Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR


ÖNCE
DEMOKRASİ


Güncelleme: 14. 06. 2007
Demokratikleşmek İçin Sivil Refleks Bekliyoruz
Turan Eser -Alevi Bektaşi Kuruluşları Federasyonu (14. 06. 2007)
'Sivil toplum' ne kadar sivil?
Cenap Çakmak - Zaman (14. 06. 2007)
Kitlesel Refleks Çağrısı Bir İhtiyaç mı?
Dr. Bilal Sambur - Zaman (14. 06. 2007)
Kokoreç ve Demokrasi
Hüsnü Öndül - Evrensel (14. 06. 2007)

Demokratikleşmek İçin
Sivil Refleks Bekliyoruz

Turan Eser - Alevi Bektaşi Kuruluşları Federasyonu:
Türkiye sonucu belirsiz bir geleceğe sürükleniyor. Toplum demokratikleşme ve sivilleşme yönünde çağrıların değil, "hazır ol" refleksinin arkasına dizilmeye çağrılıyor. Sınır berisinde çözüm bekleyen sorunlar erteleniyor ve demokratik çözümlerden uzaklaşılıyor. Gerilimi artırmak Türkiye'ye fayda sağlamıyor.

Türkiye'nin derhal çözmesi gereken sorunları, sosyal, ekonomik, hukuksal, siyasi ve demokratik alanda sıralamak mümkündür; İşsizlik sorunu, gelir dağılımındaki adaletsizlik, eğitim sorunu, gençlerin mesleki eğitim sorunu, sağlık sistemi sorunu, laiklik meselesi, demokratikleşme ihtiyacı, Alevilerin beklentileri ve eşitlik talebi, Kürt sorununda barışçıl çözüm için diyalog, gayri Müslimlerin ötekileştirilmesini engelleme ve eşit haklar sorunu, emekçilerin ekonomik, demokratik ve sosyal talepleri ve beklentileri, sendikalaşma ve örgütlenme özgürlüğü, yoksulluk sorunu.

Kısacası ihmal, inkar edilmiş ve dışlanmışların sorunları tartışılmıyor! Siyasi çözümler aranmıyor.

Çözümsüzlüğe itiraz edenler, demokrasi, barış ve insan hakları talebi ile ortaya çıkanları hedef gösteren bildiriler ve "toplumsal refleks" beklentileri ile toplumsal dayanışma ve barış zedeleniyor.

ABF olarak her türden şiddet biçimini red ediyoruz. Ülkemizde kardeş kanının durdurulması ve annelerin gözyaşlarının dindirilmesi gerekir. Şiddetten arındırılmış çözüm yollarını tıkayanlar, kim olursa olsun, halkın vicdanında suçlular olarak kalacaktır...

Asker ya da sivil gençlerimizin bu çatışmalarda hayatlarını kaybetmesini istemiyoruz.

Bugüne kadar 24 kez düzenlenen sınır ötesi operasyondan sonuç alınamamıştır. Sonuç alınacak yer meclistir. Diyalog ve barışçıl çözümdür. Toplum olarak, şiddet, çatışma, ve gerilim ortamlarından rahatsızız.

"Kitlesel refleks" çağrıları ile bölünmeye, gerilime ve çatışmaya zemin hazırlayarak, toplumun ortak paydalarda buluşmasını engellemeyelim.

Çözüm bellidir; eşitlikten, emekten, demokrasiden, kardeşlikten, barıştan, özgürlükten, cumhuriyetten, laiklikten, soysal-hukuk devletinden ve insandan yana bir Türkiye.

ABF olarak herkesi böyle bir Türkiye'de buluşmak için toplumsal refleks göstermeye davet ediyoruz.
Kamuoyunun bilgisine saygılarımızla sunarız.

