|
Erkek
Erkeğe
Çağrışımlar
- II

Björk'ün
sesi, fazla kurcalanmaktan açılan bir yaranın kanayan yüzü gibi
yavaş yavaş kana bulanıyor. Ekranda "Pagan Poetry"... Kanın kendisini,
akmakta olanı görmüyor ama duyuyoruz. Kan yok ama sürekli bir "delinme",
"delme" var. Post-modern zamanlara dair bir Pagan Ritüeli gibi...
"Delme"... "Delinme"... Bir şair, bir şiir ritüeli gibi "Delinme"...
Şarkının "She loves him" dizeleri, yeri bulunamamış, geç kalmış
bir nakarat gibi odanın içinde ardı ardına yankılanıyor. Klibin
başından bu yana izlediğim tüm görüntüler yeniden canlanıp, duvarda
görülmeyen küçük kara delikler, karanlık gözler açıyor. Chris Cunningham
imzalı Björk klibi "All is full of love"dan bu yana, hayatın içinde
daha büyük bir netlikle şahit olduğum imkansız aşk fikri, imkanlı
bir "aşk" fikrine tam da burada dönüşüyor. "Delme" fiili, aşka ve
aşkın dokunduğu yerlere çok yakışıyor. Klip boyunca tene açılan
delikler, sırta, omza, meme uçlarına giren kalın iğneler, inciden
bembeyaz bir elbiseye, bir var olma/var etme tutkusuna, bir ört/ün/meye
dönüşüyor. Tıpkı örtündükçe var olabilen hikayeler, örtündükçe,
gizlendikce yaşayan aşklar gibi. -Evet aşk delip geçer, her an bozulmaya
hazır inci bir elbiseyle sizi yaşamın karşısına yarı çıplak çıkarabilmek
ve ardında silinmeyen bir iz, sonsuz bir hikaye çıkarabilmek için.

Eşcinsel
cinayetlerinde en açık olan, tümünün aynı suç aletiyle, bıçakla
işleniyor oluşu... Tüm sanıklar bıçak kullanıyorlar; inatla bunda
ısrar ediyorlar. Kurban, onlarca bıçak darbesiyle parçalanmış yerde
yatarken bulunuyor. Otopsi gerekmiyor. Açıklama gerekmiyor. Kurban
delik deşik yerde yatıyor. Katil ya da suçlu, her nedense vücuda
açtığı deliklerle örtünüyor. Eşcinsel oluşundan dolayı kendinden
özür diliyor, eşcinselliğini bir diğerinin vücuduna açtığı deliklerle
örtüyor. Bjork, fonda "Pagan Poetry"yi söylüyor. Öldürme ya da delme
fikrinden çok, örtünme fikrine kapılan katil ardı ardına bıçağı
saplıyor. Kadının bedenine inciden bir elbise geriliyor. "Delme"
fiili, aşka ve aşkın dokunduğu yerlere çok yakışıyor. Delirium boyunca
vücuda açılan delikler, sırta, omza, meme uçlarına isabet eden bıçak
darbeleri, bir yalanı var olma/var etme tutkusuna, bir ört/ün/meye
dönüşüyor. Tıpkı örtündükçe var olabilen hikayeler, örtündükçe,
gizlendikçe, yaşayan aşklar gibi. Dile gelmedikçe yaşayabilen aşklar
gibi.

Haneke'nin
Viyana Delirium'u "Piano Teaching", şiddetle duvara savrulan bir
Viyana valsi gibi, salondaki ekranda "Pause" düğmesine basılı, paramparça,
tuz-buz olmuş duruyor. Fonda nedense viyolensel ağırlıklı bir "Requiem"
çalıyor. Ses yan daireden geliyor. Kadın piyano çalarak, sert dokunuşlara
bırakarak kendini, sürekli örtünüyor. Resitallerde, eli tuşlarda
giyiniyor. Annesinin üstüne yatarken, O'nunla sevişmek isterken
giyiniyor. Banyoya gizleniyor. Kasıklarını jiletle kesiyor. Kanın
kendisini, akmakta olanı görmüyor ama duyuyoruz. Ses yan daireden
geliyor. Kan yok ama sürekli bir "kesme", "kesilme" var. Kadın aşık
olduğu adamdan kendine küfretmesini, tecavüz etmesini, yapabilirse
kendisini yok etmesini istiyor. Gizini ortaya çıkarmasını, aşkını
göstermesini istiyor. Kendisini yok etmesini, aşkını göstermesini.
Aşkını içindeki gizle birlikte karanlığa gömmesini. Sahne önünü
değil arkadaki kulisi. Vesaireyi, dile gelmeyecekleri istiyor. Son
sekansta, kadın parmak uçlarına giden sinirleri, tek bir bıçak darbesiyle
sakatlıyor. Omzuna bir delik açıyor. Sanatı öldürüyor, aşkı yaşatıyor.
"Delme" fiili en çok aşka ve aşkın dokunduğu yerlere yakışıyor.

