|

GLK
Editörü'nden... Güncelleme:
12.
02. 2002

Sevgililer Günü Neyime

Hayır
hayır, yandaki resim bana ait değil. Ben birkaç hafta önce koymuştum
resmimi. Arşivimizdeki kendiyle barışık frapan eşcinsel minik domuzcuğu
hepinizle paylaşmak istedik. Benim Bridget Jones'vari
psikolojik durumumu belki biraz hafifletir diye düşündüm. Bir türlü
istediğini kavuşamayıp bunu da sürekli dert eden bir kadın olduğundan
pek bir özdeşleşiverdim Bridget Jones'la bugün. Aslında her
yıl sevgililer günü civarında böyle oluyorum. Eee, şeker bayramında
hiç çikolata yiyemezseniz kötü bir bayram geçirmiş sayılmaz mısınız?
Sevgililer gününde sevgilisiz olmak da aynı şey değil mi?

Düşünüyorum da bugüne kadar sevgililer gününde hiç sevgilim olmamış.
Büyük bir eksiklik değil mi? Birileri oldu hep hayatımda
ama ne başarısızlık ki sevgililer gününe denk getirememişim. Çoğu
sinema festivaline rastlamıştı. O kadar çok sinema-sevgili anım
var ki! Ama bir tane bile Cumhuriyet Bayramı ya da Sevgililer Günü
hatıram yok. Aslında bu belli günlerde bir sevgiliye sahip olma
sorunsalından çok genel bir sevgili eksikliği sorunsalı.
Sevgilisi olan arkadaşlarımı ve ilişkilerini şöyle bir düşünüyorum.
Kim ne kadar süredir birlikte, kimle beraber, kimin ne kadar ilişkisi
olmuş, neden ayrılmışlar diye. İnsanın bu konuda kendisiyle
ilgili kafa yoracak malzemesi olmayınca ister istemez başkalarının
malzemelerine yöneliyor.

Mutlu ile Emir vardı, adının oryantalliğine bakmayın,
Emir İngilizdi. Onlar bilmem kaç yıldır beraber zaten. Yedi
mi ne oldu. Geçenlerde İngiltere'ye taşındılar. Emre bir
yıldan uzun süre bir Fransız adamla beraberdi. Aytunç desen
o da aylardır başka bir Fransız'la. Ömer o John denilen
Amerikalı'nın peşine takılıp oralarda neredeyse iki yıl geçirdi.
Allah allah, bu uzun süren ilişkiler ancak yabancılarla
mı yaşanıyor? Pes doğrusu. Şöyle yerli malı sağlam bir aşk
yok mu? Ben çok denedim olmadı. Herhalde insanın bir ilişki için
belli bir olgunluğa ulaşması gerekiyor. Eh ben bu durumda elli yaşıma
kadar pek bir şey beklemeyeyim!

Sevgililer Günü gibi zamanlarda ve özellikle de bahar geldiğinde
sevgili denen şeyin eksikliği pek bir hissediliyor. Hadi sevgililer
gününü kapitalizm, tüketim körükleyicisi gibi entelektüel bahaneler
bulup atlattık peki baharı ne yapacağız? Baharda ne diyeceğiz,
ne bahane bulacağız? Neyse bunu sonra düşünürüz, şimdi şu sevgililer
günü şeysinden kurtulmaya çalışalım. Bir kere bugünden itibaren
eve kapanmak lazım. Etraf kırmızı kalplerle, sevgililer gününde
bizde eğlenin ilanlarıyla dolu. Evden çıkmayın televizyonu
açmayın. Böylece şu saçma günü atlatana dek güvende
olursunuz.

Ya da, sevgilisizler için alternatif partiler var onlardan
birine takılın, belki de bir dahaki sevgililer gününe single partilerine
değil de gerçek sevgili partilerine giderseniz, yalnız olmazsınız.
Amaan sanki herkesin sevgilisi var ve sanki olanlar da çok mutlu.
Kavga gürültü, ayrılmalı barışmalı bir ilişki olmasındansa hiç olmaması
daha iyi değil mi? (Kandır sen kendini) Zaten bir sürü iş varken
bir de sevgiliye nasıl vakit ayıracaksın ki? (Devam et, başka bahane
var mı?) Benim bir sürü arkadaşım var onlarla olmak beni yeterince
mutlu ediyor. (Yaratıcılığın bu kadarı! Tebrikler.) Ne gerek var
sevgiliye, hele bir de gününe!

Bakın bir dahaki sevgililer gününe tamamen başka şeyler yazarsam
şaşırmayın. Hani 180 derece dönersem falan emin olun bir
sevgili falan bulduğumdan olmayacak. Sadece insanın görüşleri
değişebilir diyorum. Ama bugün en büyük dileğim önümüzdeki
birkaç günün çabucak geçiverip bitmesi..

Neşeli kalın...

Uğur
Alper

Diğer yazıları için tıklayın
|