de eşcinsel örgütlenmeleri var! Bir BÜ-LEGATO katılımcısı olarak üniversitelerdeki eşcinsel örgütlenmelerinin benim için ne ifade ettiğini anlatmak istiyorum size. Aşağıdaki yazıyı 8 Aralık 2006 Cuma günü Bilgi Üniversitesi'nin Gepgenç Festival'inde "Üniversitelerde Cinsel Kimlikler" başlıklı bir toplantıda sunmuştum.


"Üniversitelerdeki eşcinsel örgütlenmelerine çok şey borçlu bir insan olarak böyle bir toplantıda böyle bir sunum yapmak benim için oldukça değerli, önemli, anlamlı. Bu etkinliğin Bilgi Üniversitesi çatısı altında olması da ayrı bir tesadüf, çünkü üniversitelerdeki eşcinsel örgütlenmelerinden belki de en ünlüsü olan LEGATO'yu (üniversiteler arası lezbiyen gey topluluğu) temsilen katıldığım ilk etkinlik yine bu kurumun çatısı altında gerçekleşmişti. 2002 yılında 7. sosyoloji öğrencileri kongresi yapılmıştı Kuştepe'de. Biz de birkaç arkadaşımla LEGATO adına bir stant açmıştık. O standın açılmasının üzerinden 4 yılı aşkın süre geçti. Pek çok stant açıldı, kapandı. Pek çok farklı etkinlik yapıldı. Ben okulu bitirdim. Yeni bir okula başladım. Şimdi Boğaziçi Üniversitesi'nde okuyorum. Bugün burada da -belki broşürlere göz atanlarınız vardır- Boğaziçi Üniversitesi Lezbiyen Gey Araştırmaları Topluluğu'nu (BÜ-LEGATO) temsilen bulunuyorum. Üyesi bulunduğum bu grubu tanıtmadan önce üniversitelerdeki eşcinsel örgütlenmelerinin bana neler kattığını anlatayım size.

Örneğin üç buçuk yılı aşkın bir süredir birlikte olduğum sevgilimle üniversitelerdeki eşcinsel örgütlenmelerinin tartışıldığı bir toplantıda tanışmıştım ilk kez. Daha sonra, o zamanlar Mimar Sinan'da okuyordum, oradaki grubun toplantılarına gelip gitmeye başlamıştı ve biz de muhabbeti koyultmuştuk. Sevgilim olacak insanla bir arkadaş ortamında tanışıp birlikte uzun süre konuşa/anlaşa bir şeylere başlamayı önemseyen bir insanım. Bu yüzden bana böyle bir imkânı sağladığı için, karşıma sevgilim olma potansiyeline sahip, pek çok anlamda anlaşabileceğim insanlar çıkardığı için, karşıma üç buçuk yılımı beraber geçirdiğim insanı çıkardığı için üniversitelerdeki eşcinsel harekete şükranlarımı sunuyorum. Biraz daha geri gideceğim şimdi. 2001 yılının sonuna tekabül ediyor eşcinsel gruplara girişim. Ve bu girdiğim grupların ilki olan Mimar Sinan Legato'sunda, geçen birkaç ayı küs geçirdiğimizi hesaba katmazsam, hali hazırda en yakın arkadaşım olan insanı tanıdım. Aynı okulda okuyorduk. Hayata yeni yeni atılan iki gençtik, heyecanlıydık. Birbirimizden güç alarak, birbirimize destek olarak pek çok şeyi başardık. O benim kardeşim yaşında, bazen kardeşimden yakın, kardeşten öte gördüğüm bir insan oldu. Üniversitelerdeki eşcinsel örgütlenmelerine en yakın arkadaşımla beni bir araya getirdiği için de tekrar şükranlarımı sunuyorum.

Sonra okuma toplantıları, sonra yaz kapları, sonra toplanıp pikniğe, adaya gitmeler, sonra birlikte metin üretmeler, sonra aşklar, sevişmeler, sonra ufak sürtüşmeler... Pek çok şey. Yine, aklıma geldi, LEGATO sayesinde tanıştığım bir insanla sırt sırta verip bir kitap hazırlamıştık.

Tek başımıza asla kotaramayacağımız, bir araya gelince de tam anlamda kotaramadığımız ama önceki örnekler gibi yine birlikteliğe, birliktelikten doğan güce, bu gücün ne kadar sağaltıcı ve çoğaltıcı bir güç olduğuna işaret ediyor bu da.

Sanırım yapayalnız geçen ilk gençliğimin yaralarını sarmama yardım etti en çok. Aynı yaşta, aynı eğitim düzeyinde, aşağı yukarı benzer kültür ve birikimde insanlar olarak, birbirini yıllarca aramış ve bulduğu anda kenetlenmiş insanlar olarak, genelde daha iyinin, daha güzelin izini sürdük; birlikte. Pek çok şeyi öğrendim. Pek çok şeyin; acının, neşenin, aşkın ne denli ortak olduğunu ve aslında sandığım kadar yalnız olmadığımı gördüm.