" - Hep böyle, sonsuza kadar böyle kalalım...
- Nasıl?
- Birimiz bir diğerimizin içinde.
- Seviyor musun bunu?
- Düşünsene bir delikten bağlanıyorsun... Anne karnına ya da ne
biliyim, gizli geçitlere açılan mağara ağızları gibi.
- Peki hiç birilerinin canı yanmıyor mu sence?
- Bence hayır!
- Nasıl hayır?
- Yani aşk can yakar mı sence?
- Hem de çok!
- Eh işte onun yüzde biri kadar o zaman.
- E hiç bi' şey değilmiş canım... Peki var mısın bir kez daha?
- Birkaç kez kanamıştı di mi?..
- Bilmem... Ama aşk kanatır biliyorum.
- Bu da çok acımasızca işte...
- Hangisi?
- ..............
- Hangisi?"

Amil,
bütil ya da izobütil nitrat... Burundan çekilen damar genişletici
kimyasal bir madde. Çok bilinen adıyla poppers! Ecstasy ve LSD'nin
etkisini güçlendirmek, özellikle de anal girişi ve ereksiyonu kolaylaştırmak
icin dört dörtlük etki! Bir gay-porno filmi malzemesi olmaktan çok,
gündelik hayatlarının parçası olmuş uyuşturucuyla iyiden iyiye teferruatlı
hale gelen yeniyetme pop-çağı çocuklarının kampus "case"i malzemesi!
Fakat ekranda bir poppers mevzusu var ve bu seferki fazla meşakkatli
görünüyor Poppers şişesi elden düşüyor. Oğlan dökülenlerden burnuna
çekmek için yere eğiliyor. Diğeri bu fırsatı değerlendiriyor. İnanılmaz
bir "crash" gerçekleşiyor..."Delme" fiili en çok, aşka ve aşkın
dokunduğu yerlere yakışıyor. Kukuletalı adamın "Yes, Masterrrr"
diye bağıran kıza yaptıklarını veya "double fist-fucking" olayını
izlemek için sanırım "preset" tusuna basmak gerekiyor. Onlar başka
başka filmler. Zap.

Helen,
yeni "piercing"lerini işaret ederek içeri giriyor... Kaslarının
üzerindeki yara, henüz kurumuş gibi görünüyor. Durumundan hiç de
hoşnutsuz görünmüyor. Aksine oldukça memnun. Yaranın kabuğuna uzanıyor
gibi oluyor. Björk'ün sesi, fazla kurcalanmaktan açılan bir yaranın
kanayan yüzü gibi yavaş yavaş kana bulanıyor. Zap.

"Eşcinsel
cinayetlerinin dikkat çeken özelliği kurbanların vahşice öldürülmeleri.
Sanki katil bilmediğimiz bir hınçla dolu, defalarca bıçak saplıyor,
kurban delik deşik ediliyor..." Yazmayı düşündüğüm bir takım öykülere
malzeme oluşturmak için toparlanmış gazete kupürleri masamın üzerinde
duruyor. Kupürlerden birinde İstanbul Cinayet Masası Amiri'nin eşcinsel
cinayetlerin işlenme şekline ilişkin söyledikleri tırnak içine alınmış.
Kupür sararmış. Gazetenin tarih kısmını çizip, üzerine bugünün tarihini
atıyorum. Tarih tekerrürden ibaret olduğu için değil, yeniden bu
kupürü ortalığa çıkarmamak için. -Katil ya da suçlu, her nedense
vücuda açtığı deliklerle örtünüyor. Eşcinsel oluşundan dolayı kendinden
özür diliyor, eşcinselliğini bir diğerinin vücuduna açtığı deliklerle
örtüyor.-

Viyana'dan çocukların getirdiği poppers şişesini, "Piano Teaching-Soundtrack"i
ve "Vespertine"i çekmeceye kaldırıyorum. Bir sigara yakıyorum. Ekranda
"As if"... Filmde, Kafa Tası Avcısı Ertuğrul Özkök'ün bile favori
grubu olan Strokes'tan bir şarkı çalıyor. Yeniden 18 yaşında olma
isteğimi depreştirdiği için bu diziden nefret ediyor ve bir sigara
yakıyorum. Kabul etmeliyim, bu diziye bayılıyorum.

"Hep böyle, sonsuza kadar böyle kalalım"... Akmakta olanı görmüyor,
ama duyuyoruz. Kızaran gözlerimizi yıkamak için lavaboya gidiyoruz.
Ne kadar ahlaksızca olursa olsun... "Delme" fiili en çok, aşka ve
aşkın dokunduğu yerlere yakışıyor.

loves you.

Evren Eren


Not:
Yılın yatakta dinlenilen en iyi albümü: Elbow - Any day
now
Yılın tuvalette dinlenilen en iyi albümü: Bjork - Vespertine
Yılın nerede dinlenirse dinlensin, en obez, en tahammül dışı albümü:
Strokes - Is this is it?
Yılın yazarken dinlenilen en şahane elektronikası: Plaid
- Double Figure
(Bu safsatalara da bayılıyorum.)
|