|

GLK
Editörü'nden... Güncelleme:
22.05.2001

Biri
Bizi Gözetliyor'u Gözetledim

Perihan Mağden'in üzerine yazdıklarını zevkle okuyup,
üstüne üstlük zevkten dört köşe olduğum (BBG insanları hakkındaki
cuk oturan yorumları yüzünden) Biri Bizi Gözetliyor programına uzun
süredir sinir oluyordum ve çok şükür sonunda bitti. Tabii
aslında bitmedi, yenileri başlayacak, artacak, çoğalacak bu programlar.
Ancak başvuran sekiz bin kişi arasından bu kadar boş on altı
kişiyi bir arada toplamayı başarmak takdire değer. Yapımcıları kutluyorum.

Neyse benim konum BBG olayının özü, etiği, şusu busu değil,
BBG Final partisi. Böyle bir etkinlikten mahrum kalmayı hiç
istemiyordum tabii ki. Hilton Convention Center o gece sosyolojik
araştırmalar ve editör yazılarına malzeme olacak birçok
enstantaneyle dolu olacaktı. Ancak esas olarak beni oraya çeken
iflah olmaz hayranı olduğum Aylin Aslım'ın sahne performansını
izlemekti. Bu arada hem eğlence hem iş dedim ve gözleye gözleye
bir hâl oldum insanları.

Dayanamayacağım, insanlara geçmeden önce en uyuz olduğum BBG
tipi Eray hakkında birkaç şey yazacağım. Eray o gece
yıkandığında çeker diye iki beden büyük alınmış takım elbisesini
giymişti. Hani kazanırsa falan şık olmak istiyordu anlaşılan. Her
zamanki çok bilmiş boş cahilliğiyle birkaç laf etti ve sonra kaybettiği
anlaşıldı. Evden çıkarken öyle bir yürüyüşü vardı ki yanımdaki arkadaşıma
"Kendini Atatürk sanıyor, şimdi Kocatepe'den bakar gibi elini alnına
götürüp ileri doğru bir bakış atacak" derken Eray bir asker selâmı
vermesin mi! Arkadaşımla birbirimize baktık ve bir kahkaha patlattık.

Parti adındaki etkinlik Bağdat Caddesi gençliğiyle doluydu.
Beyaz gömlekli bir sürü genç çocuk ve yanlarında saçları başları
yapılı, profesyonel makyajlarıyla tam bir büyük otel balo salonu
kadını edalı kızlar vardı. Kulüplerde benim en gıcık olduğum
kadın tipleri buradaydı işte. Ortamın havasını kokonalaştıran
alımlı ve dekolte bir gece kıyafeti, bilmem kaç santimlik
topuklar ve koltuk altına sıkıştırılmış minik çanta.
Özellikle dans ederken orama burama sürtünen o deri parçası çantalardan
nefret ediyorum. O gece de aynı şey oluyordu, her yanımı çantalar
sarmıştı.

Bu çıtır kızların arasına Zeynep Aksoy'u ve bir kaç kızgın
lezbiyen arkadaşını salıvermek gibi bir fantezi geçti aklımdan.
Hepsini şöyle iyice bir taciz etseler, akılları başlarına gelse,
hayatın anlamının Melih ya da Eray olmadığını görseler
dedim. Ardından Kaos ve Lambda Taarruz Kuvvetleri'nin
beyaz gömlekli genç erkeklere taciz içerikli saldırılar düzenlediğini
hayal ettim ve keyiflendim. İngiltere'de Outrage (Rezalet)
adında bir eşcinsel örgüt var ve eylem tarzları da isimlerine yakışır
bir şekilde. Eşcinsel karşıtı politikacılara pasta atıyorlar, meclis
binasına dev gökkuşağı bayrağı asıyorlar. Aynen onlar gibi
bizde de bir grup eşcinsel böyle etkinliklere sabotaj düzenlese,
video montajla yapılmış görüntülerde Melih ve Eray
sevgili olduklarını itiraf etse... Birden terörist tarafım kabarmıştı.

İnsanlar Melihçiler ve Eraycılar diye ayrılmıştı.
Ben salonun ortasındaydım. Uzun bir süre önce çıkartılmış olmalarına
rağmen ben Semihçi ve Demircancıydım. Egemen eğilimin
dışında olduğum için rahatsız olmadan onları tutabiliyordum. Ama
yine de etrafımdaki kalabalığın bir parçası olmak bana bir süre
sonra acı vermeye başladı. Televizyon şirketinin ise bu olayın her
saniyesinden binlerce dolar kazandığını görmek acaba buna ben
de mi alet oluyorum diye düşünmeme yol açtı.

Aynı yarışmanın yedi genç eşcinsel erkekle yapılan versiyonu
Amerika'da başlamış. Ne de olsa her şeyi yapıyoruz, yakında ondan
da yaparız inşallah. Ancak bizde oraya çıkacak açık eşcinsel bulmak
zor olacağından programda Fatih Ürek, Doktor Bilal, Aldo, Kankigiller
falan yarışacaktır. Onlar da bütün gün biz gey değiliz deyip şarkı
söylerler. Aslında eğlenceli de olur hani. Ey yüce televizyon şirketi!
Duy da bu fikrimi kullan, söz, telif istemiyorum.

Neşeli kalın

Uğur
ALPER

Diğer yazıları için tıklayın
|