Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR






Derdini Söylemeyen...

SORU: Eşcinselliğe bakışınız ne kadar reyting kaygısı taşıyor? Niye insanlara bu kişilerin hayatını normalmış gibi göstermeye calışıyorsunuz? Sizce iki farklı kimliği bünyesinde barındıran insan ne kadar saglıklıdir?

EDİTÖRÜN GÖRÜŞÜ:

Merhabalar,

MiniDev yayına başladıktan sonra gey-lezbiyen kültürü sayfalarına ilk gelen e-maillerden biri sizinki. Eleştirilerinizi kısaca yanıtlamaya çalışacağım.

Öncelikle sadece yüksek bir hit almayı yani "rating" yapmayı hedefleseydik işimiz çok kolaydı. Ana sayfaya şatafatlı kıyafetleriyle travestileri koyar, büyük puntolarla da eşcinseller eğleniyor, parti yapıyor gibi insanların ilgisini çekecek eğlenceli resimler yerleştirirdik. Bunlar da magazin basınının eşcinselliği kullanma şekline uygun düşerdi. Ama biz magazin sitesi değiliz, gey lezbiyen kültürünü politik ve entellektüel açıdan açmaya çalışıyoruz. Ancak o sayfalar bir kültürü tanıtırken bir yandan da o kültüre katkıda bulunup eşcinsel olanlar ve olmayanlar arasında bir köprü kurmaya çalışıyor. Aslında şu haliyle de pek rating kaygısı taşımadığını biraz dikkatli baksanız rahatça görürsünüz.

"İki kimliği birden barındırmak" lafı ise durduğunuz noktadaki bilgi eksikliğini ele veriyor. Eşcinsellik, kadınlık ve erkeklik arasında iki tarafa da ait olamadan ortada kalma durumu değildir. Bir gey, yani erkek eşcinsel, biyolojik cinsiyeti olan erkeklikten memnundur, duygusal ve cinsel ilgisi erkeklere yöneliktir. Kadın eşcinseller, yani lezbiyenler için de kadınlıkla ilgili bir sorun yaşamadıklarını ve ortada bir yerlerde sıkışıp kalmadıklarını söylemek yeterli olacaktır sanırım.

Kişi biyolojik cinsiyetinden memnun olmadığında, bunu reddedip karşı cinse geçme isteği duyduğunda ise bu durumun adı transeksüelliktir. Eşcinsellikle transeksüellik çoğu zaman karıştırılır ve eşcinselliğin cinsiyet değiştirmeden bir önceki aşama olduğu sanılır. Yani, bir eşcinsel, sizin düşündüğünüz anlamda içinde iki farklı kimlik taşımaz. Bir eşcinselin sahip olduğu tek cinsel kimlik "eşcinselliktir". Ancak erkeklerden hoşlanmanın kadınlara, kadınlardan hoşlanmanın da erkek cinsiyetine "tahsis edilmiş" haklar olduğunu düşünüyorsanız tartışmanın boyutu da değişir.

Kaldı ki kişinin yaşamı sadece cinsel kimlikten oluşmaz, bizi oluşturan başka birçok şeyden biridir. Sosyal kimlik, etnik kimlik, politik kimlik, vs. Bu durumda zaten birden fazla kimliğe sahip olan insanın iki farklı kimliği içinde barındıramayacağı tezi pek de makul değil.

Ayrıca öteki kimliklerimiz bile birer kokteylden oluşabilir. Atalarının tamamı tek etnik kökenden gelen kaç kişi var çevrenizde? Öyle bir coğrafyada yaşıyoruz ki, tüm etnik topluluklar birbirine geçmiş ve birçok insan atalarından gelen bu farklı kimlikleri "içlerinde barındırıyor" ve çok da sağlıklılar. Ancak eşcinsellik böyle karma bir yapı değil.

