|
Eşcinsel
Dehalar

OSCAR WILDE - II

Bugünlerde
her yerde Oscar Wilde çıkıyor karşımıza. Birkaç hafta sonra
Wilde'ın ölüm yıldönümü ve Lambda İstanbul'un her
ay yaptığı partinin bu seferki konusu Oscar Wilde'a ithaf
edilmiş. Aykırı Yayıncılık'tan çıkmak üzere olan Tarihte
Büyük Fiyaskolar adlı kitapta ise tarihte yapılan büyük hatalar
var ve bu büyük hatalardan biri de Oscar Wilde'ın haksız
yere mahkum edilmesi. İşte tarihteki büyük bir fiyasko:

Oscar Wilde İftirayla Açılan Davayı Kaybeder
ve Ahlâksızlık Suçlamasıyla Tutuklanır
1895
İngiltere
Yazan:
Brian M. Thomsen

Amerikadaki eşcinsellere, orduda "sorma, söyleme" politikasının
uygulanmasına başlanmadan yüzyıl önce, İngiliz toplumu da benzer
bir tutum geliştirmişti. Bu şekilde, özel hayatları ve hobileri,
kitaplarda yazılı kurallarla çatışan toplumun erkek üyelerini
topluma ve geleneklere uydurma yolunu bulmuşlardı.

1885'te "Şantaj Anlaşması" diye anılan bir kanun çıktı. Bu
kanun ile erkek eşcinsel ilişkisini ciddi bir şekilde yasaklamış
oldular. (Sadece erkek eşcinselliğini, zira kraliçe kadınlarda da
eşcinselliğin görülebileceğini kestirememişti, hiçbir bakan da bu
konuda kraliçeye karşı çıkmayı göze alamamıştı) Yeni geçen Labouchere
Düzenlemesi ile "erkekler arasındaki tüm terbiyeye aykırı
tavırlar" yasaklanır hale geldi. Önceden ise sadece eşcinsel ilişki
yasaklanmaktaydı.

Bu yasalar Lordlar Kamarasının değişik üyeleri ve edebiyat
yıldızları arasında yaşananları önlemeye yetmedi. Bu yasaları
çıkaranlar, üst sınıfı bu yasaların getireceği yaptırımlardan korumak
arzusu içindeydiler. Kadınsı davrananlar nefret odağı oldular, bu
konuda İrlandalı başarılı şair ve oyuncu Oscar Wilde'dan
daha çok saldırıya uğrayan olmadı.

Oxford
mezunu, ödüllü bir şair ve başarılı bir hatip olan Oscar Wilde,
Yunanistan, Avrupa'nın hemen hepsi ve hatta Amerika'nın batısını
gezdikten sonra Londra'ya yerleşti. Londra'da geleneksel dünyanın
ilgi çeken bir kişiliği olmakta gecikmedi. Keskin zekası ve garip
giyim tarzıyla Punch'ın yayımcılarına ilham verir oldu; Gilbert
ve Sullivan, Wilde'ın karikatürlerini çizer oldular.
1884'te Constance Lloyd ile evlendi ve Cyril ile Vyvyan
adlarında iki çocuğu oldu. Ailevi sorumlulukları ile şiire ve oyunlarına
olan ilgisi, hiçbir zaman diğer uğraşlarının yerini almadı. Wilde
kendisinden 15 yaş genç olan 'Bosie' lakaplı Lord Alfred
Douglas'a aşık oldu. Wilde onu kanatları altına alırken,
Bosie sayesinde aristokrasinin eşcinsel dünyasına girdi.
Bu dünyada genç, iş sahibi bir erkek, bir akşam yemeği fiyatına
elde edilebilmekteydi. Zamanla ayrılmaz bir ikili oldular. Bu durum
daha çok Wilde'ın zararına oldu, çünkü genç sevgilisi kendisi
kadar sır tutabilen biri değildi.

Wilde "yetkililerin ününe gösterecekleri saygı ile 24 saati
ülkeyi terk edebilmesi için esirgemeyecekleri" inancını taşımaktaydı.
Bu şekilde tutuklanmanın utancından ve hapsedilmekten korunmuş olacaktı.
Newdigate Şiir Ödülü'nü kazanan bir şair, Lady Wdermer'in
Hayranı ve Dürüst Olmanın Önemi gibi popüler oyunların
yazarı, ayrıca Dorian Gray'in Portresi adlı çok satan bir
romanın sahibi, ona göre kafasını böyle şeylere yormamalıydı.

Kısa zamanda ciddi bir sorun kapıyı çaldı.

Douglas'ın babası efsanevi Queensberry Markisi idi.
21 yaşındayken boks sporunun kurallarını bulmuştu ve bu kurallar
günümüzde de onun ismiyle anılır. Oğlunun çevresini hiçbir zaman
onaylamadı ve onu Wilde ile görüşmekten men etti. Oğlu ise
babasının isteklerine karşı geldi ve bu şekilde babasını daha sert
yaptırımlar uygulamaya zorlamış oldu.
Sonuçta Queensberry toplumu yönlendirmek için Wilde'a
karşı bir saldırı kampanyası başlattı.

Son darbe Wilde'ın üyesi olduğı bir kulübe bırakılan kart
ile geldi. Kartta "yumuşak Oscar Wilde'a" yazmaktaydı. Wilde
saldırıya uğramıştı ve bu kampanyaya son vermek için bu adama karşı
bir iftira davası açmaya karar verdi.

Wilde'ın yakın çevresi, davadan vazgeçmesi için ona yalvardılar.
Zira mahkemenin araştırmaları esnasında bazı şeylerin ortaya çıkmasından
korkuyorlardı. Wilde onları görmezlikten geldi çünkü zekasından
ve üstün yeteneklerinden emindi. Ne yazık ki, Wilde'ın zekası,
sayıları onu aşan gencin danışıklı ifadelerini önlemeye yetmedi.
Bu ifadelerle Wilde'ın ismi ile reklam yapmak istiyorlardı.
Böylece Wilde'ın yasadışı davranışları kamuoyunun gözleri
önüne çıkmış oldu.

Eldeki kanıtları inceleyen hakim Wilde'ın davasını sonuçlandırmakta
gecikmedi.

Wilde davayı kaybetti ve birkaç saat içinde ahlaksızlık suçlamasıyla
tutuklandı. Kamuoyu önünde yalan ifadeler vermekten tutuklanmıştı.
Hazır bir savunması olmadan ve tüm yakınları yardımına gelmekten
korkarken hüküm giydi ve iki sene için ceza yasasına göre sürgüne
gönderildi.

Wilde toplumdaki konumunun, onu adaletin keskin kılıcından
koruyacağını düşünmüştü. Koruyabilirdi de...Fakat yüksek sosyetenin
önde gelenlerine bile özel hayatlarındaki hobileri kamuoyundan gizlemeden
yaşamak konusunda hoşgörülü davranılmıyordu.

Serbest bırakıldıktan sonra, Bosie ile uzlaşmayı denedi ama
başaramadı. Kırkaltı yaşındayken Paris'te, kalbi kırık olarak
öldü.

Diğer
yazıları için tıklayın
|