|

GLK
Editörü'nden... Güncelleme:
23.01.2001

Aşk üzerine

Sen yokken
Durdum bir daha kıpırdamamak üzere
Asılı kaldım tavandan sarkan ışıklı yuvarlaklarda
Sen yokken
Bekledim, umut vardı, bir kırıntı
Her an güneş doğacaktı, gece yarısı
Sen yokken
Ben vardım, yalnızdım...

Ortaokul sıralarında Melih Cevdet Anday'ın şiir üzerine bir
yazısını okuduğumdan bu yana çok sıcak bakamadım şiire. O güne kadar
üç beş satır şiir yazmışlığım varken bana büyük bir farkındalık
yaşatan, biraz da utandıran o yazıyı okuduktan sonra bir daha şiir
yazmayı denemedim bile. Şu yukarıdakiler de iş icabı.

Melih Cevdet yazısında, Türkiye'de şiir kitaplarının satmadığını,
bunun nedeninin de herkesin kendi şiirini kendisinin yazması olduğunu
söylüyordu. Lisede aşık olan herkes hemen oturur şiir yazar ve kendine
hayran olup, vay be ne güzel yazmışım der. Şiir onun için kendi
yazdığı sürece değerlidir. Benim gözlemim de sadece lisede değil
askerlikte de gençlerimizin boş vakitlerini şiir yazmakla geçirdiği.
Bu durumda halkımız yoğunlaşan özlem, aşk, tutku gibi duygularını
en kolay şiirle ifade ediyor demek mümkün gibi geldi bana.

Aşk ve şiir arasındaki kolay anlaşılabilir ilişki neden kolay
kolay aşık olamadığım sorusuna yanıt bulmamda yardımcı oldu. Şiire
çok yakın durmayan biri olarak mantık ve duygu arasındaki uzaklığın
şiirle aşk arasındaki mesafeyle doğru orantılı olduğunu keşfettim.
Yani benim gibi duygularını dinleyen ama son kararlarını mantığına
göre veren birinin şiire karşı duyduğu soğukluk aşksızlık olarak
kendine geri dönecektir.

Bu dayanaksız hipotezi ispatlamak tabii ki zor. Ancak konu
aşk olunca ortada ne mantık kalıyor ne de ispatlanacak hipotezler,
teoremler. Aşkın içine mantık sokmaya çalışınca da zaten kaybolup
gidiyor. Mantıklı aşk nerede görülmüş ki? Mantık denilen bu meret
işin içine girince anında silip süpürüyor aşkmış meşkmiş her neyse…
Hemen ölçüp biçmeye başlıyor. Bak çocuğum bu iş böyle olmaz diyor.
Hesap ortada. İyisi mi sen boşver aşkı falan da otur miniDEV yazılarını
hazırla.

Eeee, keşke şiir sevseydim de mantığım konuşmaya başladığında
susturabilseydim. Keşke oturup güzel güzel ben de yazabilseydim
sevgilimin saçları şöyle, kirpikleri böyle, onla şuraya gitsek burda
koklaşsak falan diye. Bir işe yaramasa bile şarkı sözü yapar satardım.
İnsanın eli alışınca düzyazıya, işte en fazla bunlar çıkıyor. Ne
yapalım buna da şükür. Bunu da yazamayanlar var.

Neşeli kalın
Uğur
Alper

Diğer yazıları için tıklayın
|