Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR


ÖNCE
DEMOKRASİ



Kod Adı 64!
Orhan Alkaya / Birgün (05. 10. 2007)

Başörtüsü Serbest Kalırsa
Muhsin Kızılkaya / Birgün
(05. 10. 2007)
Ve Necdet ve Mustafa ve Darbeler
Mehmet Kamış / Zaman (05. 10. 2007)
Siyasi Yelpazenin Solu Olmayınca
Murat Aksoy / Yeni Şafak
(28. 09. 2007)
Türkiye'de Kışla Kültürü Sona Erdi
Nebil Zeki / Radikal 2 (19. 09. 2007)

Türkler, Kürtler, bizler...

Neresinden bakarsanız bakın, nasıl değerlendirirseniz değerlendirin, hangi derin ya da sığ analizi yaparsanız yapın; bir genel seçimin hemen ardından, Kürt partisinin de temsil edildiği Meclis tablosu ortaya çıkmışken terörün Türkiye’yi sınır ötesi operasyon noktasına getirmesi muhteşem bir garabettir.

Bir sorunu çözmek için bütün temel elementlerin bir araya geldiği; tam da ‘Şimdi bir kez daha soğukkanlı düşünerek, çözümü deneyelim’ diyebileceğimiz bir ortamda karşı karşıya bulunduğumuz hal, hiç de iyi bir hal değildir.

DTP’nin Meclis’teki varlığının kanı ebediyen durduracak bir umut olması beklenirken aksine; anlaşılmaz bir şekilde kanın yeniden akması için bahane oldu. 20 milletvekili mengeneye sıkışmış gibi baskı altında ezilirken art arda hatalar da yapmaya başladılar. Siyaset onlara kredi açmayı düşünmedi, onların da -en azından birkaçı- soğukkanlılıklarını erkenden yitirmeye başladı.

Umarız hiç olmazsa bu kadarla kalır da, DTP üzerinden siyasi çözüm denemesi Türkiye demokrasisinin alnına kara bir leke olarak yazılmaz. ‘Kazan-kazan’ umarken vardığımız nokta ‘kaybet-kaybet’ olmaz.

Durumun ciddiyetini anlamak için soğukkanlılığını kaybedenin sadece siyaset olmadığını da görmek gerekiyor. Toplum da soğukkanlılığını yitirdi...

Çünkü, hiç kimse bir daha 2000’e kadar ülkeye art arda travmalar yaşatan terörlü yıllara dönmek istemiyor. Hepimizin bilinçaltında ‘Allah kahretsin’ diyen bir tepki, öfke ve isyan var. Bugünlerde sokaklardan sahalara ulaşan, bazen sert, bazen de milli takım futbolcularının selamı gibi jestten çok bir ilkokul müsameresini andıran tepki zincirinin altında o bilinçaltı yatıyor. Kürtlerin ve Kürtler adına konuşanların bu bilinçaltını anlaması lazımdır.

Terör yeniden kazanacaksa kendimize saygımızı kaybedeceğiz, biliyoruz. Yenmek yenilmek, sınır ötesine geçmek geçmemek değil; bütün sorun yeniden terörle yüzleşmek, yeniden şehit haberi beklemenin o tarifsiz tedirginliğini yaşamaktır.

Peki, koskoca bir ülkeyi sarsan bir avuç PKK’lı mıdır? Yani, bütün Kürt siyasi elitleri ve aydınları ‘teröre karşı’ mesajlar verirken PKK ikiye bölünmüş de bir grubu başına buyruk bir ölüm makinesine mi dönüşmüştür. Bu komplo teorisi durumu açıklamaya yeter mi?

Elbette hayır... Bir avuç terörist ‘şiddet çözüm değil’ diyen ezici Türk-Kürt çoğunluğunu dize mi getirecek? Onca yılın kanlı tecrübesi boşa gidecek ve sanki o yıllar hiç yaşanmamış gibi her şey yeniden mi başlayacak?

Öyleyse bırakalım terör vursun ve bizler de akılla çözemediğimiz sorunu bastırmak için daha fazla gencimizi ölüme gönderelim. Hiçbir şeyin çözülemeyeceğini bile bile...

Oysa Türkiye için teröre gereken en sert cevabı vermekten daha önemli olan şey terörü kurutabilmektir. Bu başarılamadıktan sonra yapılacak şey ne olursa olsun ‘en iyi şey’ olmayacaktır. Adına ‘çözüm’ demek mümkün olamayacağı gibi ülkeyi de hiçbir zaman rahatlatmayacaktır. Nereden biliyoruz? Çünkü, o yollardan, o yıllardan geçtik ve hatıralarımız hiç de iyi değil...

Ancak, operasyon çözüm değil diye bir devletten oturup durmasını beklemek de hayaldir. Askerine doğrulan silaha elbette ki kayıtsız kalmayacaktır. Hiçbir devletin bu hakkı tartışılmaz, tartışılmıyor da... PKK, Türk Kürt ayırmadan insanları öldürürken tartışmayı buradan başlatmak sorunu ebediyyen çözümsüzlüğe mahkum etmektir.

Ama çözüm hálá mümkün...

Ahmet Türk, ‘Gelin sınır ötesi operasyona dönüşmeyecek bir mantığı hep birlikte kuralım. Silahları, çatışmayı acaba nasıl durdurabiliriz...’ diyor. Niyetinden şüphe duymayalım ve tam oradan başlayalım...

Kürtler, Kürt aydınları; şiddete ve PKK terörüne karşı kendilerini ortaya koysunlar. Bir yandan siyaset öte yandan terör kartıyla masaya oturmak isteyenleri ayıklasınlar. Türkler, Türk aydınları bir kez daha orada neler olduğu üzerine samimiyetle kafa yorsunlar.

Türkler, Kürtler yani bizler... Bir kez daha, tepeye çıkardığımız Sisifos’un kayasını aşağıya, kendi üzerimize yuvarlamayalım.

Mustafa Karaalioğlu (Star Gazetesi)

 

ig

 

Baş tarafa dönmek için tıklayın

 

 


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla