|

GLK
Editörü'nden...

Güle Güle Film Yıldızım

Büyük gazetelerin ünlü
yazarlarının zaman zaman öyle kişisel
yazılarını okurdum ki, buna ne gerek var, biz okurlar
bunları bilmek istemiyoruz ki derdim. Ancak bu satırları yazmaya
başlamadan önce aklımdaki konuyu kafamdan o kadar uzaklaştırmışım
ki acaba köşeye "editörümüz yıllık iznini kullandığı için bu hafta
yazısını yayınlayamıyoruz" mu yazdırsam, hatta bir de internetin
nimetidir deyip bu yazıyı yanıp sönen neon lambalarıyla mı bezesem
diyordum. Ancak miniDEV
açılalı daha yılı bırak ay bile olmadığı için benim de
yıllık iznim olamaz diye düşündüm ve kişisel
bir yazı yazmaya karar verdim. İnsanın editör
olması böyle anlarda tarif edilemeyecek kadar hoş bir duygu oluveriyor.

En yakınım, dostum, arkadaşım, dert ortağım
ruh yarım gidiyor. Hem de aramıza önce ülkeler, sonra
koca bir okyanus
ve ardından da şehirler
girecek. Ne cep telefonu mesajları ne atılan tutulan e-postalar
ne de net üzerindeki bedava telefon etme sitelerinden yapılacak
konuşmalar yerini
tutmayacak onun fiziksel varlığının. Canım sıkıldığında
yoğun geyik temalı uzun telefon konuşmaları olmayacak artık. İş
çıkışı Beşiktaş buluşmaları, amaçsız Taksim turları da olmayacak.
Belki tek başıma Taksim'e çıkıp gelen geçene not vereceğim ama onunla
yaptığım gibi zevkli
olmayacak.

Bir yıldan biraz fazla oldu onu tanıyalı. Ancak öyle bir
yıl ki yaşanmışlığıyla, anılarıyla, küsmeleriyle, itişip
kakışmalarıyla on
yıl gibi geliyor bana. Onun attığı her adımda ben
biraz daha
ilerledim, benim kazandığım her yeni fikirde o biraz
daha gelişti. Ondan çok şey öğrendim.
Onunla beraber eşcinselliği hayatımın önemsiz
bir parçası yapmayı başardım. Eşcinselliği merkezden
uzaklaştırıp kendimizi koyduk. Kalplerimizi ruhlarımızı merkeze
koyduk. Biz bencil miydik? Hayır değildik, sadece biz
bizdik, esas olan da buydu. Beraberce öğrendik kendimizi
sevmeyi.

İki eşcinsel
bir araya geldiğinde tek düşündüklerinin ve sonuç olarak
da yapacaklarının seks
olduğunu düşünen çok insanla karşılaştım. Ama öyle
değil be dostlar. Cinselliğin önemsiz bir ayrıntı
olarak kaldığı ve tüm duyguların bir
bakış, bir dokunuşla ifade edilebildiği ilişkiler de
var. Canım
dostumla böyle bir ilişki bizimkisi. Gizlisi saklısı
olamayan, içi dışı bir olan. Zor geliyor ayrılmak, sanki içinde
bir parçanın orda olduğu halde varlığını hissedememek. Daha yaşanacak
çok şeyimiz vardı, hatta hâlâ bilmediğimiz birkaç sırrımız.

Ama olsun aynı dünyada yaşıyoruz ya, bu da yeter be küçük
film yıldızım!
Bir Basın Toplantısının Düşündürdükleri

29
Temmuz Cumartesi günü saat 12:00'de Lambda
İstanbul'un E-5'te katledilen travesti
ve transeksüeller
hakkında kamuoyunun vicdanını uyandırmak üzere İnsan
Hakları Derneği'nde yaptığı basın toplantısındaydım.
Galatasaray'daki cezaevleriyle ilgili protesto gösterileriyle çakıştığı
için yarım saat geç başladı toplantı. Hemen hemen bütün televizyonlardan
ve büyük gazetelerden birileri vardı toplantıda ve sağ
olsun birkaçı dışında gazeteci arkadaşların çoğu
iyi niyetliydi.

Büyük cesaret
örneği göstererek kameraların karşısına çıkan arkadaşlarımı
kutluyorum. Bugüne kadar Demet
Demir dışında coming
out yani açılma
problemi yaşadıkları için kimseyi basın karşısına ne
yazık ki çıkaramayan Lambda
sonunda bunu da başardı. (Uzun yıllar Lambda'da çalışmış
biri olarak bunu ben de yapamadım.) Yüzlerini
siyaha boyayarak aynı zamanda protestolarını görsel bir
şekilde sembolize
eden iki gey, bir lezbiyen,
bir travesti
ve bir transeksüelin
katılımıyla Lambda'da
temsil edilen tüm cinsel gruplar toplantıda bulunmuş oldu.

Gazeteci
arkadaşlardan birinin eleştirisi
basının karşısına çıkan arkadaşların çok küçük
olduğuydu. Gey
ve lezbiyen
arkadaşların yaşları 23-21 arasında değişiyordu. Ancak 10-12 yaşındaki
çocukların baklava
çalmaktan hüküm giydiği bir ülkede aslında bu yaşlar
politik bir
duruş için pek de genç sayılmazdı. Dahası eşcinsel
olmanın sanki bir yaşı varmış da 20 yaşında birinin eşcinsel
olabileceğine inanamamış edası vardı gazeteci arkadaşta. Gelen bir
soru da Türkiye'de kaç
eşcinsel olduğuydu. Bu soru aslında Devlet
İstatistik Enstitüsünün alanına giriyordu (!). Gönül
isterdi ki Türkiye'deki her eşcinsel bir Lambda
katılımcısı olsun ve Lambda
da bunların hesabını tutsun.

Lambda'ya
bir de eşcinselliğin ne olduğunu tanıtma konusunda akademik
çalışma yapmayı düşünüp düşünmedikleri soruldu.
Mastır ve doktora
tezi olarak bugüne kadar yapılan bir düzineden fazla
çalışma oldu. Ancak bunlar basının istediği gibi sansasyonel
olmadığı için çok ilgi çekmedi ve haber
olamadı. Basın daha çok Aktüel'de çıkan en son haber
gibi daha popülist
konuları tercih etti.

Bu
arada toplantının teması olan E-5'teki
travesti cinayetleri idi ama konu çabucak eşcinsellerin
toplumdaki genel durumlarına döndü. Toplantıdaki kişisel
gözlemim, gazeteci arkadaşların büyük çoğunluğunun iyi
niyetli ve yabancı oldukları bir konuda bilgilenmeye
açık olduklarıydı. Nitekim Hürriyet'te
(sadece onu okuma fırsatı buldum televizyon ve öteki gazeteleri
takip edemedim) son derece düzgün
bir haber çıktı. Ciddi ve kararlı bir şekilde ilerlenirse
galiba bazı şeylerin basında gerektiği
gibi yer almasını sağlamak mümkün.

Bu
toplantıyla ilgili Cinsiyyet gazetemizde de bir haber bulabilirsiniz.
Uğur
Alper

Diğer
yazıları için tıklayın
|