|

GLK
Editörü'nden... Güncelleme:
27.03.2001

Beni
Paris Belediye Başkanına emanet edin

İçimden bir şeyler yazmak gelmiyor. Hatta hiçbir şey
yapmak istemiyorum. Tembellik hakkı diye bir şey vardı değil mi?
O haktan bizim kanunlarda varsa ben de kullanmak istiyorum. Hatta
bunların ötesinde mümkünse prozac alıp zahmetsiz mutlu olmak istiyorum.

Uyumak, uyanmak, tekrar uyumak ve hayatımın uzunca bir bölümünü
böyle geçirmek istiyorum. Eski Roma dönemlerindeki gibi tüm gün
popomu devirip yemek yemek, müzik dinlemek, evimdeki home theatre'da
filmler izlemek istiyorum.

"Yaşam diye bir şey var!" şeklinde bir slogan vardı. Ama
yaşama karşı isteksizlik diye bir şey de var. İstemiyorum, yaşam
şöyle birkaç hafta ara versin. Aslında buranın biraz ötesinde uçakla
birkaç saatlik yerlerde başka yaşamlar var. Bu Digiturk sahibi olmak
gibi bir şey. Yaşamın bu kanalından sıkılınca ötekine geçersin.

Ben bugünlerde Paris'e gitmek istiyorum. Ne de olsa "yumuşak
ellere teslim" bir şehir. Benim de şefkate, yumuşaklığa ihtiyacım
var zaten. Off, ama bu pahalı bir tür Digiturk. Zaten söylediklerine
göre krizden sonra yurt dışına çıkanlardan belli bir para alınmaya
başlamış. Hani eskiden bir konut fonu vardı, onun gibi bir şey.

"Yaşama karşı isteksizlik" acaba depresyon belirtisi midir?
Öyleyse hemen arkadaşlarımı aramalıyım (arardım, tabii telefonum
ödenmemiş faturalardan kapalı olmasaydı). Uzun zamandır depresyona
girmiyordum. Kadınların adet görmesi gibi. "Kız ne zamandır olmuyordum,
hayret oluverdim!", "Aloo, hani ne zamandır depresyona girmiyordum
ya, hah, evet, sanırım girdim. Yok yok, sen gelme de ben evde rahat
rahat bezeyim. Depresyon dediğin yalnız geçirilir. Sen gelirsen
kaçar falan. Sen şimdi güldürürsün beni."

Kimse
yalnız olmak istemez demiş ünlü düşünür Ricky Martin.
(Bkz. Ricky Martin & Christine Aguilera düeti-Nobody Wants to Be
Lonely). Ama yalnızlığın tadı başka. Hayal kırıklıkları ertesinde
en güzeli yalnız kalmak. İyice sindirmek, kabullenmek lazım önce
yaşanan hüzünleri ve kayıp duygusunu. Zaten birileriyle görüşecek
sağlığa kavuştuğunda insan bunların üstesinden gelmiş ve lay lom
yapacak moda ulaşmış demektir.

Neyse,
işim olmayan şeylere burnumu sokmayayım. Bu anlaşılmaz ve gereksiz
satırları Pakize Barışta falan gibi Radikal İki yazarları
yazsın. Herkesin bir tarzı var. Ben hemen eşcinsel kültüre, gey
lezbiyen haklarına dair bir paragraf yazıp yazımı işlevsel hale
getirmeliyim. Eeeee, eşcinsellerin de depresyona girmeye hakkı var
mıdır temalı bir yazı nasıl olurdu?

Zuhal
Olcay'ın "Ankara'da aşık olmak zor iki gözüm" diye hıçkıra hıçkıra
söylediği şarkısı çalıyor bilgisayarımda. Bu şarkıyı çaldığım iyi
oldu, aklıma yazmam gereken bir şey geldi. 21-23 Nisan tarihlerinde
yılda iki kez yapılan eşcinsel buluşmalarından "Baharankara",
2001 yılının ilk toplantısı olarak gerçekleşecek. Türkiye'nin her
yanından gelecek eşcinsel grupların ve bireysel aktivistlerin katılımıyla
üç gün sürecek, bir kongre tadında gerçekleşecek toplantılar yapılacak.

Yavaş
yavaş Türkiye'de de gey camia kendi geleneklerini oluşturmaya
başlıyor. Baharankara hakkında önümüzdeki haftalarda daha
geniş bilgi vereceğim.

Umarım
haftaya kadar depresyonum geçer de eğlenceli bir şeyler yazarım.
Aklına depresyondan çıkarıcı bir şey gelen olursa ve adresime bir
e mail atarsa sevinirim: gl@minidev.com

Neşeli
kalın.
Uğur
Alper

Diğer yazıları için tıklayın
|