Alevi Bektaşi Kuruluşları Federasyonu (ABF)
Turan Eser, Genel Sekreter

ig

'Sivil toplum' ne kadar sivil?
Cenap Çakmak (*) - Zaman
Dünyada sivil toplum kuruluşu olmanın üç kriteri vardır. Bunlar, 'sorun odaklı' olma, 'şiddet içermeyen eylemlilik' ve 'devlet-dışı' yapılar olmasıdır. Türkiye'de bu kriterleri sağlayan kurum sayısı ne yazık ki sınırlı

Genelkurmay'ın teröre karşı kitlesel tepki istediği bildirisi anında karşılık gördü. Çağrıdan vazife çıkaran bazı "sivil" örgütler terörü lanetleyen etkinlikler düzenleyeceklerini duyurdu. Gerek en üst düzey askeri otorite olan Genelkurmay'ın böyle bir çağrıda bulunması gerekse de kendini sivil gören örgütlerin teröre tepkilerini açık bir şekilde ortaya koymasının herhangi bir sakıncası yok. Genelkurmay'ın isteği ya da teröre sivil tepki meşruiyet açısından tartışmalı değil. Ancak "sivil" örgütlerin Genelkurmay açıklamasından sonra harekete geçmeleri, ilgili aktörlerin sivilliklerinin sorgulanması için yeterli bir neden.

SİVİL TOPLUM TEORİSİ
Sivil toplum konusunda bugüne kadar yapılmış teorik yaklaşımlar ve ampirik alan çalışmaları "sivil toplum"a ait alanın sınırları, hangi örgütlerin sivil toplum tanımına uygun olduğu ve sivil toplum faaliyetlerinin ne olması gerektiğine dair kesin bir çerçeve henüz ortaya koyamadı. Büyük ölçüde bu belirsizlik nedeni ile birçok örgüt kendini sivil toplumun temsilcisi olarak görebilmektedir. Kavramsal ve teorik çerçevenin belirsizliğine hukuksal zeminin olmayışı da eklenince sivil toplum konusundaki karmaşa daha da artıyor. Sonuç olarak bugün ne belirli bir sivil toplum örgütü tanımından ne de bu örgütleri hukuki bir çerçeveye oturtan genel kabul gören uluslararası bir sözleşmeden söz edebiliyoruz.

Bu nedenle sivil toplum örgütlerinin faaliyet alanları ve hukuki altyapısını belirlemede çoğu kere ulusal mevzuatlar kullanılıyor. Örneğin ülkemizde sivil toplum örgütü şeklinde bir hukuki kategori bulunmazken vakıf ya da dernek türü örgütlenmeler sivil toplum kategorisinde değerlendiriliyor. Ancak bu ayrımın eksik olduğu açıktır; zira dernek olduğu halde evrensel ölçütlere göre sivil toplum temsilcisi olarak kabul edilmesi mümkün olmayan örgütlenmeler olabileceği gibi vakıf ya da dernek başlığı taşımayan ancak yine aynı ölçütlere göre sivil toplum örgütü sayılması gereken topluluklar da göz ardı edilebilmektedir.

STK OLMANIN KOŞULLARI
Uluslar arası literatür sivil toplum alanında yeterli değilse de belli başlı ve herkesçe kabul edilebilir bazı prensipler ortaya koymuştur. Bir örgütlenme biçiminin "sivil toplum" örgütlenmesi olarak adlandırılmasının asgari koşullarını belirleyen bu ilkeler tanım sorununa kısmi bir çözüm getirmektedir.

Buna göre bir topluluk ya da girişimin sivil toplum örgütlenmesi olarak görülmesinin ilk ve temel şartı bu örgütlenmenin normatif bir yanının olmasıdır. Diğer bir ifadeyle, söz konusu örgütlenme ahlaki açıdan bir sorun alanında faaliyet gösteriyor olmalıdır.

Bu çerçevede verilebilecek en genel ve geçerli örnekler insan hakları ve çevre sorunlarıdır. Ancak pratikte ahlaki açıdan neyin doğru neyin yanlış olduğunu belirlemek her zaman kolay değildir. Örneğin etik olarak oldukça tartışmalı olan kürtaj konusunda muhafazakâr sivil toplum örgütleri aile mefhumuna zarar verdiği gerekçesi ile kürtaja karşı çıkarken daha liberal örgütler konuyu kadın hakları bağlamında değerlendirmeyi ve kürtajı bir hak olarak desteklemeyi tercih edebilmektedir.

Makalenin devamını okumak için tıklayın



ig

 


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 



Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla