|
Eşcinsel
Dehalar

Michel Foucault

Michel
Foucault bir tarihçi, felsefeci, eleştirmen ve sosyal teorisyendi.
Paris'te ve Berkeley Üniversitesinde tarih dersleri vermiş ve üç
ciltlik "Cinselliğin Tarihi"ni yazmıştı. Bu eserde Freudyen
teoriye ve "insan doğası"nın gerektirdikleri fikrine karşı çıkıyordu.

Bazılarının iddiasına bakılırsa Foucault'ya göre
cinselliğin tanımında gey ve lezbiyenler yok sayılır ve kitabında
Plato, Michalengelo ve Sappho gibi büyük isimlerden eşcinsel
olarak bahsedilmez. Dahası, kimsenin bir "cinsel yönelim"e sahip
olduğu gerçeğini kabul etmediğinden, eşcinselleri de azınlık olarak
görmez ve bu yüzden hak arama çabasına karşı çıkar. Ancak öz olarak
bu fikir kabul edildiğinde eşcinsel hareketin tümüyle sorgulanması
gerekir.

İşte Foucalt'nun AIDS'ten kaynaklanan bir hastalık yüzünden
25 Haziran 1984'teki ölümünden önce yapılan son röportajdan alıntılar:

Eserinizde
cinsel özgürleşmenin kişinin kendi cinselliği hakkındaki gizli gerçekleri
ortaya çıkarılması değil de, tutkunun tanımlanması ve ifade edilmesi
olduğunu söylüyorsunuz. Bunu açıklar mısınız?
Burada söylemek istediğim eşcinsel hareketin ihtiyacı olan şeyin
bilimsel gerçeklerden çok yaşama sanatının geliştirilmesi olduğu.
Cinsellik davranışlarımızın sadece bir parçasıdır. Özgürlüğümüzün
bir parçası. Cinsellik bizim kendi yarattığımız bir şeydir. Gizli
tutkularımızın keşfinden çok daha fazlası. Tutkularımızla birlikte
ve onların aracılığıyla yeni ilişkiler, yeni aşk formları yaratabiliriz.
Cinsellik yaratıcı bir yaşam sürme fırsatıdır.

"Gey
olmaya çalışın, kendinizi gey olarak tanıtmaya değil" derken kastettiğiniz
sanırım buydu.
Evet, o. Eşcinsel olduğumuzu keşfetmemize gerek yok.

Ya
da "anlamını keşfetmek" zorunda değiliz, değil mi?
Kesinlikle. Onun yerine bir gey yaşam yaratmalıyız. Yani gey "olmak"
için.

Bu
da sınırları olmayan bir şey, değil mi?
Mutlaka. İnsanların cinsel özgürlüklerini ifade etme yollarına baktığımda,
özellikle sanat alanında, cinselliğin toplumda ve tüm varlığımızda
yaratıcılığın en büyük kaynağı olduğunu söylemek mümkün. Bence bunu
bir de tersinden ele almalıyız. Cinselliğin yaratıcılığın gizli
formülü olduğu düşünülüyor ama bence bu cinsellik bazında yeni bir
kültürel yaşam yaratma süreci. Kendimizi savunmak, onaylamak zorunda
değiliz. Bir kimlik değil de bir yaratıcı güç olduğumuzu düşünüyorum.

Bu
söyledikleriniz kadın hareketinin ulaşmaya çalıştığı noktayı hatırlatıyor.
Kendi dillerini, kendi kültürlerini yerleştirmekten bahsediyorum.
Hmm, gerçekten kendi kültürümüzü yaratmalı mıyız bilemiyorum. Sadece
bir kültür yaratmalıyız. Ama bu müzik ve resim alanında geyliğin
ortaya konması şeklinde yapılamaz.

-Long Road to Freedom, Mark Thompson

Diğer
yazıları için tıklayın
|