Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR


ÖNCE
DEMOKRASİ


Güncelleme: 04. 06. 2007

M. Kemal gelse, bu Kemalistleri sopayla kovalar
(Devam)

Peki Türkiye Batı'dan ayrılıp yeni bir kampa katılır mı?
Yok öyle bir şey. Türkiye'nin yeri ezelden ebede Batı'dır. Türkiye muasır medeniyetten vazgeçemez. Rusya'da demokrasi olmadığı için Rusya'yla ittifakı gündeme getiriyorlar. Rusya'da demokrasi olsaydı, Rusya'yla ittifaktan şu anda bahsedilmezdi. Biz niye anti-Batıyız? Antidemokrat olduğumuz için. Peki niye pro Rusya'yız? Rusya'da demokrasi yok, onun için.

Darbe tehlikesi var mı sizce?
Hayır yok. Ama siyasete müdahale tehlikesi, siviller arasında üniformasız paşalar olduğu sürece hep var. Yahu bunların İslam'dan korktuğu yok. Asker-sivil bürokrat, aşağıdan yeni bir sınıfın gelip iktidarına ortak olmasından, iktidarını yitirmekten korkuyor. Büyük burjuvazi ise bir şeyden korkuyor. Yerleşik elitlerle yeni elitler halat çekme yarışında ipi koparırlar diye korkuyor. TÜSİAD Başkanı'nın demeçlerinden bunu okumak mümkün. 'Siz didişin, bilek güreşi yapın ama sakın istikrarı bozmayın. Seçimler olsun. Piyasalar altüst olmasın' diye uyarıyor.

Seçimler yapılacak mı sizce?
Yapılacak. Seçimleri yaptırmamak için çok bomba patlatmak gerekir. O kadar çok bomba patlatılabileceğini sanmıyorum... Ankara'daki bombayı patlattığı söylenen çocuğun geçmişi çok karanlık. Ne yaptığı, nerede olduğu bilinmeyen bir dönemi var.

Bu çocuğun kullanıldığı çok açık.
Kimin kullandığını bulmak önemli...

Peki... Size kimlerin oy vermesini bekliyorsunuz?
Eziliyorum, dışlanıyorum, susturuluyorum diyen herkes... Bu ülkede hukuk, demokrasi isteyen herkes... Özgür birey olmak isteyen herkes...

Röportajın baş tarafına dönmek için tıklayınız

ig

Demokrasi nasıl korunur?
Gündüz Vassaf-Radikal:
Demokrasinin ne olup ne olmadığı üzerine yazılar, anlamı üzerine tartışmalar, Eflatun'dan bilmem kime kadar demokrasi tanımları, seçimler yaklaşınca birçok ülkede gündeme gelir. Durum, evlerinde musluklarından bir kaç damla suyla idare etmeye alışanların, belirli günlerde belirli miktarda su kullanmaya şartlandırılanların, susuzluklarını fark etmesine benzer. Demokrasi kelimesinin kullanımı ile demokrasinin varlığı arasında ters orantılı bir ilişki var. Kelime ne kadar çok kullanılıyorsa, demokrasi o kadar yok.

Resmi adlarında demokrasi kelimesi geçen ülkeleri gözden geçirin. Sonra onları, günümüzde isimleri çağdışılığı çağrıştıran ülkelerle karşılaştırın. Bir yanda Kongo Demokratik Cumhuriyeti, bir yanda Norveç Krallığı. Bir yanda Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti, bir yanda Büyük Lüksemburg Dükalığı. ABD'de seçimler yaklaştı. Partilerin aday adayları az çok belli. Paranız yetmezse, arkanızda para babaları yoksa bırakın seçilmeyi, varlığınızdan kimsenin haberi olmaz.


Bu ülkede seçim dönemine girildiğinde yönetim tarzının plutokrasi, yani zenginlerin yönetimi olduğu hep gündeme gelir. Kimi adaylar, sistemi değiştirmek üzere söz verir. Bir sonraki seçimlerde daha da çok parası olan adaylar yarışır.

Cumhurbaşkanı seçiminin gündeme gelmesiyle Türkiye'de de demokrasi olmadığı gene anlaşıldı. Sanki bu ülke kaç seçimdir bir askeri darbenin totaliter anayasasıyla yönetilmiyormuş gibi demokrasimizin tehlikeye girdiğinden söz etmeye başladık.


Gerçi son yıllarda musluklarımızdan her zamankinden çok su akmaya başlamıştı, ama biz gene boyun eğmeye şartlanmamızla durumu idare etmeyi sürdürdük.

Küçük bir örnek.
D'üşünün ki yasalara göre bir üniversite hocasının basında açıklama yapabilmesi için amirinden izin almasının gerektiği, bunu uygulayan YÖK'ün başına askeri darbecilerin tayin ettiği kişinin parlamento rafından geçen hafta devlete hizmetle ödüllendirildiği, bir 'demokrasi' de yaşıyoruz. Türkiye'de 60 küsur üniversitenin ikisinden itiraz sesleri geldi. Diğer yandan YÖK başkanının cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi siyasete müdahalesine kimse karşı çıkmadı.

Totalitarizm, kurumlarımızın ruhuna sinmiş.

Şimdi de başladık demokrasiyi koruyormuşuz gibi ikiye bölünmeye. Tabii bölündükçe, olanı da yitirme tehlikesiyle karşı karşıyayız. Bir tarafta kuvvetler ayrılığını tanımayan, yargı, yasama ve yönetimin tek elde birleşmesine olanak sağlayan askeri anayasadan, fırsat bu fırsat diye iktidarlarını monopolleştirmek isteyenler, bir tarafta demokrasinin, demokratik kurumlarla korunmasıyla güçlerini yitirecek olanlar.


Ortamı geren, ülkeyi bölen iki taraf demokrasiye bağlılıklarını söylerken, mevcut sistemde milletin oylarının parlamentoya yansımaması konusunda sessizler. Oylarımızın yarıya yakınının çöpe atılmasına göz yuman bizler de sessiziz.

Sessiziz çünkü olanla idare etmeye alıştık. Taraflar kendi güçlerini korumaktan yana.

Bari biz onların arasındaki çatışmaya katılıp, taraf olup, kızıştırılan ortamlarda bir o yana bir bu yana savrulacağımıza, demokrasiden yana taraf olabilsek.

Son noktadaysa demokrasi, devlet korkusunun olmadığı bir toplum demek.



ig
image.gif




Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla