|

Derdini
Söylemeyen...
Bazen
kendimi çok ama çok yalnız hissederdim. Sanki dünyada tek
ben vardım. İki kutuptaydık; ben bir tarafta, dünyanın geri
kalanı öteki tarafta. Uzanacak, bana dokunacak bir el aradım.
Bulamadım. Çünkü ben tektim. Sonra bir gün kafamı kaldırdım,
gökyüzüne baktım. Gökyüzü pembe martılarla doluydu ve hepsi
bir gökkuşağına doğru uçuyordu. Kanatlarım çıkıverdi birden
ve ben de havalanıp pembe martılara katıldım.

Evet, yalnız değildim. Artık özgürdüm. Yalnızlığın zincirlerinden
kurtulmuştum. Sen de yalnız değilsin. Neler yaşadığını biliyorum.
Aynılarını ben de yaşadım çünkü. Ne sorunun varsa yaz bana.
Sadece benden değil, başka birçok kişiden cevap alacağına
eminim. Haydi korkma, sadece TIKLA.
|
Soru:
Minidev'i bir süredir takip ediyor ve köşenizdeki yazıları merakla
okuyorum. 23 yaşındayım ve eşcinselliğimi uzun süre önce kabul ettim
ama herkesten saklıyorum. Hiç gay ya da lezbiyen arkadaşım yok.
İstanbul'da yaşamama rağmen eşcinsel ortamlardan çok uzağım. Kendim
gibi insanlarla tanışmak için ne yapabilirim? Yardımcı olabilirseniz
çok sevinirim.
Merhaba
Bize sıkça arkadaş bulma ya da başka eşcinsellerle tanışma konusunda
e mail geliyor. Çevresine açılmamış bir eşcinselin başka eşcinsellerle
tanışması onun için çoğu zaman büyük bir sorundur. Kendi hallerimi
hatırladıkça gülümsüyorum. Hayatımda tanıdığım ilk gey okuldan bir
arkadaşımdı ve benim de gey olduğumu bilmiyordu. Bir keresinde kız
arkadaşlarımla bir gey bara gittiğimizde ise kendimi çok kötü hissedip
dışarı kaçmıştım.

Güvenli
bir ortamda başka eşcinsellerle tanışmak keşke Amerika ya da Avrupa'daki
kadar kolay olsaydı. Herkesin birbiriyle güzel güzel sohbet edebileceği
ortamlar ne yazık ki çok az. İlk alternatif gibi gözüken barlar
sadece eğlence için uygun. Yüksek volümlü bir müzik ve hareket etmeyi
bile zorlaştıran bir kalabalık.

Mekanlar
bölümümüzde tanıttığımız Cafe Cute ise sıcak bir ortamın
olduğu, müsait bir ortam oluştuğunda yeni insanlarla tanışabileceğiniz
bir yer. Yani barlara alternatif olabilir. Bunların dışında bir
seçenek de internetteki sohbet odaları. Geylerin birbiriyle konuşup
tanışması için interneti kullanması çok doğal çünkü "açılmayı" gerektirmiyor.
Son olarak, İstanbul'da Lambda, Ankara'da Kaos ve
Gayankara olmak üzere eşcinsel grupların düzenlediği toplantılara
katılmak çok zor değil. Ancak en cesaret isteyeni sanırım. Tanımadığınız
30-40 eşcinselin arasında oturup konuşulanları dinlemek sıkıcı ya
da korkutucu gelebilir. Ama düşününce, insanların birbirini dinlediği,
anlamaya çalıştığı, fikir paylaştığı böylesi ortamlar, barlardan
ya da chat odalarından daha sağlıklı. Bu toplantılar özel olarak
geylerin birbiriyle tanışmaları için yapılmasa da ihtiyaçlar otomatik
çözümleri doğuruyor. Bence bunun hiçbir sakıncası da yok, dahası
kapalı eşcinsellere biraz cesaret kazandırmak, biraz da onları "açmak"
için bire bir. Eğer bu toplantılara katılmak istersen lambda@lambdaistanbul.org
adresine bir e mail yazarak bilgi isteyebilirsin.
Sevgiler
Uğur Alper



Korkuyla Yaşanmış Bir hayat Yarım Bir hayattır
Armistead Maupin-The Advocate,1985
Çeviren: Kerem Sanatel
Kabullenilmek için yırtınmayın:
Eşcinsellik insanlar için, hatta pek çok eşcinsel için halen tiksinti
kaynağı. Toplumun kapısı önünde kamp kurup "iklim"in değişmesini
beklerseniz insanoğlu Jüpiter'e ayak basana kadar orada kalırsınız.
Sizin işiniz kendinizi -gönül rahatlığıyla ve eziklik duymadan-
kabullenmek ve hayata atılmak.

