|

GLK
Editörü'nden... Güncelleme:
09.01.2001

Üçüncü
cinsle yakın ilişkiler

Merhabalar
Geçtiğimiz hafta, bizi ilgilendirebilecek gündem açısından
oldukça zengindi. Önce Ankarada'daki erkek erkeğe evlilik yapmış
olan Kuzey Avrupalı diplomat, ardından da uluslararası kimliklerde
kullanılmak üzere "üçüncü cins" için de ayrı bir kodun kabul
edildiği haberleri ön sayfalarda haber oldu. Ayrıca bir emniyet
müdürlüğü yetkilisi eşcinsellere genelev izni olmaz, bizde anal
seks günahtır dedi. Medya için kaymaklı ekmek gibiydi bu haberler
ve hemen hemen tüm gazeteler suyunu çıkara çıkara yazdı çizdi. Oysa
ki kimlik kodlarıyla ilgili tamamıyla yanlış anlaşılan çok önemli
bir nokta vardı.

Bir "üçüncü cins"tir gidiyor. Allah aşkına nedir bu üçüncü
cins, bir aklı başında adam çıkıp da bunun tanımını yapsa, yanlış
bile olsa, "hah birileri de bunu sorguluyor" deyip sevineceğim.
Biyolojik olarak insan kadın ya da erkektir. Cinsel
yönelimi eğer çoğunluğun dışındaysa kişinin karşı cinsin özelliklerine
sahip olduğuna dair makul görünen ancak içerik olarak tamamen yanlış
bir görüş var. Defalarca yazdım ve bir kez daha yazıyorum, eşcinsellik,
arada kalma, biyolojik olarak sahip olduğu cinsiyetin göstermesi
gereken davranışların tersine davranış gösteren kişi demek değildir.
Erkek eşcinsel erkek, kadın eşcinsel kadındır. Cinsel yönelimin
cinsiyet üzerinde etkisi yoktur. Transseksüellik ise bu anlamda
karşı cinse geçme arzusudur ve genelde de ameliyatla sonuçlanır.
Burada da bir üçüncü cins durumu söz konusu değildir.

Gazeteler "üçüncü cins" yazdıkça ve devlet yetkilileri de
aynı söylemi sürdürdükçe insanlar geylerin gerçekten olmayan bir
cins olduğu yolunda daha da yerleşen fikirlere sahip oluyor. Uluslararası
kimliklere verilmesi düşünülen bu "üçüncü cins" kodu uluslararası
anlaşmalarda acaba gey ve lezbiyenler için mi, travesti ve transseksüeller
için mi, yoksa doğuştan hem erkek hem kadın cinsel organına sahip
olmak gibi bir sorun yaşayan hermafroditler için mi? Muhtemelen
hem gazetelerin hem bizim devlet yetkililerinin düşündükleri travestiler.
Gey ve lezbiyenler zaten herhangi bir cinsel yönelim farklılığına
sahip olduklarını açıklamadan yaşayabiliyorlar, transseksüeller
ise yeni cinsiyetlerinin kimliğine sahip olabiliyorlar. Geriye bir
tek travestiler kalıyor. Erkek kimlikli, kadın görünümlü...

Birtakım devlet görevlileri devletin üçüncü cinsi tanımayacağını,
bazı gazeteler Kuşadası'na gelen travestilerin sorun çıkarmadan
kabul edileceğini de yazdı. Cümle alem biliyor ki Kuşadası'na gelenler
geylerdi, travestiler değil. Hatta sokaktaki insanlar görünce "Aaa
bunlar 'normal' erkek gibi" bile dedi. Bunca olayın üzerine sen
kalk Kuşadası'na gelen travestiler yaz. Medya ısrarla eşcinsel =
travesti fikrini yerleştirmeye çalışıyor. Tabii bundaki çıkarı da
eşcinselliğin travestilik olarak anıldığı sürece fuhuşla da bağlantılandırılacağı
ve böylelikle yeni haberler çıkacağı gerçeği.

Bir de şu evli barklı eşcinsel diplomat olayı var. Hürriyet
gazetesi muhabirleri olayı çok önceden öğreniyor ama haber yapmıyorlar.
Sonra da Ertuğrul Özkök, yapalım ama diplomatın ülkesini, adını
vermeyelim diyor. Haber yapma nedeni de söz konusu Kuzey Avrupa
ülkesinde insan haklarının ne kadar geliştiğini göstermek. Hürriyet
gazetesi keşke her olayda bu kadar duyarlı davransa, şu üçüncü cins
olayını biraz daha ayrıntılı araştırsaydı. Ne yapalım buna da şükür.
Umudumu kaybetmiyorum yine de.

Neşeli kalın
Uğur
Alper

Diğer yazıları için tıklayın
|