|

GLK
Editörü'nden... Güncelleme:
13.03.2001

Kayıp Bir Bavul Gibiyim Havaalanında

Tatil bitti, kriz manyağı acımasız dünyanın sıkıcı saatlerine
geri döndüm. Zaten tatil modundaki tembel geç saat uyumalarının
rehaveti iyice sarmıştı beni. İşe gitmek için ise en ufak bir güdüm
yoktu. Oysa ki önümüzdeki günlerde vaktimin ne kadarını ofiste geçireceğimi
öğreneceğim kritik bir gündü. Bir gözüm açık bir gözüm kapalı sokağa
yuvarlandığımda ise ruhuma hakim olan havanın şehri de ele geçirdiğini
gördüm. Sanki etrafta bir tane bile mutlu insan yoktu.

"Allah kahretsin şu ekonomik krizi" dedim içimden. Ama içimden
söylediğimi sandığım şeyi sanki herkes duymuştu. Ne de olsa bu ortak
düşünce herkesin kafasındaydı. Üye olduğum gey tartışma listelerinde
sonunda birileri çıkıp söz konusu krizden nasıl etkilendiğini yazdı
ben de rahatladım. Sanki gey sözcüğü neşeli demek olduğundan bu
kriz bizi etkilememişti, hep mutluyduk biz, lay lay lom. Ancak ister
gey ol ister hetero, kriz krizdir kardeşim, cinsel yönelim falan
umurunda değildir, her tür insanı depresyona sokar.

Başlığa koyduğum Teoman şarkısının sözleri şu anki beni çok
iyi tarif ediyor. Nereye gitsem, ne yapsam kaybolmuş hissedeceğim
bugün kendimi. Aidiyet duygusundan sonsuz bir yoksunluk var üzerimde.
Şöyle dört beş ay yok olsam, ortadan kaybolsam, dertmiş tasaymış
unutsam. Çok sıkıldım çok. Çok sevdiğim bu şehir bile üzerime üzerime
geliyor. Gidip bir sahil kasabasında bir çiftlikte yaşayıp koyun
mu yetiştirsem acaba diyorum. Taze süt ve süt ürünleriyle bol bol
kilo alır gürbüzleşirim, sonra da ayılar grubuna katılırım. Yaşadığım
çiftlikte çimlerin üzerinde yuvarlanır temiz hava bol güneşin tadını
çıkarırız.

Sanırım tepkilerim başıma vurdu, tuhaf tuhaf yazmaya başladım.
Deriiiiin bir nefes alayım bari. Olmadı, bir daha alayım. Rahatladım
mı? Sanmıyorum. Zaten evi de dağınık bıraktım çıktım. Odamı toplamadım,
bulaşıkları masadan mutfağa götürmedim. Yaşanılan mekandaki dağınıklık
insanın tüm enerjisini alır götürürmüş. Ya da enerji evde rahat
akamaz mıymış neymiş. Feng Shui kuralları böyle söylüyor ben uydurmuyorum.

Beni bu durumdan aslında ne feng shui kurtarır ne aikido
ne de Tai-chi. Hmm, aslında Tai-chi belki ama neyse, hepsi de Uzakdoğu'nun
sabır, dinginlik, olgunluk temellerine dayanan felsefesi üzerine
kurulu şeyler, bize gelmez. Hele bana hiç gelmez. Akdeniz insanının
hararetli doğası, iniş çıkışlı ruh halleri öyle Çin işi şeylerle
değişmez.

Anladım
ki beni kırlar bayırlar paklar. Koskoca İstanbul'da da kaç ağaçlık
park var ve ne kadar ulaşılabilir ki. New York'ta yaşasaydım diyorum
içimden, ya da dışımdan, yine duymuş olabilir birileri. Şehrin merkezinde
adı üstünde Central Park diye bir cennet var ya! Patlayacak gibi
olduğunda çıkar ayakkabılarını dolaş çimlerde. Salıver tüm elektriğini
gitsin toprağa. (Pretty Woman'da Richard Gere de öyle yapıyordu).

Zor
bir gün, zor bir hafta, zor birkaç ay olacak benim için, hatta
çoğunuz için. Bu karamsar yazı için okuyanlardan özür dilerim. Ama
böyle günlerin varlığıyla gülüp eğlendiğimiz zamanların değerini
daha iyi anlayacağız sanırım.

Her
şeye rağmen neşeli kalın.
Uğur
Alper

Diğer yazıları için tıklayın
|