Heteroseksüellerden kaçmayın: Onların da en az
sizin kadar değişikliğe ihtiyacı var. Sizin gibi insanların arkadaşlığıyla
kendinizi sınırlarsanız farklı hissetmek gibi baş döndürücü bir
deneyimi kaçırmış olursunuz. Üstelik karşıcinsel arkadaşlarınıza
kendi cinsellikleriyle barışmalarını, alay etmelerini ve hoşgörülü
olmalarını öğretmek için bolca fırsat var elinizde. Beri yandan
heteroseksüelleri düşman gibi görmekten vazgeçmenizin zamanıdır.
Çünkü asıl melodramatik olan şey başka. Heteroseksüel gibi görünen
çoğu kişi kendi cinslerinden kişilerle yatar ve sabah olduğunda
yattıkları kişiye görünmez adam muamelesi yapar. İçlerinde stüdyo
şefleri, banka müdürleri, haber spikerleri vardır ve sizin (cinsel
kimliğiniz nedeniyle) çektiğiniz sıkıntılara metelik atmazlar. Çünkü
pastadan paylarını almayı bilirler ve bunu sahte bir hayat sürerek
yaparlar.

Yalanın bir parçası olmayın: Doğal güdülerinden halen utanan
insanlar yüzünden ağzı sıkı davranmak sizin sorumluluğunuz değil.
Sakın bana "iş güvenliği"nden bahsetmeyin. Kamuoyu eşcinsel bireyleri
tam anlamıyla tanıyana kadar hiçbir işyeri güvenli değil zaten.
Bu öğretmenleri de kapsıyor mu? Aynen öyle. On dört yaşında bir
gey olarak (geleceğinizden) ölümüne korktuğunuzu ne zaman unuttunuz?
Kim bilir kaç "ağzı sıkı" lezbiyen öğretmeniniz size cinsel geleceğiniz
hakkında en ufak bir umut vermeden akşam sevgilisinin kollarına
döndü. Gencecik çocuklar hala efemine davrandıkları için öldürülüyorsa
suskunluğun kime ne faydası var? Biliyorum, biliyorum, özel hayatınızı
özel tutma hakkınız var. Peki öyle olsun dostum -ama dünyanın senin
gerçek düşüncelerini fark etmesini bekleme. Bizleri anlamasını da.

İnsanları eşcinsel olduğunuzu bilmediklerini sanarak küçük görmeyin:
Bir kitabımın tanıtımı için tura çıktığımda New York'lu bir yayıncı
adını kitaptan çıkarmamı istedi. Gerekçesi de ailesinin onun "yaşam
tarzını" bilmiyor oluşuydu. Belki bilmiyorlardı. Eğer öyleyse bu
kıtanın en avanak insanlarından olsa gereklerdi. Adamın gey olduğunu
telefonun öbür ucundan anlayabilirdim. Babam eşcinselliğimi öğrendiğinde
(Newsweek'te okumuştu) ergenlik çağımdan bu yana zaten şüphelendiğini
söyledi bana. Zamanında kafamdakileri ona söyleme cesaretini bulmuş
olsaydım ikimiz için de hayat daha kolay olabilirdi. Ölümlü olduğunuzu
bilin: Şayet AIDS günlerinizin -her zamanki gibi- sayılı olduğunu
kafanıza dank ettirmediyse bir an durun ve düşünün. Günleriniz sayılı
canlarım. Günlerinizi kendiniz ve sevdikleriniz için mi yoksa korktuklarınız
için mi yaşıyorsunuz?

Tanrım, çok basit. İşinizden nefret ediyorsanız istifa edin.
Arkadaşlarınız can sıkmaya başladıysa bırakın ve yenilerini bulun.
Sen bir eşcinselsin, seni şanslı budala. Ve bu da seni hayat korsanı
yapar. Çelişkilerle dolu iki bin yıllık toplumsal öğreti ve zorlamalardan
muafsın. Kendin için üzülmeyi bırak ve yelkenlerini aç. Kaybedecek
tek bir anın yok.

Korkuyla yaşanmış bir hayat, yarım bir hayattır.

*KAOS GL Ağustos-Eylül 2000 sayısından alınmıştır.
Uğur
Alper
|