|

GLK
Editörü'nden... Güncelleme:
26.
03. 2002

AÇIL SUSAM AÇIL

Merhabalar efendim. Şekilde görüldüğü üzere Mart
kapıdan baktırıyor, kazma kürek yaktırıyor. Uzun yılların deneyimiyle
ortaya çıkmış bu atasözüne saygımızdan dolayı minidev ailesi
olarak en azından pencereden bakıyoruz. Allahtan çok pahalı
da olsa doğalgazla çalışan kalorifer kazanlarımız var da, kazma
kürek yakmak zorunda kalmıyoruz. Aslında iyi olurdu bir şömine
olsa, kazma kürek hammaddesi odun, tahta yaksak. Bu soğuk
kış günlerinde içinizi ısıtacak bir hikâye anlatmak istiyorum. Böyle
klişe kullandım diye oflayıp puflamayın, duruma uyuyor
işte. Tavuk suyuna çorba hikâyeleri gibi bir şey olacak bu yazı.

Uzun yıllardır tanıdığım küçük arkadaşlarım var. Bana "abi"
derler. Bunlardan birinin tesadüfen gey olduğunu öğrendim. Yaşadıkları
hakkında konuştuk ve anlattıkları o kadar tanıdık, o kadar
yakın geldi ki. Yıllardır öteki gey arkadaşlarımdan da aynı
hikayeleri dinliyorum. Nedense üç aşağı beş yukarı herkes aynı
devrelerden
geçiyor. Bazıları daha şiddetli, bazıları ise daha hafif atlatıyor
bu "coming out" dönemini. Coming out, yani açılma,
mutlaka başkalarına "açılmak" demek değildir. İlk aşaması
kişinin kendine açılmasıdır ve bu dönem çok sancılı geçebilir...

İşte bu küçük arkadaşım da yeni yeni bu dönemin sonuna geliyor.
Kıvranmalar, uykusuz geceler ve endişelerle geçen
birkaç yılın sonu… Kafasından her tür düşünce geçmiş ama bugün sapasağlam
ayakta ve kendiyle barışmış durumda. Bu kendiyle
barışma meselesi o kadar vahim ki. Bazı özellikleri yüzünden
kendinden nefret eden biri, kendiyle nasıl yaşayabilir? Hep "toplumun
suçu" deriz ama eşcinsellik güçlü olunursa pozitif bir
yön kazandırılabilecek bir özellik. Hem de insanın mutlu
olmasına engel olacak değil, tam tersine mutlu olmasına neden
olabilecek bir özellik. Yeter ki zor dönemleri atlatıp bilinçli
hale gelinebilsin.

Arkadaşım, çok yakınındaki bir dostuna açıklamış önce gey olduğunu
ve bunu da bir cinayet işlemiş kadar zorlukla söyleyebilmiş.
Böyle bir sırrı paylaşmak da insana büyük bir sorumluluk
yükler. Açılmamış bir eşcinsel kendini dünyanın en çaresiz insanı
sanabilir. Aslında içinde durduğu dolapta gerçekten çaresizdir.
İnsanın "kendi gibi olanlarla yan yana durma güdüsü" bu durumda
tatmin edilemez. Açılma aşamasını yakın dostlarının desteğiyle
geçiren geyler daha sonraları da mutlu bir yaşama kolayca ulaşıyor.
Ama gelin görün ki, aileden saklanmak zorunda olmak, hele hele daha
lise çağındaki bir eşcinsel için o kadar zor ki. Çünkü o
yaşlarda biz koca bir adam olduğumuzu düşünürken, annelerimiz her
şeyimize karışabileceklerini sandıkları birer küçük çocuk
olarak görür bizi. Bu durumda özel yaşam, gizlilik saklılık
diye bir şey "tabii ki" söz konusu olamaz.

İşte küçük dostum, kendini hiç rahat hissetmiyor. Ailesinin
onu anlamayacağından emin, asla öğrenmelerini istemiyor. En büyük
dileği bir an önce evden ayrılmak ve kendi yaşamını kurmak. Tabii
bu arada umutsuz hetero aşklar, birilerine aşık olma isteği,
sarılacak bir sevgili özlemi derken hepsi bir araya geliyor
ve çocuğu karabasanlar sarıyor. İnsanın içine bir şeyler gömmesi
hem de alev alev yanan kocaman bir top gömmesi kolay değil,
insanın içi yanar kül olur. Ama yakınında konuşabildiği bir
dostu ve kendinden önce bunları yaşamış bir gey tanıdığı için çok
şanslı. Ama o kadar şansa rağmen zor bir dönem geçiriyor. Anadolu'nun
ücra bir kasabasında bunları yaşayan birileri de mutlaka vardır.
Kentli eşcinseller her konuda daha şanslılar.

Bu haftaki yazımızın da sonuna geldik. (Bu hafta klişeler ve TRT
anonsları haftası). Bir dahaki yazımızda yine eşcinsel kültüre ait
başka bir konuda buluşmak üzere.
Hoşçakalın, neşeli kalın...

Uğur Alper

Diğer yazıları için tıklayın
|