"Normallik" konusuna gelince; normalin ne olduğuna kim karar veriyor acaba? Kişiden kişiye bile farklılık gösteren normlar, toplumdan topluma, çağdan çağa daha da büyük farklar gösterir. Örneğin eşcinsellik Antik Yunan'da ayıp sayılmayan, gündelik yaşamda yerini almış bir cinsel eylemdi. Osmanlı'da da oğlan hamamları rahat rahat işliyor, herhangi bir yasakla karşılaşılmıyordu. 1800'lü yılların sonunda Batılılaşma süreciyle birlikte, o zamanın Batı kültüründe yasak olan "oğlancılık" Osmanlı'da da ayıp sayılmaya başlandı. Normallik hele hele günümüzde o kadar kişisel bir hale geldi ki, neyin normal ya da anormal olduğu konusundaki fikirlerinizde yalnız kalabiliyorsunuz.

Toplumun normlarından bahsedecek olursak, bu toplumun eşcinsellikle ilgili normlarından başka birçok normu var. Hepsini savunuyor ve uyguluyor musunuz? Eşcinselliği anormal sayan bu toplum savaşı normal sayıyor mesela. İşkenceyi, hırsızlığı, öldürmeyi, yalancı politikacıları ödüllendiriyor. Tüm bunlar olurken bizim eşcinselliği "normal" göstermek gibi bir çabamız yok, çünkü bir insanın başka bir insanı sevmesinin -ister erkek ister kadın- yadırganacak hiçbir yönü yok. Uğraşacak bu kadar anormalliğin arasında eşcinselliğin hâlâ bir sorun olduğunu düşünüyorsanız, bırakın o da kalıversin öyle. Belki bir gün onlar da akıllanır, eşcinselliği bırakıp geri kalan normallere katılırlar, ya hırsız olarak ya da yalancı birer politikacı.

Neşeli kalın.



SORU: Eşcinsel duygular bastırılmalı mı?

Okurumuzun sorduğu soru net ve yalın, ancak bu soru çok genel, bu yüzden de çok geniş bir yanıtı olabilecek bir soru. Ancak en önemli noktalara değinerek cevaplamaya çalışacağım.

Sadece eşcinselliği değil, kişinin içinden geldiğini hissettiği herhangi bir duyguyu bastırması duygusal açıdan zararlıdır. Küçükken çok yapmak istediği engellenen biri yaşamı boyunca bunun özlemini çekebilir ve bu tatmin etmeye çalışır. Ya da toplumun "ayıp" olarak gördüğü herhangi bir duyguya sahip olduğu halde kişinin bunu bastırması, benliğinin o yönünü doyuramadığı için hep karşısına karın ağrıları olarak çıkacaktır.

Konu eşcinsellik olduğunda ise insan böyle bir şeyi hissettiğinde ilk aklına gelenin "bastırmak" olması çok doğal çünkü gözlerimizi bu dünyaya açar açmaz "normal"in heteroseksüellik olarak gözümüze sokulduğu bir dünyayla karşılaşıyoruz. Oysa ki eşcinsellik kişinin doğuşundan beraberinde getirdiği bir şeydir, ancak ortaya çıkması içinde bulunduğu şartlara bağlıdır. (Bu benim teorim. Doğuştan olduğu ya da sonradan kazanıldığı yolundaki iki iddiayı buluşturan bir teori.)

Şartlar yüzünden ortaya çıkmayan eşcinsellik ise kişinin içinde kendini ifade edemediğini hissetmesi yüzünden büyür büyür ve bir gün katlanılamayacak hale gelir. O zaman da kendini homofobi olarak gösterir. Yani eşcinsel nefreti. Ya da bastırılmış duygular insanı öylesine sarar ki bu durumdan ancak psikoloji konusunda uzman kişilerden yardım alarak kurtulabileceğini görür.

İnsan kendini iyi dinlemeli ve duygularını tanımayı öğrenmeli. Kendimizle ne kadar barışık olursak, başkalarıyla da o kadar barışık oluruz ve daha sağlam ilişkiler kurarız.

Neşeli kalın.

Uğur Alper

İleri




GL KÜLTÜRÜ

GLK EDİTÖRÜ'NDEN

DERDİNİ SÖYLEMEYEN

EŞCİNSEL DEHALAR

TARİHİN PEMBE
SAYFALARI


ROMEO & ROMEO

JULIET & JULIET

KADIN KADINA

ERKEK ERKEĞE

CİNSİYYET
(GL haber)

MİTLER

GLK MÜZİK

GLK KİTAP

GLK SİNEMA

SAĞLIK

SÖZLÜK

CİNSEL BİLGİLER

MEKANLAR

Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 



Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla