Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR


ÖNCE
DEMOKRASİ


Güncelleme: 14. 06. 2007
Demokratikleşmek İçin Sivil Refleks Bekliyoruz
Turan Eser -Alevi Bektaşi Kuruluşları Federasyonu (14. 06. 2007)
'Sivil toplum' ne kadar sivil?
Cenap Çakmak - Zaman (14. 06. 2007)
Kitlesel Refleks Çağrısı Bir İhtiyaç mı?
Dr. Bilal Sambur - Zaman (14. 06. 2007)
Kokoreç ve Demokrasi
Hüsnü Öndül - Evrensel (14. 06. 2007)

'Sivil toplum' ne kadar sivil? (Devamı)

Ancak bu karışıklığa rağmen bir sivil toplum örgütünün örneğin nükleer silahlanmayı, demokrasi karşıtlığını ya da daha fazla üretim için daha çok ağaç kesilmesini teşvik ettiğini düşünmek söz konusu olamaz; ya da tersinden bakarsak, böyle bir gündemi olan bir örgütlenmeyi sivil toplum kategorisinde değerlendirmek mümkün değildir.

İkinci önemli şart ise ilgili örgütün hiçbir şekilde şiddet eylemlerine başvurmaması ve hatta ne olursa olsun şiddet kullanımını açık bir şekilde reddetmesidir. Bir örgütün sivil toplum örgütü mü terör örgütü mü olduğunu belirlemede kullanılan en temel ölçüt budur. Üçüncüsü ise siyaset dışılıktır. Ancak bu, ilgili örgütün siyasi taleplerinin olmaması gerektiği şeklinde anlaşılmamalıdır.

Bir örgütün sivil toplum kapsamında değerlendirilebilmesi için bu örgütün devlet kurumları -siyasi partiler de dâhil-bir bağının olmaması şarttır. Bu kriter sivil toplum tanımında öncelikli öneme sahiptir. Bu nedenledir ki çoğu kere sivil toplum örgütü yerine, örgütün siyaset ve devlet dışı niteliğini vurgulamak üzere hükümet-dışı örgüt (non-governmental organization) kavramı kullanılır.

Kavramın Türkçe karşılığı olarak yaygın bir şekilde kullanılan "hükümet-dışı örgüt" eksik -ve aslında yanıltıcı- ise de sivil toplum örgütünün en önemli niteliği hakkında bir ipucu da vermektedir. Devlet dışılığın bir sivil toplum örgütü için önemli olmasının en önemli nedeni örgütün ancak bu sayede bağımsız kalabilmesi ile yakından ilgilidir. Bu nedenledir ki bazı sivil toplum örgütleri devlet kurumlarından hiçbir şekilde destek -fikri, manevi ya da maddi- kabul etmemektedir.

TÜRKİYE'DE DURUM NE?
Yukarıdaki üç genel kriter, sivil toplum etiketini hak etmenin hiç de kolay olmadığını göstermektedir. Dahası, sivil toplum örgütü olabilmek için bu üç kriteri sağlamak da yeterli olmayabilir. Bu açıdan bakıldığında kendine sivil toplum yakıştırmasını uygun gören çok sayıda örgütlenmenin aslında bu özel kategoriye girmediği sonucuna varmak mümkündür. Belirtmek gerekir ki bu sorun dünyanın her tarafında mevcuttur; hatta sivil toplum görünümlü, ancak gündemi sivil toplumun asgari şartlarını dahi sağlamayan örgütlenmeleri ifade etmek üzere özel bir terim (GONGO-governmental non-governmental organizations) bile üretilmiştir.

Dolayısıyla esasen tam olarak sivil olmayan "sivil" örgütler sorunu sadece Türkiye'ye özgü değildir. Ama Türkiye bağlamında asıl problem bu pek de sivil olmayan örgütlerin "sivil toplum"u temsil ediyor iddiasında bulunmalarıdır. Sırf ulusal mevzuata göre dernek ya da vakıf kategorisinde bulunmak "sivil toplum" örgütü olmak için yeterli değildir; hatta bu sınıfta değerlendirilmek için vakıf ya da dernek olmak şart bile değildir. Ama özellikle devlet dışılık ilkesi açısından ciddi sorunlar taşıyan dernek ya da vakıfların kendilerini sivil toplum örgütü olarak sunmaya devam etmeleri Türkiye'nin sivil toplum kültürünün yeterince gelişmediğinin önemli bir işaretidir.