Tabii bu kadar içe dönük değildi hiçbir şey. Birlikten doğan kuvvet kampuslarda bir şeylerin mücadelesini vermemizin de önünü açtı. Çoğaldıkça dışarıya çevirdik yüzümüzü. Güçlüydük, bir aradaydık. 2002 yılında bir anket yapalım dedik. Kampuslarda eşcinsellere ve eşcinselliğe yönelik önyargıları ortaya çıkarmaya yönelik. Tüm korkularımızı, tüm deneyimlerimizi ve tüm umutlarımızı o anketin sorularına akıttık. Kampus kampus gezip sorular sorduk, cevaplar aldık. Ne oldu bilmiyorum, nerede o anketler ama yüzlerce anket doldurulmuştu. Çok farklı okullarda. Yaklaşık 40 - 50 kişi bilfiil bu süreçte yer almıştı. Belki bilimsel değildi, belki o veriler pek bir şey ifade etmiyordu ama o anket "biz varız," demekti, "buradayız," demekti. O anket, o anketi uyguladığımız ve bizden, diğerlerinden haberi olmayan eşcinsellere "yalnız değilsiniz," demekti. Çok temel, hatta pek çok muhalif hareket için artık çok ilkel bir mesaj "biz varız", oysa pek çok eşcinsel için halen geçerli bu. Yalnız olmadığını, başkalarının da olduğunu bilmek için yanıp kavrulan pek çok eşcinsel var halen sanırım.

Neyse işte, tüm bu birikim ve deneyimle Boğaziçi'nde yüksek lisans yapmaya başlar başlamaz bir şeyleri yeniden ama sil baştan değil, tüm bu birikim ve deneyim üzerine elimizden geldiğince inşa etmek üzere iki üç arkadaş yola çıktık. İlk haftalar oldukça cılız iki üç kişilik toplantılarımız oldu. Ama emek vermeden ve sabretmeden kazanmanın kolay olmadığını bilmek gerekiyordu, bildik galiba. Bekledik. Oldu!

Bilmem bilenleriniz var mı? Boğaziçi Üniversitesi'ndeki eşcinsel örgütlenmesinin çok faal olduğu bir dönem vardır. 2000 - 2001 dönemi. Hatta 2001 yılında Hürriyet Gazetesi yaptığı bir röportaja "Boğaziçi'nde 1000 Eşcinsel Var" diye başlık atmıştı. O derece bir örgütlenme değildi tabii. Muhtemelen doğruydu başlık, Boğaziçi'nde bin tane eşcinsel vardır tahminimce, ama o dönem 30 - 40 kişilik bir grup vardı ki bu da azımsanmayacak bir rakam. Ama bu tür grupların bir gelenek ve bilgiyi yeni nesle aktarma sorunu olabiliyor ve bu sebeple 2000 - 2001 yıllarında toplanan arkadaşlar mezun olunca hareket de sekteye uğramıştı. Derken işte 2005 yılında bizler bir şeyler yapmaya giriştik. Şu an okulda pek çok kişinin bildiği bir grup var. 32 üyesi olan bir grup bu. Haftalık, içe dönük toplantılar yapıyor. Toplantılarda genelde kısa filmler izleyip üzerine konuşuyor, bazı ufak, eğlenceli oyunlar oynuyoruz. Tüm bu oyun ve gösterimler açılma, kimlik, homofobi, cinsellik, aşk ve benzeri konularda tartışmaların önünü açmaya yönelik. Bunun dışında dışa dönük pek çok etkinlik de yapıyoruz, yapacağız.

Bu dönem iki panel gerçekleştirdik okulda EBTT (eşcinsel, biseksüel, travesti, transseksüel) var oluşu ile ilgili. Bunun yanında okulun film merkezinde gösterimler yapıyoruz. İkinci dönem bir haftalık bir film gösterim programımız olacak. Farklı kulüplerin yayınlarında yer almaya okul gazetesinde gündemimize dair bir şey yayınlatmaya çalışıyoruz. Ya da tam tersi o kulüpler ya da gruplar bize gelip bir şeyler yapmak istiyor. Tabii bu işin bir boyutu. Sunumumun başında da dediğim gibi, bu tür gruplar kişinin kendine ve topluma ve eşcinselliğe ve heteroseksüelliğe dair bakışında önemli ve olumlu farklılaşmalar yaratıyor. Bu bende ve gözlemlediğim pek çok insanda böyle oldu en azından. Kendimle tanışmam değil ama barışmam bu tür gruplar sayesinde hızlandı. Pek çok sosyalleşmemin önünü açtı bu grupların varlığı. Dönüp bakınca beş yılı aşkın bir süreç var nerde ise. Tüm bu süreci benimle paylaşan, yanımda yakınımda yer alan, bu grupların var olabilmesi için emek veren herkese tekrar ve tekrar ve tekrar ve tekrar şükranlarımı sunarım."


Önceki yazıları için tıklayınız

 




GL KÜLTÜRÜ

GLK EDİTÖRÜ'NDEN

DERDİNİ SÖYLEMEYEN

EŞCİNSEL DEHALAR

TARİHİN PEMBE
SAYFALARI


ROMEO & ROMEO

JULIET & JULIET

KADIN KADINA

ERKEK ERKEĞE

CİNSİYYET
(GL haber)

MİTLER

GLK MÜZİK

GLK KİTAP

GLK SİNEMA

SAĞLIK

SÖZLÜK

CİNSEL BİLGİLER

MEKANLAR

Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 

 

Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla