Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR


ÖNCE
DEMOKRASİ


Güncelleme: 06. 06. 2007

27 Nisan Muhtırasının Ekonomi Politiği (Devam)

IMF tarafından hazırlanmış olan 24 Ocak ekonomik istikrar programı ile:
1. Yüzde 32,7 oranında devalüasyon yapılarak günlük kur uygulamasına geçilmiştir. 1980 başında 47 TL olan ABD Doları yıl sonunda 90 TL'ye çıkmıştı.
2. Devletin ekonomideki payını ve etkinliğini küçülten önlemler uygulamaya kondu.
3. KİT'lerdeki ve tarım ürünlerindeki destekler sınırlandırıldı.
4. Enerji, ulaşım ve gübre dışındaki tüm sübvansiyonlar kaldırıldı.
5. Dış ticarette, yabancı sermaye yatırımlarında ve kar transferlerinde sermayeye yeni kolaylıklar getirildi.
6. Sermaye kesimine vergi, düşük faizli kredi, gümrük muafiyeti vb, teşvikler sağlandı vb.

24 Ocak kararları ancak 12 Eylül'ün demir yumruğu altında uygulanabilirdi. Sendikal örgütler başta olmak üzere meslek kuruluşları, dernekler ve siyasi partiler kapatılmalı, yasama ve yürütme gücü tek elde toplanarak tartışmasız bir ortamda sınırsız yetkilere sahip bir yönetim sağlanmalıydı. Kısacası 12 Eylül darbesinin özde nedeni 24 Ocak kararlarının uygulanması olup, 'sözde nedenler' de muhtıralarda yer alan milli birlik ve halkın can, mal güvenliğiydi.


27 NİSAN 2007 E-BİLDİRİSİ
27 Nisan 2007 tarihinde gece yarısına doğru TSK web sayfasında bir açıklama yapıldı. Bu bir 'muhtıra' özelliği taşıyordu. Etkisi de hemen kendisini hissettirdi.

Muhtıranın nedeni
'Türkiye Cumhuriyeti devletinin, başta laiklik olmak üzere, temel değerlerini aşındırmak,
- Halkımızın kutsal dini duygularını istismar etmek, din kisvesi arkasına saklanarak, asıl amaçlarını gizlemek... devlete açık bir meydan okumak "
- Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinin, laikliğin tartışılması konusuna odaklanmış olması
- ....Ülkemizin birlik ve bütünlüğüne karşı yürütülen yıkıcı ve bölücü eylemlerle şaşırtıcı bir benzerlik taşıması.
- "Ne mutlu Türküm diyene!" anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanı olarak ilan edilmesi" olarak söylenmektedir.

Bildiride ekonomik sorunlarla veya çıkmazlarla ilgili hiçbir saptama görülmemektedir.

27 Nisan muhtırasında ekonomik gidişatın rolünü görebilmek için ekonomik verilere yakından bakmak gerekmektedir.

Ekonomik duruma ilişkin ağırlıklı olarak söylenenler:
- Enflasyonun kontrol altına alındığı ve yüzde 10 altına çekildiği,
- Ekonomik büyümenin yüzde 6 olarak sürdürüldüğü,
- YTL'nın dövize karşı değerini koruduğu ve YTL güven duyulduğu, - Borsa endeksinin 46 ooo'e ulaştığı,
- Özelleştirmelerde önemli mesafeler alındığı,
- Yurtdışından yabancı sermaye girişinin sürdüğü ve yabancı yatırımların arttığı,
- İhracatın attığı ve 90 milyar dolara ulaştığı,
Burjuva ekonomistlerinin ortak değerlendirmesi; bu tablonun olumlu olduğu ancak ekonominin tam olarak düzlüğe çıkmadığı ve küresel gelişmelerden kolaylıkla etkilenebileceği, ekonominin kırılgan yapısını sürdürdüğü şeklindedir.


Ekonomide laf kalabalığını bir yana bırakarak, üzerinde durulmayan ya da pek söylenmeyen rakamlara yakından bakıldığında gerçekleri görebiliriz.

Bu rakamlara, AKP döneminde yapılan 30 milyar dolarlık özelleştirme gelirini de ilave edebiliriz. Bu takdirde AKP hükümetinin 5 yıllık iktidarında toplam borç 215 milyar dolara ulaşmaktadır.

Cari açıkta ise; Cari açığın GSYH'ya oranı AKP hükümeti döneminde yüzde 3-4'lerde iken yüzde 6-8'lere çıkarak 2006 yılında 35 milyar dolara kadar ulaşmıştır.

Bu ekonomik verilere göre,
- Küresel ekonomik gelişmelerden kolaylıkla etkilenecek ve son derece kırılgan olduğu söylenen ekonomik yapı, dünya ekonomistlerinin ifade ettikleri küresel krizin yakın dönemde görülebileceğine ait işaretlerin olduğu,
- Gerek dış dünyada gerekse iç ekonomik her hangi olumsuz ekonomik gelişme domino taşı gibi tüm ekonomik alanları içine alacak derin bir krize dönüşme potansiyeli taşıdığı,
- Devlet ve özel sektörün yanı sıra vatandaşın da gırtlağına kadar borç içinde olduğunu,
- Borçlanma politikalarında da darboğaza girildiği ve bu politik tercihin kendi sınırına dayandığı,
- Yeni bir ekonomik krizle karşı karşıya kalındığında, krizden çıkmak için üzerine basılacak toplum kesimlerinin de gırtlağına kadar borç içinde bulunduğu, bir ortamda yaşıyoruz.


Makalenin devamını okumak için tıklayınız

Makalenin baş tarafına dönmek için tıklayınız

ig

 


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 



Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla