Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR


ÖNCE
DEMOKRASİ


Güncelleme: 06. 06. 2007

27 Nisan Muhtırasının Ekonomi Politiği
(Devam)

Bu ekonomik verilere göre,
- Küresel ekonomik gelişmelerden kolaylıkla etkilenecek ve son derece kırılgan olduğu söylenen ekonomik yapı, dünya ekonomistlerinin ifade ettikleri küresel krizin yakın dönemde görülebileceğine ait işaretlerin olduğu,
- Gerek dış dünyada gerekse iç ekonomik her hangi olumsuz ekonomik gelişme domino taşı gibi tüm ekonomik alanları içine alacak derin bir krize dönüşme potansiyeli taşıdığı,
- Devlet ve özel sektörün yanı sıra vatandaşın da gırtlağına kadar borç içinde olduğunu,
- Borçlanma politikalarında da darboğaza girildiği ve bu politik tercihin kendi sınırına dayandığı,
-
Yeni bir ekonomik krizle karşı karşıya kalındığında, krizden çıkmak için üzerine basılacak toplum kesimlerinin de gırtlağına kadar borç içinde bulunduğu, bir ortamda yaşıyoruz.

AKP dahil hangi parti veya partiler birlikteliğinin oluşturacağı hükümet yaşanacak ekonomik krizde geniş toplum kesimlerini (üstelik gırtlağına kadar borç içinde) tepki göstertmeden, onların sırtına basarak yeni fedakârlıklara katlanmayı kabul ettirebilir?

Laiklik fay hattının 'meşru zeminde' zorlanması ve PKK üzerinden Kuzey Irakta ki gelişmeler ile Kerkük tartışmalarını 'yaratılacak meşru zeminin' bu tablo ile bir ilişkisi var mıdır?

Dini gericilik, Kürt sorunu gibi hepimizi yakından ilgilendiren toplumsal sorunları özde tartışmak ve çözümler geliştirmek durumundayız.

Egemen sınıfların ekonomik çıkmazları gizlemek ve/veya olası ekonomik krizinden çıkmada gerek laiklik gerekse de Kürt kartını bir kaldıraç gibi kullanmaktadır.

Onların bu amaca dönük ideolojik-politik stratejilerinin içinde yer almak geliştirdikleri stratejinin bir parçası haline gelinmesine ve hegemonyalarının daha da güçlenmesine yol açmaktadır.

Bu sınıfların kendi ihtiyaçlarına uygun bir zeminde, topluma dayatma biçiminde getirdikleri sorunlarının içine kendimizi hapsetmeden, üzerimize gelen ekonomik çöküşe ve bunun yol açabileceği olası rejim değişikliklerine toplumun dikkatini çekmek durumundayız.

Kurt kapanı kurulmuştur. Kendimizi toplumla birlikte bu kapandan kurtarmak bizlerin elindedir.


Röportajın baş tarafına dönmek için tıklayınız

ig

Darbe Kokusu, Asker Korkusu…
Ali Bayramoğlu / Yeni Şafak:
Malum Türkiye'de olağan dönemlerde, yani sıkıyönetim, olağanüstü haller ve iç güvenlik harekâtları dışında askerin iç güvenlikle ilgisi kağıt üzerinde son derece sınırlı ve sıkı kurallara bağlıdır.
Asker ancak mülki amir kendisinden yardım ister, birlik talep ederse devreye girer.
Bu ilke her yerde, demokratik düzenlerin "olmazsa olmaz" kurallarından birisidir.
Bizde işler ters işler…
Nitekim Kara Kuvvetleri, EMASYA (Emniyet, Asayiş ve Yardımlaşma) Protokolü'nden hareketle iç güvenlikte, asayiş yapı ve politikalarında önemli bir tutar.
Her ilde mevcut olan, Kara Kuvvetlerine bağlı olan EMASYA birlikleri, bu protokole göre ön tedbir gerekçesiyle, 24 saat esasına göre çalışan güvenlik merkezleriyle her tür toplumsal ve siyasal gelişmeyi, kişi ve grubu izler, değerlendirme yapar ve validen talep gelmeden olaylara karışma yetkisi taşırlar.
1997'den bu yana bu yapılanmayla sivil emniyet alanı bir ölçüde askerileşmiş, mülki otorite ve askeri birim arasındaki hiyerarşi kimi noktalarda ters yüz olmuştur.
Öylesine ki, Türk Silahlı Kuvvetleri iç güvenlik doktrinini, birlik yapılarını ve ilişkilerini bu duruma göre yenilemiştir.
Bu konudan sık söz ederiz…
Bu EMASYA protokolü ne zaman iptal edilecek diye bekleriz… Başbakan, bundan 4 yıl önce sarfettiği "Biz bunu hemen iptal ederiz" sözlerini tekrar ne zaman hatırlayacak diye sorarız. Ama bekleyiş de nafiledir, sorular da…
Zira bu ülkede cumhuriyetin özü askeridir, demokrasinin çıtası düşüktür.
Başta asker olmak üzere kimilerine göre demokrasinin fazlası Türkiye'nin birliğini, bütünlüğünü, laikliğini tehlikeye atar.
Siyaset bu öz üzerinden, bu çıtanın altında ve bu koşullarda yapılır.
Bir süredir soluduğumuz darbe sürecinin yarattığı ortamda kimi girişimler Türk demokrasisinin sınırlarını ve cumhuriyetin askeri özünü beklentiyi zaman zaman tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Bunlardan birisi de EMASYA konusunda oldu…
TBMM Adalet Komisyonu'nda polisinin yetkilerinin genişletilmesini öngören kanun teklifi Meclis Adalet Komisyonu'nda tartışılırken, Jandarma Genel Komutanlığı temsilcisi inanılmaz bir talepte bulundu.
Jandarma Genel Komutanlığı temsilcisi olarak katılan hakim yüzbaşı Mehmet Şimşek EMASYA birlikleri olarak görev yapan Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na bağlı askeri birliklere müdahalede bulundukları toplumsal olaylarda adli soruşturma yapma yetkisi verilmesini istedi.
Gerçekten inanılır gibi değil…
Emniyet ve jandarma dışında, kara kuvvetleri birlikleri de adli takibat yapma yetkisi istiyor…
Bu teklifin tepki görmesi ve reddedilmesi insanın içini rahatlatmıyor. Yeni Şafak'taki habere göre toplantının ardından komisyon uzmanı Doç. Dr. Cumhur Şahin, Hakim Yüzbaşı Mehmet Şimşek'e
"Sen hukukçusun. Anladık emir erisin. Ama bir hukukçu olarak sen bari bu talebi gündeme getirme" demiş…
Galiba asıl sorun burada…
Böyle bir teklifin düşünülebilmesinde, dile getirilmesinde, buna cesaret edilmesinde…
Teklif kişiden değil, kurumdan geliyor.
Jandarma Genel Komutanlığı ve bağlı olduğu Genelkurmay Başkanlığı böyle bir fikri, bilinmez hangi hukuki ya da kurumsal mantığa sığınarak, hangi cesaretle teklif edebiliyorlar?..
Bu yetki verilse, asker muhtemelen bir süre sonra takip ettikleri toplumsal olaylar hakkında da adli soruşturma yetkisi ister…
Ama istenilen bu…
İstenilen tam anlamıyla askeri bir demokrasi
Açık: Önümüzdeki günlerin ana meselesi bu arayışla demokratik direnç arasındaki mücadeledir...


ig
image.gif


 



Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla