|
Erkek
Erkeğe Güncelleme:
23.01.2002
Aşka
ara veriyoruz, şimdi haberler...*

Sokak
lambalarının tümü sönmüş bir gecenin kabusu, ortalama kabuslara
beş basar. Karanlığın en zifirisi, korkuların en yürek sökücüsü
ve felaketlerin en yerle bir edicisi bu tür kabuslarda bol bol mevcuttur.
Ter içinde uyandığınızda fark edersiniz ki kabus sandığınız şey
gerçeğin ta kendisiymiş. Bugünlerde yaşadıklarımız bu tür kabusların
en okkalısından. Bilmem kaç yüz katlı binalar bilgisayar efekti
izlenimiyle çöküyor, dünyanın uzak refah köşesindeki bir halk daha
dün adını bile bilmediği bir ülkenin insanlarının üzerine bombalar
yağdırıyor. Kişisel kabuslarınız geçici bir süre için bile olsa
tatile çıkabilirler. Bizde gerçekleri var.

Son birkaç ay içinde kim bilir kaç sevgili tek kaldı, kaç tanesi
birlikte ölüme gitti?

Dünya üzerindeki aşkın ne kadarı eksildi, ne kadarı gözyaşlarına
boğuldu?

Kişi başına düşen aşk sayısındaki oran ne kadar geriledi?

İkiz kulelerde eşini kaybedenlerin arasında eşcinseller de vardı.
Onların da devleti aynıydı ve ilk kez, sahip oldukları devlet
aşklarına eşit muamele yaptı heteroseksüellerin aşklarıyla.
Eş tazminatından yararlanabileceklerdi onlar da. New York'un
göbeğinde yasa dışı bir aşk yaşarlarken "yasa içi" oluvermişlerdi
ölüm sayesinde. Devlet öyle babacan öyle sevecendi ki yaşanan zor
günlerde "eşcinselleri bile" ayırmamıştı. Eşcinsel beraberliklerin
meşruluğunu kabul etmişti. Tabii bu olağanüstü bir durumdu,
sadece felaketlerde böyle bir şey söz konusu olabilirdi.

Siz bizim aşık eşcinsellerimizi nasıl ayırırsınız dercesine uzak
ve egzotik ülkedekilerin kafasına düşen bombalar onların mutlu çiftlerini
ayırmak için bire birdi. Ancak o ülkede zaten mutlu eşcinsel
çiftler yoktu. Çünkü eşcinsel olduğu öğrenilenlerin üzerine
bir duvar yıkılıyordu ve sağ kalırsa ruhunun temizlendiğine inanılıyor
ve öyle yaşamasına izin veriliyordu. O yüzden bombalar heteroseksüel
aşıkları ayırmakla yetinecekti. İlginçtir ki bombacıların aklına
"eşcinsel haklarına karşı duyarsız oldukları için de bu bombaları
sallıyoruz" demek gelmemişti. Oysa ki alacakları destek bu
takdirde daha da fazla olabilirdi.

"Aşk bu, ölüme eştir..." derken sevgili şarkı sözü yazarı
yoğun bir duygusallık mı yaşıyordu yoksa haberleri mi izliyordu?
Şarkı sözü yazarının ülkesinde felaket anlarında bile ayrılıyordu
eşcinsel aşk ve heteroseksüel aşk. Eşcinsellik en
duyarlı dergi sayfalarında bile fahişelikle eş tutulduğu
fıkraların içinde ancak yer alabiliyordu. "Böylesi ölümden beter"
diye yeni şarkı sözleri merakla bekleniyordu.

Farklılık kültür yaratır, savaş kültürü yok eder. Eşcinsel
aşkların sahibi eşcinsel kültür, farklı olduğu için bir kültür yaratmıştır
ama bu kültür cinsel yönelim ayrımcılığı gözetmeksizin tüm duyarlı
insanları içine alır. Ayrımcılık karşıtı herkes bu kültürün
içindedir. Farklılıklara tahammülsüzlük kişinin önünü tıkar. Ama
onlarla birlikte yaşamayı öğrenmek dünyayı çok daha renkli ve
yaşanabilir kılar.

Aşkın eşcinseli heteroseksüeli yoktur. Aynı eşler arasında ya da
farklı eşler arasındaki aşkın rengi hiçbir değişiklik göstermez.
Aynı dokunuşlar, aynı öpüşler... İkiz kulelerde kaybolan şu kadar
heteroseksüel aşk, şu kadar da eşcinsel aşk vardı diyemezsiniz.

Aşk yaşamak çok zor bugünlerde. Aşk rahatlık ister, kaygısızlık
ister. Zorlukları aşmış olmak gerekir. Etrafta bu kadar duman bu
kadar gürültü varken, gözlerimi nasıl kaparım da aşık olurum? Sevgilimin
gözlerinin içine bakarken gözbebeğinde gördüğüm uçuşan füzeleri
nasıl görmezden gelirim?

Her şey sakinleşene dek, toz duman sahneyi terk edene dek, sevme
sakinliğime ulaşana dek, aşka ara veriyorum.


*Amerika'nın Afganistan'ı bombalamaya başlamasından sonra televizyonlara
yansıyan ilk görüntüler üzerine yazılmıştır.
Uğur ALPER
|