|

GLK
Editörü'nden...

KUŞLAR
BİRLİKTE UÇAR

Tüm haftanın yorgunluğu cuma gecesi bedenime yüklenmiş ve beni erkenden
yatağa atmıştı. Ertesi gün öğle sularında, hafta sonunun dayanılmaz
hafifliğiyle uyuşmuşken televizyondan gelen melodiyle ayağa fırladım.
Madonna'nın yeni klibi çıkmıştı! Bunun bir gey için ne demek
olduğunu bilemezsiniz. Judy Garland ve Barbara Streisand'dan
bu yana en büyük gey hamilerinden biri olan Madonna'nın
eşcinsel hakları konusunda birçok çalışmaya katkıda
bulunması ve beraber çalıştığı insanların çoğunun gey olması onu
bir gey tanrıçası yapıyor. Tabii çoğunluğun dışında kalıp
Madonna'ya bayılmayan geyler de mevcut. Ancak Madonna
sevgisi öyle önemli bir işaret ki "Dawson's Creek" adlı dizide
Jack isimli karakterin eşcinsel olup olmadığı konusunda konuşulurken
"O gey olamaz, Madonna'yı bile sevmiyor" deniyor. (Ancak
daha sonra çocuğun Madonna sevmese de gey olduğu ortaya çıkıyor.)

Neyse, esas konu o değil. Madonna'nın bu yeni klibinde bir
de ne göreyim! O anne olduktan sonra durulan, olgunlaşan Madonna
yine yapacağını yapmış, klipte kumarhanelere gidiyor ve bikinili
kızlarla oynaşıyor. Bizim göbekli amcaların dansözlere para
sıkıştırması gibi o da kızların bikinilerine para sıkıştırıyor ve
kucağına oturtuyor. Sonra da hepsini arabasına atıyor; kiminin
bacağı, kiminin kolu, kiminin kalçası derken arabada bir eğlencedir
gidiyor. Bu arada Madonna bir yandan maço, bir yandan da
göğüslerinin yarısını gösterecek kadar seksi beyaz bir kovboy kıyafetiyle
dolaşıyor. Ben izlerken başım döndü gözlerim açık kaldı. Herhalde
bu klip lezbiyenlerin en çok sevdiği klip olacak.

Madonna açıkça ben şuyum ya da buyum deme ihtiyacı duymuyor
ama ortalık yerlerde kadınlarla öpüşmekten ve de böyle klipler çekmekten
de kaçınmıyor. Eğlence dünyasındaki "açık" lezbiyen isimlerin
başında Ellen DeGeneres (Ellen isimli bir komedi dizisinin
başrol oyuncusuydu ve dizide "açıldı", Amerika'da olay oldu)
ve K.D. Lang geliyor. Bu isimler tüm gey-lezbiyen etkinliklerinde
yer alıyorlar ve cinsel kimliklerini politize etmekten kaçınmıyorlar.
İşte bu gibi çabalar ve lezbiyen aktivistlerin çalışmalarıyla
da sosyal durumları itibariyle geylerden bir adım geri olan lezbiyenler,
haklar konusunda büyük adımlar atabildi.

Yani, diyeceğim o ki, oturmakla bu iş olmuyor. Eşcinsel hakları
için ortaya çıkıp iki çift laf eden öncelikle travesti ve transeksüeller
-ki bence travesti ve transeksüeller eşcinsellerle karıştırılmamalı
ancak hak isteme boyutunda temel ayrımcılık olduğu için politik
hareketlerini beraber sürdürebilirler- ve arkasından da geyler.
Lezbiyenlerin durumunun iki kez daha zor olduğunu biliyorum. Hem
kadın, hem de eşcinsel olmak... Ancak bir araya gelen lezbiyenler
kapalı gruplar oluşturup aralarında mutlu bir yaşam sürmeye
çalışmak yerine Lambda İstanbul ve Sappho'nun Kızları
gibi gruplarda güçlerini birleştirseler daha iyi olmaz mı?
Bireysel bazda olmasa bile bu tür gruplar lezbiyenlere görünürlük
kazandırıyor ve daha çok lezbiyenin onlara ulaşmasını sağlıyor.

Birkaç yıl önce Güneş Göker büyük bir cesaret örneği göstererek
lezbiyen kimliğiyle ortaya çıkmış ve politik bir atılım
gerçekleştirmişti. Ancak lezbiyenlerden yeteri kadar destek
görmediği için başlattığı girişim daha fazla devam edemedi
ve Güneş de ortadan kayboldu.

Bir arada olmak geyler gibi lezbiyenleri de çok farklı alanlara
taşıyacaktır ve kendilerini ifade şanslarını arttıracaktır.
Bu konuyu, şimdilik, Romeo&Romeo yazarı Ufuk Kuzeyden'in
bir sözü ile noktalamak istiyorum: Kuşlar birlikte uçar.
Neşeli kalın.
Uğur
Alper

Diğer
yazıları için tıklayın
|