|
Erkek
Erkeğe
Küçük
Bir Leke, Büyük Bir Şüphe

Geçen
sabah sevgilimle kahvaltıya oturmuş, huzur içinde çaylarımızı yudumlarken
gözüm ayak bileğimdeki küçücük bir lekeye takıldı. Ayak bileğimdeki
bu küçücük leke bir an içinde beni öylesine korkutmuştu ki, lokmam
gırtlağıma kaçıyordu neredeyse. Sevgilim benden önce yapıştırdı
lafı: AİDS mi oldun yoksa?

Küçük bir leke, büyük bir şüpheye dönüşmüştü, bir an içinde… Kanım
donmuş, hâlâ ayak bileğime bakıyordum. Binlerce şey aklımdan aynı
anda geçmeye çalışıyor, bazen düşünceler, duygular iç içe geçiyor,
üst üste biniyor, her şey gitgide içinden çıkılması güç bir hal
alıyordu.
Neyse ki uzun sürmedi. Kendimi az buçuk toparladıktan sonra kahvaltıma
devam edemedim belki ama, daha sağlıklı, daha mantıklı düşünebilmeye
başladım. "Dur biraz," dedim öncelikle kendime, "sen tek
eşli denilebilecek kadar tek eşli birisin, ayrıca korunma bilincine
sahipsin, hatta ultra korumacısın, oralda bile prezervatif kullanıyorsun,
daha ne? Bir sen mi kaldın virüs kapacak, ne bu telaş, ne bu şüphe?"…

Evet, sakinleşmiştim. İşte o zaman, sakin sakin, gördüğüm her küçük
lekeyi, koca birer şüpheyi dönüştürmeme sebep olanın ne olduğunu
sorgulamaya başladım.

***

Bundan üç dört yıl önce, Lambdaistanbul gönüllülüğüm esnasında,
İstanbul Bilgi Üniversitesi'nden biri telefon etmişti.
1 Aralık Dünya AİDS Günü sebebiyle bir toplu gösterim yapılacaktı
okulda ve Lambda'dan film önerisi istiyorlardı. Telefondaki
arkadaşa EBTT (eşcinsel, biseksüel, travesti ya da transseksüel)
bireyler olarak, EBTT'likle AİDS'in daha fazla bir araya
gelmesini istemediğimizi, çünkü AİDS'in hâlâ bir EBTT hastalığı
olarak bilindiğini ve bu tür bir arada anılmaların bu yanlış düşünceyi
pekiştirdiğini falan söyledim. Yaklaşık bir beş dakika telefonda
Lambda'nın o zamanki politikasından dem vurdum. İstanbul
Bilgi Üniversitesi adına arayan arkadaş beni sabırla dinledi. Sonra
teşekkür edip kapattı.

İki hafta sonra İstanbul Bilgi Üniversitesi'nin 1 Aralık Dünya AİDS
Günü sebebiyle hazırladığı film gösterim programı açıklandı. Programdaki
tüm filmlerin kahramanları eşcinseldi.

Aslında hak da vermek gerekir; pek çok AİDS'li birey öyküsü anlatan
filmde HİV+ ya da AİDS hastası olan karakter aynı zamanda EBTT.
Benim gibi konuyla az çok ilgilenenler ilk peşin on - on beş film
sayabilirler sanırım; Longtime Companion, It's My Party, Angels
In America, Latter Days, Philadelphia, And The Band Played On, Parting
Glances, Laramie Project, The Event, An Early Frost… Durum böyle
olunca, yani beyazperde AİDS'i bir EBTT hastalığı olarak lanse edince,
film gösterim programı yaparken de, ayaklarda çıkan küçük lekeleri
anlamlandırırken de sorun yaşayabiliyor insan.
Bugün
AİDS'in sadece EBTT bireylerde görülmediği, hatta daha çok EBTT-olmayan
bireylerde saptandığı bilinen bir şey. Ama her şey bu kadar kolay
değil. AİDS'i bir EBTT birey hastalığı olarak kodlayan filmler ve
kitaplar yüzünden, yerli yersiz şüpheler, ömür törpüsü korkular
bazı beden ve zihinleri oldukça yıpratıyor.

Serdar
Soydan


|