|

GLK
Editörü'nden... Güncelleme:
31.07.2001

Klasik
bir konu: Eşcinselliğin nedeni

Merhabalar
Çok genel konular olan eşcinselliğin nedenleri, hastalık
olup olmadığı ve normal mi sorusu bugüne kadar çok tartışıldığından,
yazılıp çizildiğinden ayrıca bu soruların kesin yanıtları olmadığından
bugüne kadar yazılarımda bahsetmemeyi tercih ettim. Ancak son günlerde
aldığım bir okur mektubu artık herkesin bunları bildiği, eşcinselliğin
ve eşcinsel kültürün başka yönlerini tartışmamız gerektiği
yolundaki fikirlerimi değiştirdi.
Ne kadar eğitimli, okumuş yazmış olursa olsun hâlâ çevresinde olup
bitenlere, neredeyse gözüne sokulacak kadar kolay ulaşılabilen bilgilere
duyarsız kalan ve eşcinselleri kendilerini savunma durumunda bırakıp
"haydi beni bilgilendirip ikna edin" diyenler var.

Öncelikle şunu belirteyim, eşcinseller "normalliklerini" ispat
etmek, topluma kendilerini kanıtlamak zorunda değildir.
Ancak yanlış bilinen gerçeklerin doğrularını göstermek için
çaba gösterebilirler. Bu çalışmalar da toplumdan özür dileme, hoşgörü
dilenme ya da "cici" görünme amaçlı değildir. Yaşadığımız devirde
ortada gürül gürül akan bunca bilgi ve aydınlanma aracı varken eğer
çağın gerisinde kalan birileri varsa bu onların sorunudur.

Okurum mektubunda çevresinde eşcinselliği hastalık olarak
gören ve "mantıklı bir nedeni olsa kabul ederim" diyen "eğitimli"
arkadaşlarından bahsediyor. Öncelikle, tüm dünyada bu konuların
otoritesi kabul edilen Amerikan Psikiyatrlar Birliği 60'lı
yılların sonlarından beri "bu bir hastalık değildir" diye bağırıyor.
Dahası yine o yıllarda eşcinsellik WHO'nun (Dünya Sağlık Örgütü)
hastalıklar listesinden çıkarıldı. Bu konuda bilimsel
bir kanıt gerekiyorsa işte size kanıt. Ancak eşcinselliğin hastalık
olmadığının kanıtlanması için hiç de bilimsel bir otoriteye ihtiyacımız
yok. Eğer olur da bir gün eşcinsellik geni bulunur ve eşcinselliğin
"genetik bir bozukluk" olduğu açıklanırsa bu bizi bir gün içinde
hasta yapmayacak. Çünkü önümüzde somut yaşamlar var ve eşcinseller
de -toplumun bir kısmının tüm aksi çabalarına rağmen- en
az heteroseksüeller kadar sağlıklılar.

Nedenine gelince, insanlar ilk önce açıklayamadığı doğal olayların
nedenlerini bulmaya çalışmışlar, uğraşıp didinip nedenlerini bulduktan
sonra rahatlamışlar. Çünkü insan bilmediği şeyden korkar
ve bunu tehdit olarak algılar. Eşcinsellik için de durum
çok farklı değil. O yüzden neden konusuna çok fazla takılıyor
insanlar. Hiçbir bilimsel araştırma kesin olarak doğuştandır ya
da sonradan edinilir tanısını koyamadı. Meşhur, anneyle özdeşleşme
ve zayıf baba figürü teorisi ise artık sadece espri konusu. Kişisel
fikrim eşcinselliğin insanın doğuştan getirdiği bir özellik
olduğu ve ortaya çıkmasının yetiştirilme ve sosyal çevreyle
bağlantılı olduğu. Hatta yaşamı boyunca bu özelliğini bastıranlar
da olduğunu düşünüyorum. Ancak işte o zaman eşcinsellik bir hastalık
nedeni oluyor. İnsanın gizleyip sakladıkları onun ömrünü kısaltmaktan
başka bir işe yaramaz.

Eşcinselliğin nedenine fazlaca yoğunlaşmanın homofobik bir eğilim
olduğunu düşünüyorum. Sanki "hah nedeni bulundu, haydi şimdi de
tedavi edelim" demeye hazırlanıyorlar. Eşcinsel olmaktan mutluyuz!
Eşcinselliğin de heteroseksüellik gibi bir cinsel yönelim olduğunu,
insanların göz, saç rengi, giyim tarzı, sevdiği yemekler gibi kendine
has bir özellik olduğunu kabul edebilirsek her şey yoluna girecektir.
Tabii bu kez de ama "doğal değil ki!" tartışmaları başlayacaktır.
Kitap bölümümüzde Animal Exuberance adlı bir kitabı tanıtmıştım.
Hayvanlar arasında eşcinselliğin ne kadar yaygın olduğunu anlatıyor
bu kitap. Peki bu hayvanlar uzaydan mı geldi?

Bir de normallik meselesi var. "Norm" denilen şey, toplumun
ve kültürün oluşturduğu bir çerçevedir. Türkiye'de çok "normal"
olan bir şey bir Avrupa ülkesinde ayıp sayılabilir. Eşcinselliğin
"norm" dışı olması da tamamen yaşadığımız zamanla ilgilidir.
Roma ve Bizans, Antik Yunan ve hatta Osmanlı'da eşcinsel ilişkiler
oldukça "normal"di. Kimsenin yadırgamadığı ve norm dışı bulmadığı
eylemlerdi. Bu yüzden eşcinselliğin normal olmadığı fikrini evrensel
bir gerçeklikmiş gibi sunmak büyük bir hatadır. Dahası, toplumun
koyduğu kodların ve normların ne kadarı kabul edilebilir? Ne kadarı
sizin için doğru ki eşcinsellik hakkındaki yargıların doğruluğundan
emin olabiliyorsunuz?

Bir nesne ya da olaya aşırı tepki vermenin, öfkenin yönlendirildiği
şeyle ilgili kişisel bir soruna sahip olmanın işareti olduğu söylenir
psikolojide. Çoğunlukla homofobik bir insanın yani eşcinsel
nefreti taşıyan birinin er ya da geç bastırdığı eşcinsel
duyguları olduğu ortaya çıkıyor. Bu konuda çok rahat olan heteroseksüeller
ise en gerçek heteroseksüeller.

Homofobi taşıyan insanların çoğunun hiçbir eşcinsel arkadaşı
olmadığını hatta televizyondan gördükleri dışında hiçbir
eşcinselle tanışmadığını düşünüyorum. Bu yüzden de ilk başta
belirttiğim bilinmezlik onlar için korku ve nefret getiriyor. Çünkü
onların bilinçaltında eşcinseller değerlerini, kurdukları düzeni
tehdit ediyor ve bunun karşısında da savunmaya geçiyorlar.Oysa
ki kimsenin kimseyi tehdit ettiği yok. Herkesin mutlu olduğu
yaşam tarzını sürdürmeye hakkı vardır. Eşcinsellik bir seçim
değil cinsel yönelimdir. Kimse bu konuda bilinçli bir tercih yapamaz.
Neşeli
kalın

Uğur ALPER

Diğer yazıları için tıklayın
|