Devlet kurumlarının çağrısı ile harekete geçmek ve devlet kurumlarından açıkça finansal destek almak sivil toplum temsilcisi olma iddiası ile keskin bir şekilde çelişmektedir. Böylesi bir tutum, teröre karşı olmak gibi son derece meşru ve de ahlaki bir duruşu zedelemekten öte bir işe yaramayacaktır.

Devlet eliyle teröre karşı olma görüntüsü bir sivil toplum örgütünün benimseyebileceği bir şey değildir ve olmamalıdır.

* Rutgers Üniversitesi Araştırmacısı

Makalenin baş tarafına dönmek için
tıklayın


ig

Kitlesel refleks çağrısı bir ihtiyaç mı?
Teröre karşı kitlesel refleks her zaman gösterilmiştir. Şimdi yapılan çağrıyı tehlikeli kılan içinden geçtiğimiz kriz halidir. Bu ortamda yapılacak kitlesel tepkiler manipüle edilmeye açıktır ve bu yönüyle her zaman potansiyel tehlike taşırlar

Dr. Bilal Sambur (*) -Zaman:
Toplum, etnik, dini, kültürel sosyal ve siyasal çoğulculuğa dayalı kompleks olgulardan oluşmaktadır. Bir toplumda farklılıkları koruyarak bir arada barışçıl bir şekilde yaşamanın alt yapısını, bütün farklılıkların dış müdahalelerden uzak olarak doğal bir şekilde gelişerek varlıklarını sürdürmeleri gerektiği fikri oluşturmaktadır. Çoğulcu niteliğe sahip olan topluma müdahale etmek gibi bir görevi ve hakkı olmayan devlet kurumu da, yasama, güvenlik ve adalet gibi görevlerini insan temel hak ve hürriyetlerine bağlı kalarak yerine getirdiği sürece meşruluğunu koruyan bir yapı konumundadır. Çoğulcu toplum, doğal sosyal gelişim ve hukukla sınırlı devlet düşüncelerine yabancı olan anlayışlar, devlet gücünü kullanmak suretiyle topluma totaliter bir hayat tarzını dayatmayı meşru görebilmektedirler.

Devletin toplum üzerindeki egemenliğini koruma ve kollama adına sanal araçlar dahil her türlü sosyal, siyasi, bürokratik, yargısal, ekonomik, diplomatik ve iletişimsel metodu kullananların, hiçbir sınır ve ölçü tanımadıklarını tecrübelerimiz çerçevesinde söyleme imkanına sahip bulunmaktayız. Toplum içinde bürokrat iktidarın uzantısı olarak teşkilatlanan örgütler ve mitingler aracılığıyla, bürokratik egemenliğin toplum tarafından da meşru görüldüğünün ortaya konulmaya çalışıldığını gözlemlemekteyiz.

MİTİNGLERİN ÜÇ SONUCU
Bürokratik bir devlet kurumu gibi çalışan örgütlerin düzenlediği mitinglerle, birtakım siyasi sonuçlar elde edilmeye çalışılmıştır. Birincisi, bürokratik devletin siyasi ayağını oluşturan sözde parti özde bir bürokratik kurum olan teşkilata kitlelerden siyasal destek temin edilmeye çalışılmıştır. İkincisi, iktidara karşı ortak cephe sloganıyla diğer partiler arasında gerçekleştirilmeye çalışılan işbirlikleri girişimleriyle, siyaset bir bütün olarak bürokratik iktidar için dikensiz bir gül bahçesine dönüştürülmeye çalışılmıştır. Üçüncüsü yığın gösterilerinde yapılan laiklik ve cumhuriyet tekelciliğiyle geniş toplum kesimleri ötekileştirilmiş ve sosyal barış derin bir şekilde tahrip edilmiştir.

Dikkatli bir şekilde ve uzun bir zamana yayılarak yürütülen çok boyutlu bir projenin aşamalarının, günü geldiğinde kademeli olarak 'görülen el' tarafından yürürlüğe konulduğuna şahit olmaktayız. Bu projenin en son aşamasını, halktan teröre karşı kitlesel refleks göstermelerini isteyen talimat oluşturmaktadır. Verilen bu talimat üzerine daha önceki mitingleri düzenleyen dernekler, derhal yeni mitingler düzenlemenin hazırlığına giriştiler.


Makalenin devamını okumak için tıklayın



ig

 


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 



Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla